• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 19 °C

Bakın bu toplumu kimler yönetiyor!

M.Tanzer Ünal

Bakın bu toplumu kimler yönetiyor!

                                               ********

OLAY BİR-“Soruşturma dosyasındaki imar planları, Başbakan’ın talimatıyla yapıldı. Bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ediyorum. Başbakan’ın da istifa etmesi gerektiğine inanıyorum…”

Bu sözleri Erdoğan Bayraktar 25 Aralık 2013 tarihinde, “yolsuzluk iddiaları” yüzünden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan istifa ederken söylemişti.

Aynı Erdoğan Bayraktar’ın 3 Şubat 2014 tarihinde söylediği sözler ise şöyle:

“Şahsıma isnat edilen imar usulsüzlükleri mesnetsizdir. Başbakanımız, 40 yıldır benim davamın lideridir. İstifa kelimesini maksadını aşan şekilde kullandım. Liderimden özür diliyorum…”

Gördünüz…

Yıllarca bakanlık koltuğunda oturan Bayraktar, 40 gün önce suçladığı Başbakan Erdoğan’ı, 40 gün sonra övüyor.

OLAY İKİ- Yer Afyon… Trafik polisi gece kontrolü yapıyor. Durdurulan bir aracın sahibi, AKP Sındırgı belediye başkan adayı… Aracın belgelerinde eksiklik var. Bu nedenle polisle araç sahibi arasında tartışma çıkıyor. AKP’li aday, kendini tanıtıp yoluna devam etmek istiyor, polis direnince valiyi arıyor.

Vali, polise telefon ediyor, “Arabayı işlem yapmadan bırak” diyor.

Polis, yasaları hatırlatıyor, arabayı bırakmamakta ısrar ediyor.

Vali, bu duruma çok kızıyor ve telefonda avazı çıktığı kadar bağırıyor:

“Aferin devam et o…..çocuğu!”

 Ne müthiş değil mi?

Vali, bir polise, yasalar çerçevesinde görevini yaptığı için “o….. çocuğu” diyor.

                                                                              *******

Bunlar, “taze” örnekler.

Son iki günün örnekleri…

Eskileri, örneğin “gavatçı vali”yi filan tekrar yazmaya kalksam, bu köşe almaz.

Şimdi anladınız mı, yıllardır burnumuzun neden “bok”tan kurtulmadığını?

 

 

 

 

Ayranımız yok içmeye…

                                               *********

Hadi çekinmeyin, getirin devamını!

Öyle…

*Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye.

*Ayranı yok içmeye, gümüş köprü ister geçmeye.

Falan da demeyin, doğrusunu söyleyin!

*Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider sıç…..

Durumumuz aynen böyle!

                                                               *******

2013 rakamları, önümüze dökülmeye başladı…

Dış ticaret açığımız 100 milyar dolar civarında.

151 milyar dolar ihracatımız, 251 milyar dolar ithalatımız var.

Cari açığımız, yani döviz açığımız ise 63 milyar dolar…

Geçen yıllarda bu rakamlar farklı mıydı?

Aşağı yukarı aynı...

Hep eksi, hep eksi!

Ülkeyi yönetenler, yıllardır bu olumsuz gidişi “petrol ithalatı” na bağlarlar.

“Ne yapalım, enerjide dışa bağımlıyız” deyip kendilerini kurtarmaya çalışırlar.

Hani o meşhur “hırsız hikâyesi”nde olduğu gibi…

Tamam, hırsız suçlu da, ev sahibinin hiç mi suçu yok?

Bu kadar “dış ticaret açığı”, bu kadar “cari açık”, nereden kaynaklanıyor?

Yeteri kadar, daha doğrusu “ihraç edebileceğimiz”, mal üretmiyoruz.

Bunun yanı sıra “lüks tüketimimiz” inanılmaz boyutlarda.

Geçen yıl tam 30 milyar dolarlık lüks tüketim maddesi ithal etmişiz.

Bunların arasında neler mi var?

*OTOMOBİL-8 milyar 113 milyon dolar.

*PURO-505 milyon dolar.

*ÇİKOLATA-512 milyon dolar.

*KAHVE-246 milyon dolar.

*EYER VE KOŞU TAKIMI-547 milyon dolar.

*YAKUT, ELMAS- 16 milyon dolar.

*OYUNCAK-693 milyon dolar.

*ANTİKA EŞYALAR-50 milyon dolar.

*HİJYENİK HAVLU, BEBEK BEZİ, KALEM, ÇAKMAK, FERMUAR-526 milyon dolar.

*CANLI BİTKİLER VE ÇİÇEK- 92 milyon dolar.

*CEP TELEFONU AKSESUVARI-70 milyon dolar.

*CEP TELEFONU-(Kesin rakam henüz açıklanmadı. 10 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.)

Ana kalemler bunlar…

Mutlaka yukarıdaki listede yer almayan ürünler de vardır.

                                                                              ********

Ne dersiniz?

Durumumuz tam “Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider sıç….” ifadesinde olduğu gibi değil mi?

“Yoksulluğuna bakmadan gösteriş yapmaya kalkanların gülünçlüğü” içindeyiz.

Yurt dışından borç alıyoruz…

Borç aldığımız o paralarla, yine yurt dışından cep telefonu, lüks otomobil, puro, çikolata, oyuncak, yakut, elmas, çiçek, süs bitkisi, antika eşyalar satın alıyoruz.

Biz ne biçim milletiz?

“Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” diye hiç düşünmüyoruz.

Avrupa ülkelerinde, cep telefonunun değişim süresi 2. 5 yıl, bizde 11 ay.

Necip Türk milleti, ortalama 11 ayda bir cep telefonu değiştiriyor.

Kullanılan arabalara bakın, Türkiye’deki Mercedes sayısı, Avrupa’daki Mercedes sayısından daha fazladır.

Üretmemenin ve lüks yaşamanın faturası karşımıza “dış ticaret açığı” ve “cari açık” olarak çıkıyor.

Sözün özü…

Toplum olarak yaşadığımız hayatı hak etmiyoruz.   

Borçla “saltanat” sürüyoruz.

Elbette bunun bir bedeli olacak.

Bu bedeli ödemeye her an hazırlıklı olun!

 

 

 

 

Bu yazı toplam 680 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim