• BIST 107.463
  • Altın 142,712
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,1411
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 28 °C

Balkanlardaki göç faciası…

Fikret Gökmen

Soykırım denildiğinde, hemen akla gelen ve tartışma konusu olan iki olay bilinir. Birincisi Hitler’in Yahudilere uyguladığı bir diğeri de sözde Ermenilerin dile getirdikleri olaylardır.
Bunun çok dile getirilmesinin nedeni Yahudi ve ermeni lobilerinin etkin propagandalarıdır. Oysa belki dünyada yaşanan en büyük soykırım Balkanlarda yaşanmıştır. Ancak ne yazık ki biz bunu bir türlü dünyaya anlatamamışız.
**
Bizim beceremediğimiz bu işi Amerikalı Tarihçi Prof. Justin Mc Crothy araştırmaları ile dünyaya sunmuştur. Yazarın araştırmalarına göre, 1912 – 1914 Balkan Savaşı sırasında zorunlu göçe zorlanan ve katledilenlerin sayısı 1,5 milyon kişinin üzerindedir. Ayrıca Balkan Savaşlarından sonra 1923 yılına kadar sağ olarak göçenlerin sayısı 414 bin kişi iken, aynı dönemde katledilen ve yolda ölenlerin sayısı 650 bin kişidir. Görüldüğü üzere sadece 1912 – 1923 döneminde Balkanlarda katledilen Türklerin sayısı 2 milyonun üzerindedir.
**
Sözde ermeni soykırımını sürekli gündemde tutan batı bu durumu görmezden geliyor. İşte biz bu zulmü yaşayanların torunlarıyız. İnanıyorum ki, her birimiz 80 – 90 yıl geriye doğru köklerimizi inceleyebilsek, bu olaylar nedeniyle balkanlarda bir veya birkaç yakınımızın gömüldüğünü öğrenebileceğimizden eminim. Ben ufak bir araştırma ile göç sırasında 10 yaşındaki teyzemi Balkan topraklarına bırakıldığını öğrendim. Yani benim teyzem bu 2 milyon kişiden biri.
**
Bunları dile getirmemin nedeni, köklerimizin yaşadığı acıları paylaşmak ve unutmamaktır. Esasen dernekleşmelerin temel amacı da köklerimizin yüzyıllar boyu oluşturduğu kültürü gelecek nesillere aktarmak değil mi? Bizde bunu yapmaya çalışıyoruz.
**
Kanaatim hemşeri derneklerinin tümünün amacı ve işlevinin de bu olması yönündedir. Bu bir ayrımcılık değil, geçmişi sahiplenmektir ve bu kültürü yaşatma çabasıdır.
**
Ancak bizler Kocaeli’ de yaşıyoruz.
Çoğumuzun yaşamının büyük kısmı bu kentte geçti.
Bu kentin havasını, suyunu alıyoruz.
Bu kentte karnımız doyuyor.
Çocuklarımız bu kentte doğdu.
Kendi doğduğum kente gidince kısa bir süre sonra İzmit’ i özlüyorum.
Çünkü doğduğum yerin taşını toprağını tanıyorum ama insanlarla bağım kopmuş.
O zaman anlıyorum ki ben İzmit’ e aidim.
Aidiyet ilkesini doğuran da yaşanılan yörede tanıdık yüzlerin ve selamlaşacak insanların olmasıdır.
İşte tüm bu nedenlerle şahsen benim vardığım sonuç, evet köklerimizi unutmadan o kültürü canlı tutmaya çalışmalıyız.
Ancak yaşadığımız bölgenin değerlerini çıkarlarını da en üst düzeyde korumak için de aynı çaba içinde olmalıyız.
O nedenle Trakyalılığımla öğünürken, İzmit’te yaşıyor olmakta da gurur duyuyorum.

Bu yazı toplam 890 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim