• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

Balyoz’un savcısı nerede? Neden sesini çıkarmıyor?

M.Tanzer Ünal

 

                                

Yaaa, işte böyle!

Bu devranı hiç dönmeyecek bilirsin…

Dünyaya kazık çakacağını sanırsın…

Bağırarak çağırarak herkesi sindirmeye kalkarsın…

Gün gelir…

Keser döner sap döner…

“Muktedirler” in yaptığı hesap döner!

Türkiye’de yapılan hesaplar dönmeye başladı.

Hem de hızla…

                                                                              ********

Ergenekon’dan sonra Balyoz da çöktü.

Bu iki dava, Türk adalet tarihinde “iki kara leke”ydi.

Türkiye’yi çökeltmek istediler.

Türk Silahlı Kuvvetleri, buna en büyük engeldi.

ABD’nin bölgedeki isteklerine “evet” demiyordu, emperyalistlerin ayak oyununa gelmiyordu.

Bu nedenle Ordu itibarsızlaştırılmalı, kadroları dağıtılmalı, görevini yapamaz hale getirilmeliydi.

Dediklerini yaptılar…

Şerefli komutanlara “asrın iftirasını” attılar.

“Uydurma belgeler” ve “sahte dijital veriler” ortaya koydular.

“Darbe yapacaklardı” dediler.

Sonradan itiraf ettikleri gibi, bunların hepsi “kumpas”tı, “katakulli”ydi.

“Kumpas”ı yaptıran, kimdi?

“Kumpas”ı yapan, kimdi?

Bunun saklısı gizlisi yok.

Daha önce defalarca yazdım, bugün bir kez daha yazıyorum.

“Kumpas”ı yaptıran, Amerika Birleşik Devletleri’dir.

“Kumpas”ı yapan ise mevcut AKP iktidarıdır.

Hiç kimse, “Paralel devlet” diyerek “sanal suçlu” yaratmaya kalkmasın.

“Paralel devlet”, var veya yok…

Sorumluluk ve yetki, hükümettedir.

Suç varsa-ki var-suçlu hükümettir.

Bir başkası değil!

Hükümet, “kumpas”ı direkt kendisi kurmamış olsa bile, kumpası kurana göz yumduğu için, “görevi ihmal”den suçludur.

Sonra, unutmayın, Başbakan Erdoğan, Balyoz tutuklamalarının başladığı günlerde TV mikrofonlarına ne demişti?

“Bu davanın savcısı, benim…”

Bu ne demek?

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbe yapacağını iddia eden benim…”

Çünkü savcı, “iddia” eder.

 Ceza yargılamasında, “iddia makamı” olarak adalete hizmet eden kişidir savcı.

Başbakan Erdoğan, “Bu davanın savcısı benim” dediğine göre, Balyoz Davası ile ilgili tüm iddialar ve suç isnatları kendisinindir.

Bu saatten sonra “davanın savcılığı” nı başkasının üzerine atmaya kalkmasın!

Aslanlar gibi çıksın ortaya…

*Ya “Evet, bu davanın savcısı benim ve savcılığı yapmaya devam edeceğim”…

*Ya da, “Ben bir hata yaptım. Şerefli ordu mensuplarını mağdur ettim. Kendilerinden ve Türk halkından özür diliyorum” desin!

Balyoz, öyle ortada süründürülecek, üstü örtülecek bir “iftira” değil!

  

 

Herkes vicdanının sesini dinlesin!

                                               *******

Evet, herkes vicdanının sesini dinlesin!

Kendisini, babasını, amcasını, kardeşini, oğlunu o Ordu mensuplarının yerine koysun!

Suçsuz yere 4. 5 yıldır cezaevinde yatan şerefli komutanların yerine…

*Çok acı çekildi.

*Pek çok hayat karardı.

*Gözyaşları sel olup aktı.

*Çocuklar ve torunlar, babasız ve torunsuz büyüdü.

*Askerlerin mesleki gelecekleri mahvedildi.

Bütün bu hukuksuzluğu, adaletsizliği, rezilliği görmek için “hukukçu” olmaya, “hâkim” olmaya, “savcı” olmaya gerek yoktu.

Birazcık vicdan sahibi olanlar; kurulan “kumpas”ı, atılan “iftira”yı görebilirdi.

Görmediler…

Gördüler, görmemezlikten geldiler…

Vicdanlarını körelttiler…

Küçük çıkarları için sustular, konuşmadılar…

Kulaklarını tıkadılar, gözlerini kapadılar…

Hatta ve hatta, bizim mesleğin rezilleri, her gün gazete köşelerinde ve televizyon ekranlarında, utanmadan sıkılmadan “kumpasçılar” ın yalakalığını yaptılar.

İftiraya ortak oldular…

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli mensuplarını, her gün ama her gün linç ettiler.

Davanın “savcı” sı, ortadaydı…

Davanın “hâkimler” i ise “savcının yalakaları” idi.

Karar verdiler, mahkûm ettiler.

Yargıtay bile bu hukuksuzluğu görmemezlikten geldi.

20 Ocak 2010 tarihinde, TARAF Gazetesi’nde “Fatih Camii bombalanacaktı” manşetiyle başlayan Balyoz Davası, 9 Ekim 2013 tarihinde Yargıtay Dokuzuncu Daire’nin onayıyla son bulmuş, 237 Ordu mensubu ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Tek umut kapısı kalmıştı, Anayasa Mahkemesi…

Anayasa Mahkemesi, ülkemizde, iktidarın bütün tahriplerine rağmen hukuk ve adaletin hâlâ var olduğunu gösterdi.

Hem de oy birliğiyle…

Bu kararı alan o 17 üyenin isimleri, Türk Hukuk Tarihi’ne altın harflerle yazılacaktır.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

*Evrensel hukuk…

*Tarafsız yargı…

*Adil yargılanma hakkı…

İşte Anayasa Mahkemesi, Türkiye’de bu değerlerin devam ettiğini ortaya koydu.

   

 

Hesap sorulmayacak mı?

                                               *********

Yapanın yanına kâr mı kalacak?

Hayır, “yapan yaptığıyla, çeken çektiğiyle” kalmamalı.

Bu hukuksuzluktan, bu adaletsizlikten hesap sorulmalı.

Kim olursa olsun, sıfatı makamı ne olursa olsun, zalimler, “zulüm” ün hesabını vermeli!

Ancak bu yapılırsa, toplumun yargıya olan güveni tekrar yerine gelir.

Aksi takdirde, toplumun yargıya olan “güvensizliği” devam eder.

Biliyorum, “intikam” ve “nefret” kötü duygulardır.

İntikam ve nefretin “adaleti” yoktur.

Bunu zaten gördük…

İntikam ve nefret sahipleri, “adalet”i katlettiler.

Suç işlediler…

Suç, cezasız kalmamalı.

Bu nedenle “kumpasçılar” ın cezalandırılmaları şart!

Eğer suç cezasız kalırsa, “kumpasçılar” daha çok kişinin canını yakmaya devam ederler.

    

 

Bu yazı toplam 1354 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Tayfun duman
21 Haziran 2014 Cumartesi 05:47
05:47
Tanzer bey ben de izmitli tayfun dumanim. Cezaevinde 3.5 yil yattiktan sonra ozgurlugume kavustum. Degirmenderede 21 haziranda saat 1300 da yapilacak sessiz ciglik eylemine katilmak uzere istanbuldan gelecegim. Musaitseniz sizi de bekliyoruz. Saygilar
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim