• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 21 °C

“Bana Göre”nin tehlikeli cazibesi…

Banu Gürer

“… De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?...” (Zümer, 6)

Olmuyor gerçekten…

Olmamalarının örneklerini o kadar çok ve açık biçimde müşahede ediyoruz ki…

Bilhassa tıp, tarih ve siyasette.

Kendi saham ise bu konuda adeta bir efsane…

Zira din alanı öyle bir alandır ki bilen de bilmeyen de (genellikle) fikir sahibidir.

Bir topluluğa girdiğinizde ve dini bir mesele açıldığında dikkat edin lütfen: En çok kimler fikir yürütüyor?

“Bana göre” diye cümleye başlayıp da konunun uzmanına lafı bırakamayacak kadar fikir sahibi olanlar kimler?

Bilenler mi bilmeyenler mi?

“Bildiğini” göstermek için “bana göre”nin cazibesiyle konuşanların büyük bir çoğunluğunun aslında bilmediğinin farkında olmayanlar olduğunu da hesaba katarsak…

Bu durum öyle bir handikap ki bilgi kirliliğini temizlemeyi bırakın daha da körükler.

Ve körüklüyor da.

Zira doğru bilgiye dayanmayan “bana göre”ler insanların kafalarını karıştırmaktan başka bir işe yaramadığı gibi çoğu zaman tartışılan konunun ciddiyetini de bozuyor…

Halbuki öncelikle anlaşılması gereken şey, bir konudan “haberdar” olmakla o konu hakkında yeterli “bilgi” sahibi olmak arasında çok önemli bir fark olduğudur…

Bu fark sebebiyledir ki kulaktan dolma malumatlarla bir konu hakkında fikir yürütmek o konu ile ilgili problemi çözmek yerine büyütür.

Hele ki din sahasında.

Çünkü dini bir meselenin hükmünü verebilmek, bir mesele hakkında kanaat sahibi olabilmek için öncelikle dinin temel kaynaklarını bilmek zorundasınızdır.

O kaynaklara inebilmek ve araştırma yapabilmek için gerekli donanıma sahip olmanız da gerekir.

Bu niteliklere sahip olmadan “bana göre” demek kişiye çok ciddi bir mesuliyet yükler.

Ki bu mesuliyet insanın dünyasını da ahretini de yerle bir edebilir.

“Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.” (İsra, 36) ayet-i kerimesi bu gerçeği bize çok açık biçimde ifade etmiyor mu?

İnternetin her şeyi hallettiğini düşünüyorsanız bir daha düşünün derim…

Çünkü meselenin problem haline gelme sebeplerinden biri de ne yazık ki bu husus…

Nasıl mı?

İnternet vasıtasıyla her konudan “haberdar” olabilirsiniz…

Peki, haberdar olduğunuz her konu hakkında internetten aldığınız bilginin “doğru” olduğundan emin olabilir misiniz?

İlaveten sormak isterim: Kesin kanaat sahibi olduğunuz konuların kaçı hakkında doğru bilgi sahibi olduğunuzu iddia edebilirsiniz?

“Hepsi” diyenler için bir daha sormak isterim: Emin misiniz?

Cevabı kesinlikle “evet” olanlara ise son bir soru: Neye/kime göre?...

Bu yazı toplam 1351 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim