• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 20 °C

Başar Çolak: En yüksek oyu alan rektör olmalı

Başar Çolak: En yüksek oyu alan rektör olmalı
Kocaeli Üniversitesi Rektör adayı Başar Çolak, “Üniversitemizin birlik ve beraberliği için en yüksek oyu alanın rektör atanmasını savunuyoruz” dedi.

Kocaeli Üniversitesi’nde rektörlük seçimi 30 Ekim’de yapılacak…

Seçime sayılı günler kaldı…

KOÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp AD Başkanı Prof. Dr. Başar Çolak da rektör adayı oldu.  sayın Çolak ile güzel bir söyleşi yaptık. Sayın Çolak, neden aday olduğunu, hangi projelerinin olduğunu bize anlattı. Röportaj: Ruhan ODABAŞ

 

Başar Hocam sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1965 yılında Rize’nin Pazar ilçesinde doğdum. Babam devlet memuru, annem ev hanımı idi. İlk ve orta öğretimimi doğduğum yerde tamamladıktan sonra, babam, daha iyi eğitim alabilmemiz için Trabzon’a tayin oldu. 1982 yılında Trabzon Lisesini bitirdikten sonra aynı yıl kazandığım İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni 1988 yılında bitirdim.

 

ADLİ TIP KURUMU

Aynı yıl Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda önce araştırma görevlisi  sonrası adli tıp uzmanı olarak çalıştım. 27 yaşında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda Başkan Yardımcısı oldum. 1992-1994 yılları arasında bu görevi sürdürdüm. Akademik hayata geçmek arzusu ile, çalışmalarımı daha rahat sürdürebilmek için Başkan Yardımcılığı görevini bıraktım. Bildiğiniz gibi Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Türkiye’de pek çok ilde Grup Başkanlığı ve Şube Müdürlüğü bulunan devasa bir kuruluşun merkez yapısını oluşturmaktadır.

 

“KOÜ’DE 1996 YILINDA GÖREVE BAŞLADIM”

Kocaeli Üniversitesinde Tıp Fakültesinin kurulması ile Kocaeli Üniversitesine geçme kararı aldım. 1996 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde göreve başladım. 1998 yılında Baki Hocamızın Rektör olması sonrası Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Başhekim Yardımcılığı görevine atandım. 2000 yılında, Adli Tıp Kurumu Başkanlığında, Başkanının değişmesi sonrası yeni başkanın ısrarları doğrultusunda ek görevli olarak tekrar Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcılığı görevinde bulundum. Ancak hem Kocaeli’deki derslerimi vermek hem büyük bir kurumda idari görevde bulunmak akademik yaşantımı zorlamaya başlayınca 2001 yılında kurumdaki görevimden ayrıldım.

 

“BİRÇOK KURULDA GÖREV YAPTIM”

1997-2001 yılları arasında 2 dönem üst üste Fakülte Yönetim Kuruluna “Yardımcı Doçent Temsilcisi” seçildim. 2006 yılında doçent, 2012 yılında profesör oldum. 2010-2012 yıllarında Çocuk Koruma, Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü’nde kurucu müdür olarak görev yaptım. Kocaeli Tabip Odası’nda genel sekreterlik, yönetim kurulu ve onur kurulu üyeliklerinde bulundum. Ayrıca Kocaeli ilinde Kent Konseyi, Cezaevi ve İnfaz Kurumları İzleme Kurulu, İl İnsan Hakları Kurulu ve Çocuk Koruma Kanunu, İl Koordinasyon Kurulu Üyeliği yaptım. Adli Tıp Uzmanları Derneğinin ve Adli Tıp Vakfının kurucu üyesiyim. Ulusal ve uluslararası dergilerde basılmış 52 bilimsel makalem ve 62 bildirim, 2 kitap bölüm yazarlığım bulunmaktadır. Halen Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktayım. Evliyim, Çınar ve Barış adında iki çocuğum var.

İnsanı her şeyin önüne koyan, doğru bildiğini her ortamda çekinmeden ifade edebilen, demokrat yaklaşımı hayat felsefesi olarak benimsemiş, dostluklara, arkadaşlıklara önem veren, eğlenmeyi başarabilen ve seven bir kişilik yapım var. Haksızlıklara karşı tepkimi koymaktan da çekinmem. İnsanları olduğu gibi kabul eden her insandan aynı yaklaşımı beklemeyen bir özelliğimin olduğunu da söylemeliyim.  

 

Başar Hocam Rektör adaylık süreci nasıl gelişti?

İdari görevlerden uzak kalmayı beceremedim. 27 yaşında başladığım Adli Tıp Kurumu gibi devasa bir kurumda başkan yardımcılığı yapma şansı yakaladım. Biraz önce de belirttiğim gibi Kocaeli’ye geldikten sonrada idari görevlerim devam etti. Üniversite sorunları ile ilgilenen özelliğim nedeni ile arkadaşlarım aday olmamı istediler. “İnsanları kucaklayan, insanları ortak bir paydada buluşturacak aday yok” dediler. “Senin insan ilişkilerin, farklı insanlarla aynı sıcaklığı kurabilmen, ikili ilişkileri üçüncü kişiler üstünden kurgulamayan yapın, yönetim deneyimin, daha önceki yönetim anlayışın insanları ortak paydada buluşturma becerini düşündük” dediler. Önce kabul etmedim. Daha sonra, “arkadaşların görüşlerini almak istiyorum bana biraz zaman tanıyın, hem de düşünmem gerek” dedim. Yaklaşık 100-110 kişi ile görüştüm, adaylığıma nasıl baktıklarını sordum. Genel olarak insanların bu düşünce karşısında çok mutlu olduğunu görmem nedeni ile aday olmayı düşünmeye başladım. Ama benim aklımdaki rektör adayı Ahmet Selamoğlu idi. Kendisi ile görüşmeden karar vermek istemedim. Bir gün kendisini arayarak kahve içmeye geleceğimi söyledim. O kahve bizi bu günlere getirdi. Kendisi aday olursa ben aday olmam dedim. Aday olmazsa da beni destekleyip desteklemeyeceğini sordum. O gün şuna karar verdik, ikimiz de aynı anda aday olmayalım dedik.

 

REKTÖRLÜKTE NASIL BİR ANLAYIŞ

Bizim için önemli olan, rektörlükte nasıl bir anlayışın olması gerektiği idi. Benim veya Ahmet’in rektör olmasından daha önemlisi ortak anlayışımızın rektörlükte hâkim olması idi. Türkiye’de hiç eşi ve benzeri olmayan bir yola girdik. Rektör adayının kim olacağına sonra karar veririz dedik. Bu konuşmalar Kasım 2013’de oldu. Bu durumu çevremize, üniversiteye kabul ettirmekte çok zorlandık. Samimi arkadaşlarımızdan bile, “saçmalamayın, olur mu böyle şey, adını koyun kim aday” dediler. Pek çok dedikodu oluştu. Her çürüyen dedikodunun yerine yenisini ürettiler. Ama biz Ahmet’le birbirimizi biliyorduk, kimse bizi böyle bir ilişkiye itmemişti. Bu duruma biz karar vermiştik. Dedikoduları duyduk, güldük geçtik. 29 ağustosa kadar arkadaşların görüşlerini topladık. Bir toplantıda görüşleri tartıştık. 1 Eylül’de tekrar ikimiz bir araya gelerek 10 dakika içinde benim aday olmama karar verdik. Kararı da tamamen ikimizin ortak iradesi ile verdik. Birlikte çalışmaya devam ediyoruz. Seçim sürecinde bana daha rahat destek verebilmek için, Ahmet Selamoğlu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dekanlığından istifa etti. İdari görevini sürdürürken seçim sürecinde çalışmasının etik olmayacağını düşündü. Şu an ben adayım. Ancak biz rektör demiyoruz, rektörlük dediğimiz için ekip arkadaşlarımızla birlikte bu süreci kurguluyoruz.

 

Rektörlük sürecini gerçekten farklı kurgulamışsınız. Bu durum ülkemizde bir seçim için beklenir bir durum değil. Rektörlük anlayışınız da farklı mı? Anlatabilir misiniz?

Üniversite yaz tatiline girmeden önce tüm üniversitenin birimlerini dolaşmıştık. Çalmadığımız kapı, gitmediğimiz okul veya bölüm kalmamıştı. 750 kişi ile görüştük. Diğer arkadaşlar ya gittiğimizde derste idiler ya da o saatte odalarında bulunmuyorlardı. Hiçbir kapıyı pas geçmedik. Çünkü bu üniversitede birlikte çalışacaktık. Ayırım yapılamazdı. Bu görüşmelerden elde ettiğimiz bilgileri ilkelerimiz ve akademik anlayışımızla harmanlayarak size getirdiğimiz kitabı hazırladık. Yaz tatilini bu kitabı hazırlamakla geçirdik. Üniversitemizin yaşından etkilenerek 22 soru ile üniversite ile ilgili sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koyduk. Tıp Fakültesinin sorunları ile diğer fakültelerin sorunları, fakültelerin sorunları ile yüksek okulların sorunları farklı farklı. Bu nedenle üniversiteye bir fakültenin veya yüksek okulun penceresinden bakamayız. Bu süreçte başta Ahmet Selamoğlu ile birlikte, bizle düşüncelerini paylaşan tüm arkadaşlara çok şey borçluyuz. Hazırladığımız kitapçık üniversite için bir yol haritası olarak değerlendirilmektedir.

Özgürlük ve eşitlik, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları, cinsiyet eşitliği, çok kültürlülük, yaşam tarzlarına saygı gibi evrensel değerleri düşünerek katılımcı ve paylaşımcı, söz hakkına değer veren, dinlemeyi ilke edinen, öğretim üyelerinin iradesine saygı gösteren, eleştirileri yönetimin sigortası olarak gören, samimi, coşkulu, şeffaf, bilgi ve liyakata değer veren bir yönetsel ilişki ile üniversitemizi yeniden yapılandırmak istiyoruz. Ben en iyisini bilirim demeden farklı görüşlerden ve farklı deneyimden yararlanmayı ilke edineceğiz. Tüm yetkileri elimizde toplamayacağız. Rektör yardımcılarını farklı fakültelerden seçerek ekip çalışması ile üniversiteyi kucaklayan yapı oluşturacağız. Sadece akademik yapıyı değil idari yapıyı da farklılaştıracağız. İdari personele meslek içi eğitim vereceğiz. Rektör ulaşılabilir olacak. Biraz çay kahve masrafı artsın. Bazen de ulaşılmayı beklemeyecek, kendisi seçim sürecindeki ziyaretlere benzer ziyaretlerde bulunacak.

 

GRUPLAŞMALAR ZARAR VERİYOR

Kurumsallaşmanın sağlanması gerekir. Akademik süreçlerin bilinmezliği, kişisel ilişkilerin belirleyiciliği, gruplaşmalar kurumumuza zarar vermektedir. Bu işten kârlı gibi görünenler de mutsuz, çünkü zarar gören arkadaşının karşısında ezilmekte, benim hakkımda ne düşünüyor diye mutsuz olmaktadır.

Dekanlar seçimle belirlenmeli, dekanlar rektörün ağzına bakarak fakültelerini yönetmemeli. Rektör de “ben seni dekan yaptım” duygusu içinde olmamalıdır. Kurullarda her akademik kademenin temsiliyeti sağlanmalıdır. Meslek Yüksekokulu Koordinasyon Kurulunda da her düzeyden seçilmiş temsilcilere yer verilmelidir. Düşüncesi olan herkesi söz, yetki ve karar süreçlerinde görünür olmaları için cesaretlendireceğiz.

 

Çok öğrencili üniversite mi, nitelikli üniversite mi?

Üniversitemizin hızlı büyümesi nedeni ile öğrenci sayısı, öğretim kadro sayısı ile mekânlar arasındaki bağ kopmuş durumdadır. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısında, ortalama 101 öğrenci ile 2. sıradayız. Bu durum eğitim kalitesini düşürmekte, akademik çalışmaları aksatmakta, öğretim üyesi ve araştırma görevlilerinde yorgunluk ve mesleğine karşı soğukluk oluşmasına neden olmaktadır. Maalesef bununla övünüyor olmaktan rahatsız olmayan öğretim üyesi sayısı 10 kişiyi geçmez. Bu kentin kamuoyu da, “çok öğrencisi olan bir üniversiteye mi, yoksa niteliksel değerleri ile övünülen, Türkiye’nin en iyi 10 üniversitesinden birine sahip olmayı mı” düşündüklerini söylemeli. Bu konuda Üniversite yöneticilerine Ankara’dan destek olmalılar. Uzaktan eğitimi destekleyen ve yaygınlaştıran bir program amaçlıyoruz. Kullar’da uzaktan eğitimden hocalarımız memnun, eminim öğrenciler de memnundur.

Özlük haklarının dokunulmazlığını savunuyoruz. Ancak üzülerek söylemek gerekiyor ki, çok seviyeli geçen seçim süreci son günlerde farklılaşmaya başladı. Söylemleri ile destek bulmakta zorlanan, sırtını güç odaklarına dayayan bazı rektör adayları, arkadaşlarımızı özlük hakları ile tehdit etmektedir. “Geleceğinizi düşünün” şeklinde söylemler, birlikte çalışacak insanlara yakışan sözler değil. Bir başka yaklaşım da “senin kadronu ben verdim, lojman verdim, projene destek oldum” yaklaşımı olduğunu görüyoruz. Akademik kadrolar bir lütuf değil, öğretim üyelerinin çalışarak, hak ederek kazandıkları temel özlük haklarıdır. Kamu üniversitesinde kimse kimseye kadro veremez. Ama kötü niyetli olunursa kadro vermemezlik olur. Bunlara da maalesef şahit oluyoruz. Akademik yükseltme ve atamaların kişisel ilişkiler üzerinden gerçekleşmesinin kurum içi barışı bozduğuna inanıyoruz.

Bazı okullarda hoca var ders yok, bazı okullarda ders var hoca yok. Ama yönetimin ne hocadan ne de hocası olmayan dersten haberi olmadığını görüyoruz. Kötü bir niyet olmadığını düşünmek istiyoruz.

Eğitimde çok disiplinli programlar oluşturmayı, lisans ve lisansüstü eğitimini uluslararası ortak programlarla çeşitlendirmeyi, lisans düzeyinde modüler eğitim programlarını tartışmaya açmayı, sosyal bilimlerde staj uygulamasını yaygınlaştırmayı, kütüphanelerin öncelikle gece 12’ye kadar açık tutmayı amaçlıyoruz. Eğitim Öğretim Geliştirme Kurulu’nu kurmak ve sistemi nitelik ekseninde yeniden gözden geçirmek ilk adımlarımızdan biri olacaktır.

 

SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ

Öğretim üyelerimizin yayın sayısını artırabilmek için önce sorunları çözmek, ihtiyaçlarını gidermek gerekir. Yoksa yayın sayısının artması gerçekçi ve adil değildir. Öğretim üyelerimizin çoğunluğu ders yükü altında ezilmekte veya zamanını sağlık hizmeti sunmaya harcamaktadır. Laboratuarların teknik altyapı ve donanımı, araştırma görevlisi ve teknisyen desteği, malzeme sunumu araştırma sürecinde yetersiz kalmaktadır. Bu sorunları çözmek zorundayız.

Her türlü emeğin değerli olduğunu arkadaşlarımıza hissettirmemiz gerekir. İyi ders anlatan, bilimsel makale yazan, bildiri sunan veya okulunu iyi yöneten herkes bizim için değerlidir. Aidiyet duygusunu geliştirecek çalışmalar yapmak zorundayız.

“Akademik Yazım Birimi” oluşturup, öğretim üyelerimizce yapılan yayınların akademik açıdan geliştirilmesini sağlayacağız. Yayınlara maddi destek sağlayarak yayın yapmayı teşvik edeceğiz. Kongreye katılımlara maddi desteği artırarak üniversitemizin temsiliyetini ve genç akademisyenlerimizin gelişimlerini sağlayacağız.

 

PROJE ÜRETİMİ

Akademik personelin Ar-Ge faaliyetlerine yönelimini destekleyeceğiz. Teknopark şirketlerinin üniversite ile işbirliğini sağlayacağız. Teknopark yönetiminin ve faaliyetlerinin etkinliğini izleyecek ve denetleyeceğiz.

Araştırma merkezleri ve laboratuarların disiplinler arası ve kurumlar arası işbirliğini güçlendirerek proje üretimini artıracağız.

Bölgede en kapsamlı tıbbi hizmet sunan hastanemizin bölge ve il düzeyinde özel ve kamu hastane yatırımlarını göz önünde bulundurarak bir eylem planı oluşturmamız gerekiyor. Bu amaçla sağlık hizmetinde teknolojik donanımın yenilenmeye, yatak kapasitesinin ve yoğun bakım ünitesinin büyümeye ihtiyacı bulunmaktadır. İl dışından gelen hasta refakatçılarının da kalabileceği bir kongre oteli yapılması gerekir. Kongre salonumuz var, otelimiz yok. Kongrelerimizi ilimizde yapmakta zorlanıyoruz. Sağlık çalışanlarına karşı şiddetin önlenmesi için politikalar geliştirmemiz gerekir.

 

Üniversite – Yüksekokul ikilemi konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Üniversitenin geleceğini bütünlüklü bir temelde tasarlamalıyız. Tıp Fakültesi’nin, Mühendislik Fakültesi’nin iyi olması veya başka bir yüksek okulun iyi olması anlamlıdır. Ancak saygın bir üniversite olabilmemiz için tüm fakülte ve yüksek okullarının niteliksel değerini artırmamız gerekir. Yüksek okulların programlarının gözden geçirilmesi gerekir. Yüksek okulların fakültelerle entegrasyonunu sağlamamız gerekir. Özellikle yüksekokulları “diğer okullar” olarak tanımlamamamız gerekir.

Arslanbey Yerleşkesi’ni üniversitemizin gelecek döneminde yeni bir gelişme alanı olarak değerlendiriyoruz. Geniş arazilerinde organik tarım yapılarak çevredeki çiftçilere örnek olunmalı, bilimsel destek verilmelidir. Ancak bunun için mutlaka eleman ve teknik donanım açısından destek verilmelidir. İki yüksek okulumuz birleşerek fakülte olmak üzere akademik kadrolarında çok başarılı öğretim üyesi arkadaşlarımız var. Yeter ki rektörlük olarak onlara destek olabilelim.

Eğitim fakültesinin uygulama okuluna ihtiyacı bulunmaktadır. Uygulama okulu olarak Kocaeli Üniversitesi Koleji’ni açmamız gerekir.

Lojman dağıtımını şeffaf hale getirmemiz gerekir. Boş lojmanları öğretim üyelerine duyurmamız gerekir. Kişisel insiyatife göre lojman dağıtımı yapılmamalıdır. Birkaç lojmanı yurt dışından davet edilecek yabancı öğretim üyeleri için misafirhane olarak tasarlayacağız.

Üniversitemizin en temel sorunlarından birisi de ortak yaşam alanlarının üniversiteye bağlılığı artırıcı bir özelliği olmamasıdır. Üniversite ortamı yabancılaştırıcı değil, cıvıl cıvıl bir yaşam alanı haline gelmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğine değer vererek, engelsiz bir yaşam alanı tasarlayarak, çevreye dost kalarak, sosyal, kültürel, sportif etkinliklere daha fazla bütçe ayırarak, tüm yerleşkelerde, açık mekanlarda kültür-sanat faaliyetleri düzenleyerek, yerleşkelerde cep sinemaları kurarak, kültür ve sanat faaliyetlerini ağ ortamında duyurarak, Umuttepe ve Arslanbey Yerleşkelerinde ring hizmet vererek, yaz spor ve bilim okulları düzenleyerek üniversitemizdeki sosyal yaşamı canlandıracağız.

Öğretim üyelerimize akademik cübbelerini hediye ederek, akademik ilerleme sağlayan öğretim üyelerine yeni kimliklerini bir teşekkür mektubu ile ulaştırarak, emeklilerimize vefa göstererek, mezunlarla buluşarak, kurumsal kimlik çalışmaları yaparak aidiyet duygusunu geliştireceğiz. Kısaca sabah yoluna sevinçle düşülen, mutlulukla çalışılan bir üniversite yaratmak için yola çıktık.

 

TERCİHLERE SAYGILIYIZ

Üniversitemizin birlik ve beraberliği için en yüksek oyu alanın rektör atanmasını savunuyoruz. Öğretim üyelerimizin özgür iradeleri ile oy kullanacaklarına inanıyoruz ve tercihlerine saygı gösteriyoruz. En yüksek oyu almazsak rektörlüğü kabul etmeyi akademik anlayışımıza ve demokratik yaklaşımımıza uygun görmüyoruz.

ruhan-001.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gerçekçi
23 Ekim 2014 Perşembe 22:40
22:40
eğer ikinci yada üçüncü olursanız seçimde aday olarak kalmaya devam edin. Bu atanma şansınızı devam ettirir. Size oy verenlerin sonuna kadar şansını devam ettirmelisiniz.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim