• BIST 97.533
  • Altın 145,791
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 13 °C

Başbakan Erdoğan bu kafayla giderse, kendini de memleketi de batıracak!

M.Tanzer Ünal


********
Abartmıyorum…
Başbakan; bu kafayla giderse, kendini de, çevresindekileri de, memleketi de batıracak.
Bundan emin olun!
Bu nasıl bir kişilik?
Bu nasıl bir sorumsuzluk?
O makamda oturan bir kişinin söyleyeceği sözler, takınacağı tavırlar mı bunlar?
Posta koymadığı kişi, posta koymadığı kurum kalmadı!
Herkes kusurlu…
Herkes suçlu…
Herkes düşman…
Kendileri masum…
Kendileri sütten çıkmış ak kaşık!
********
Ne diyor?
Yeni Türkiye…
Ne demek Yeni Türkiye?
Milliyetçiliğin ayaklar altına alındığı, ulusal değerlerin yok edildiği, hainlerle egemenliğin paylaşıldığı, varlıklarımızın emperyalistlere peşkeş çekildiği, ülkenin dini kurallara göre yönetildiği “çok milletli devlet” mi?
Erdoğan, “Yeni Türkiye” ifadesini kullandığına göre, “Eski Türkiye” hangisi?
Kendinden önceki Türkiye mi?
Eğer o ise, merak etmesin, herkes bugüne bakıp “Eski Türkiye”yi özlüyor.
Eksiği vardı, sıkıntısı vardı, ama yine de bugünkü rezil durumumuzdan daha iyiydi.
“Türk ulusu”na kimse söz söyleyemiyordu.
Vatan hainleriyle kimse masaya oturmuyordu.
Cumhuriyetimizin ekonomik kazanımları, bu boyutta peşkeş çekilmemişti.
Bu kadar düşmanımız yoktu.
Terörist teröristi… Baş tacı edilmemişti.
Devlet ve halk, bu kadar borç bataklığında değildi.
Şimdi…
Başbakan, “İstiklal Savaşı” başlatıyor.
Son numarası, son hamlesi bu!
Kendi kafasına göre, “Yeni Türkiye” ile “Eski Türkiye”yi savaştıracak.
Neyin savaşı bu arkadaş?
“Savaş” ne demek?
Bir Başbakan’ın ağzına bu kelime yakışır mı?
Kim, kime karşı savaşacak?
Taraflar kimler?
Erdoğan’ı tutanlar “Yeni Türkiye”, tutmayanlar “Eski Türkiye” tarafında mı oluyor?
Savaşta, “kazanan” ve “kaybeden” vardır.
“Kaybedenler” ne olacak?
Bu memleketten çekip gidecekler mi?
Gitmezlerse, sizden olmayan bu kişilere zulmetmeye devam mı edeceksiniz?
Bir Başbakan’ın görevi, yönettiği toplumların birliğini, beraberliğini, kardeşliğini, güvenliğini ve huzurunu sağlamaktır.
Toplumu kamplara bölmek, huzursuzluk yaratmak, hele hele “savaştırmak” hiç değildir.
*** *** *** *** ***
Herkese “posta koyan”, herkesi “düşman” ilan eden Başbakan…
********
Şöyle bir düşünün!
Başbakan Erdoğan’ın posta koymadığı, düşman ilan etmediği kaç kişi ve kurum var?
*Sadece yakın çevresi…
*Emrinden çıkmayanlar, el pençe duranlar…
*Medyadaki yalakaları…
*İktidar gücünden faydalanan iş çevreleri…
*Bürokraside ikbal bekleyenler…
Bunun dışında…
*Anamuhalefet CHP, düşman…
*Yavrumuhalefet MHP, düşman…
*Asker düşman…
*Polis düşman…
*Yargı düşman…
*Medya düşman…
*Hatta uluslararası medya düşman…
*Faiz lobisi düşman…
*ABD, düşman…
*İsrail, düşman…
*AB ülkeleri zaten düşman…
*İran, Irak, Suriye düşman…
*Ermenistan, düşman…
*Mısır, düşman…
*Gezi direnişine katılanlar düşman…
*Mimar ve mühendisler, düşman…
*Beşiktaş’ın Çarşı Grubu, düşman…
*Dolar’ı çıkaranlar, Borsa’yı düşürenler düşman…
*Fenerbahçeliler, düşman…
*Galatasaraylılar, düşman…
*Doktorlar, düşman…
*Ve en son, cemaat düşman, partisinden istifa edenler düşman…
Gördüğünüz gibi…
Başbakan Erdoğan’ın posta koymadığı, düşman ilan etmediği kişi ve kurum pek az.
Şimdi herkes “kötü” de, sadece başbakan mı “iyi”?
Başbakan Erdoğan, yurt içinde ve yurt dışında kendine bu kadar düşman yaratmayı nasıl başardı?
Bu soruyu kendine hiç sordu mu acaba?
***** ***** ***** ***** *****

Bir ülkede “hukuk” biterse, “felaket” başlar!
*******
Başbakan Erdoğan’ın geldiği son nokta…
Her tarafı yaktı yıktı.
Çoğu kurumla köprüleri attı.
Posta koymadığı komşumuz ve müttefikimiz kalmadı.
Gözü dikti “hukuk” düzenine…
Aslında üç gücün de (yasama, yürütme, yargı) elinde olduğunu sanıyordu.
Cemaatle giriştiği kavgada, bazı güçlerin (emniyet ve yargı) yüzde yüz elinde olmadığını gördü.
Bunu gördü, çıldırdı…
Nasıl olur da savcılar ve yargıçlar, yürütmenin sözünü tutmazdı?
Nasıl olur da Bakan çocuklarını gözaltına alırlardı?
Bu bir komplo idi, uluslararası bir komplo!
Hükümeti düşürmeye yönelikti.
Şahsına yapılmış bir hakaretti.
Savcılara, yargıçlara savaş ilan etti.
Hele hele kendi oluşturduğu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, hükümet aleyhinde aldığı kararlar ve yaptığı açıklamalar, Başbakan’ı iyice çileden çıkardı.
Mahkemelere meydan okudu. Savcısına da yargıcına da…
Meydan okumanın ötesinde…
Söz tutmayan (!) savcı ve yargıçları çocuk azarlar gibi azarladı.
Hatta fırça çekti…
Efendim, neden O’nun haberi olmadan siyasetçiler, işadamları ve oğlu hakkında soruşturma açılıyormuş.
Yargıyı maksatlı buluyormuş…
Yargıya güvenmiyormuş…
Başbakan yargıya güvenmezse, vatandaş nasıl güvenecek?
Yarın vatandaş çıkıp, “Başbakan bile yargıya güvenmiyor, ben neden güveneyim?” derse, bunun sonu nereye varacak?
Başbakan’ın takmadığı bir kurumu, vatandaş takar mı?
“Adalet mülkün (devletin) temelidir” sözünü hatırlayın!
Adalet duygusu yok edilirse…
Hukuk ayaklar altına alınırsa…
Devletimizde hak nasıl aranacak, eşitlik nasıl sağlanacak, kişiler ve kurumlar arasındaki ilişkiler nasıl düzenlenecek?
Şunu unutmayalım!
Bir ülkede “hukuk” biterse, “felaket” başlar.
Herkes, hakkını alabilmek için birbirinin boğazına sarılır.
Güç sahibi, “haklı” olur…
Gücü olmayan, sürünür!
Demokrasilerde üç temel güç vardır.
Yasama, Meclis…
Yürütme, Hükümet…
Ve Yargı…
Bu üç güç kavga etmeye başladığı zaman, “devletin çivisi çıkmış” demektir.
Tam bu noktadayız…
Ülkemizi bu noktaya getiren de, maalesef bu ülkenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan!
Keşke bu günlere gelmeseydik!
Keşke bugünleri yaşamasaydık!

Bu yazı toplam 988 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim