• BIST 90.101
  • Altın 145,779
  • Dolar 3,6151
  • Euro 3,9219
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 9 °C

Başbakan Erdoğan, “millet iradesi” ni mi temsil ediyor, yoksa “milletin

M.Tanzer Ünal

AKP’lilerin, özellikle Başbakan Erdoğan’ın dilinden düşürmediği bir kavram var.
Milli irade…
Millet iradesi…
Milletin iradesi…
Sıkıştıklarında, bu kavrama sığınıyorlar, “Size de ne oluyor, millet bize yetki verdi, biz milletin iradesini temsil ediyoruz” diyerek kendilerini savunuyorlar.
İşte AKP’lilerin, Gezi Parkı direnişinden bunalıp, Ankara ve İstanbul’da “Milli iradeye saygı mitingi” düzenlemeleri de bundan.
AKP ve Erdoğan, bu mitinglerle, yurt içi ve yurt dışındaki karşıtlarını “milli iradeye saygı”ya davet etti.
“Bizi düşürmeye kalkmayın, biz milletin iradesini temsil ediyoruz” mesajını verdi.
İki mitingi de naklen yayınlayan kanallardan izledim.
Erdoğan adına üzüldüm.
Ülkem adına kahroldum…
Böylesine psikolojik yapı içinde bulunan birisinin Türkiye’yi yönetmeye devam etmesi çok zor.
Türkiye, artık karpuz gibi ikiye bölündü.
*Recep Tayyip Erdoğan’ı sevenler, sevmeyenler.
*AKP’ye oy verenler, vermeyenler.
Eğer Tayyip Erdoğan’ı sevmiyorsan…
AKP’ye oy vermiyorsan…
Çıra gibi yandın!
Hedeftesin!
Bekle, başına her şey gelebilir!
Böyle bir “demokrasi anlayışı” olur mu?
Bir lideri seven de vardır, sevmeyen de…
Bir partiye oy veren de vardır, vermeyen de…
Seven “dost”, sevmeyen “düşman” ilan edilir mi?
Bir başbakan, “kendisine oy verenleri”, kendisine oy vermeyenlere” karşı tehdit olarak kullanabilir mi?
“Yüzde 50’yi evlerinde zor tutuyorum”…
Siz, demokrasiyle yönetilen hangi ülkenin başbakanın ağzından böyle bir tehdit duydunuz?
Yine…
Türkiye’nin medyası yetmedi, yabancı medya kuruluşlarına saldırdı.
“Reuters… BBC… CNN… İşte Türkiye’nin fotoğrafı burada, işte milli irade burada, bunları da gizle!”
Sonra…
Artık “Koç Grubu” da Erdoğan’ın hışmına uğrayanlar arasında…
“Kendi otellerinde teröristlerle işbirliği yapanları, yatırıp kaldıranları iyi biliyoruz…”
Ne yapmış Divan Oteli?
Polis gaz sıkınca, otele kaçan Gezi Parkı direnişçilerine ses çıkarmamış, kapılarını direnişçilere kapatmamış, sağlık ve gıda yardımında bulunmuş.
Şu mantığa bakın!
Öyle bir ortam içinde hangi ev, hangi işyeri kapısını kapatır?
İnsanlığa sığar mı bu?
Erdoğan’ın mantığından gidersek…
Türkiye, Suriye’den kaçanlara neden kucağını açtı?
************
Şu “milli irade” konusuna geri dönersek…
Yazımın başında da belirttiğim gibi, AKP’liler, özellikle Başbakan Erdoğan, “Milli irade, millet iradesi ve milletin iradesi” kavramlarını, “işlerine geldiği” şekilde kullanıyor.
Halbuki sözcükler, kavramlar, terimler önemlidir.
Anlamında kullanacaksın!
Yönettiğin toplumu kelime oyunlarıyla aldatmayacaksın!
Önce “millet”in kelime anlamından başlayalım!
“Millet” kelimesinin iki anlamı vardır.
*Kitle, kalabalık, topluluk…
*Ulus.
Bir pazaryerinde, alıcısı satıcısı 5 bin kişi toplanır, bu kalabalığa da nicelik anlamda “millet” denir.
AKP ve Erdoğan, bu kelimeyi hangi anlamda kullanıyor?
“Topluluk” anlamında mı, “ulus” anlamında mı?
“Milli irade” veya “millet iradesi” dediklerinde, anlatmak istedikleri ne?
Aslında Ankara ve İstanbul mitinglerinde, “milli irade” kavramını yanlış kullandılar.
Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldıklarına ve ortalıkta “milli” hiçbir şey bırakmadıklarına göre, hangi “irade”? Neyin iradesi?
*********
AKP, seçimlerde aldığı oylarla “millet iradesi” ni mi temsil ediyor, yoksa “milletin iradesi” ni mi?
Millet iradesi…
Milletin iradesi…
Anlamları, birbirinden çok farklı…
“Millet iradesi” nin temel özellikleri vardır.
*Ulusal dil…
*Ülke bağımsızlığı ve özgürlüğü…
*Ortak dava ve hedef…
*Uygar giyim…
*Demokrasi…
*Bilimsel eğitim…
*Bilimsel hukuk…
*Uygar-insancıl davranış…
*Ahlak, vicdan…
*Üretim toplumu…
*Teknoloji yoğunluğu…
*Uygarca yaşam egemenliği…
“Milletin iradesi” ise bu özellikleri taşımayabilir.
“Milletin iradesi”; bilimsel, adil, çağdaş, uygar, eşitlikçi, hukuka uygun, ahlaklı, demokratik ve vatansever olmak zorunda değildir.
***********
Şimdi bu bilgiler ışığında diyorum ki, AKP’nin, aldığı oyları “millet iradesi” sayması, yanlıştır, bilimdışıdır.
AKP’nin aldığı oylar, “millet iradesi” ni değil, “milletin iradesi” ni yansıtmaktadır.
Yani “belirli bir kesimin iradesi” ni…
Seçmenin çoğunluğunu…
Toplumun yüzde 50’sini değil, seçmenin yüzde 50’sini…
Erdoğan…
Aslında konuya böyle bakabilse…
Seçmenin yüzde 50, toplumun yüzde 33’ünden oy aldığını kabul etse…
Kendini “ülkenin patronu” olarak değil, “seçilmiş başbakanı” olarak görürdü.
O zaman da…
Olaylar karşısında hırçınlaşmaz, sözleriyle kafa göz yarmazdı.
Kendisine oy vermeyenlerin de korunması gerektiğini, başkalarının da aynı haklara sahip olduğunu anlardı.
“Millet adına karar alan tek adam” olma sevdasına kapılmazdı.
“Efelik taslayarak” devleti yönetmeye kalkmazdı.
Çünkü demokrasilerde “efelik” olmaz!
Demokrasilerde “Sen bana karşısın, bunun cezasını çekeceksin” olmaz!
Demokrasilerde “diretme”, “ben istediğimi yaparım”, hiç olmaz!
Demokrasilerde hak vardır, hukuk vardır, uzlaşma vardır!
Yazık!
Türkiye’de “tehlikeli cepheleşme” başladı.
Şimdiye kadar hiç yaşamadığımız bir cepheleşme…
Bunun sonunun nereye varacağını kestirmek güç!



Bu yazı toplam 871 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim