• BIST 98.314
  • Altın 143,598
  • Dolar 3,5661
  • Euro 3,9852
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

Başbakan Erdoğan, Suriye’yi ve Mısır’ı bırakıp biraz da Türkiye ile ilgi

M.Tanzer Ünal

Pazar günü…
Akşam saatlerinde televizyonun karşısına geçtim kanalları dolaşıyorum.
Hangisini olduğunu hatırlamıyorum, kanallardan biri, çok önemli bir olay olmuş gibi yayınını kesti, Başbakan Erdoğan’a bağlandı.
Bu bağlantı öyle ani yapıldı ki, o an programda konuşan kişi başladığı cümleyi bile tamamlayamadı.
Erdoğan, TÜMSİAD’ın iftar yemeğinde konuşuyor…
Yine hiddetli, yine öfkeli…
Yüz kasları gerilmiş, sesi en yüksek tonunda…
“Bu saatte çekilmez” diye geçirdim içimden.
Bir başka kanala geçtim, yine başbakan…
Değiştirmeye devam ettim, yine O, yine O…
Saydım, 16 kanal naklen Erdoğan’ın konuşmasını veriyordu.
Çaresiz, dinlemeyi sürdürdüm.
Avazının çıktığı kadar bağırıyor:
“Neredesin Avrupa, neredesin Amerika, sizin demokrasi anlayışınız bu mu?”
Mısır’ı anlatıyor…
Bir gün önce 100’den fazla kişinin ölümüne neden olan olayları…
Dönüyor, dolaşıyor hep aynı şeyleri söylüyor.
“Bu kadar kişi öldü, görmüyor musunuz? Neden ses çıkarmıyorsunuz? Neden müdahale etmiyorsunuz?"
********
Tutumunda, tarzında, olaylara yaklaşımında bir değişiklik yok!
“Suriye” gitmiş, “Mısır” gelmiş…
Suriye’yi konuşurken, Esad’a ve Esad’ı devirmeyen Batı’ya veryansın ediyordu…
Şimdi de Mısır’da Mursi’yi deviren silahlı kuvvetlere ve silahlı kuvvetlere karşı çıkmayan Amerika ve Avrupa’ya sert konuşuyordu.
Hayret!
Avrupa’nın ve Amerika’nın “ne mal olduğunu”, devletlerarası ilişkilerin nasıl yürütüldüğünü sıradan vatandaş bile anladı, ancak ülkemizi yönetenler, anlamamakta ısrar ediyorlar.
Ülkeler arasındaki ilişkilerde belirli bir “standart” yoktur.
Varmış gibi davranılır, ama yoktur…
“Şu olursa böyle davranılır” diye bir kural konmamıştır.
Hele hele Batı (Batı derken Avrupa ülkeleri ve ABD’yi kastediyorum), uluslar arası ilişkilerde, “bazı davranış biçimlerini” hiç ama hiç umursamaz.
Amiyane tabiriyle, dünya ayağa kalksa, takmaz!
Onlar için varsa yoksa, “çıkar”dır.
Kendi çıkarı…
İşine gelirse “demokrasi” ister, işine gelmiyorsa “demokrasi karşıtlarıyla” beraber olur.
İşine geliyorsa “demokrasi” iyidir, işine gelmiyorsa, “monarşi”, hatta “diktatörlük” en iyi rejimdir.
Bir de, kendi çıkarları için “adam kullanmayı” çok iyi bilirler.
ABD, Bin Ladin’i yetiştirdi, kullandı, işi bitince de terörist ilan edip öldürdü.
Saddam’ın sonu da aynı oldu…
İran’la savaştırdı…
Kuveyt’i işgal ettirdi…
İşi bitince, öbür dünyaya postaladı.
Amerika bu!
ABD için sadece kendisi vardır, ama sadece kendisi…
Kendisinin dışında hiçbir ülkenin “sinek kadar değeri” yoktur.
Çıkarı varsa dostudur, çıkarı yoksa veya çıkarı sona erdiyse, karşısındakinin cehenneme kadar yolu vardır.
************
Biz, devlet olarak, devleti yöneten kişiler olarak, ABD’nin bu karakterini bilmiyormuşuz gibi, tutuyoruz Suriye’ye de, Mısır’a da posta koyuyoruz.
Posta koyarken de, Avrupa ve ABD’yi “Neden gereğini yapmıyorsunuz?” diye eleştiriyoruz.
“Ne oldu demokrasi?” diye soruyoruz.
“Demokrasi”, ABD ve Avrupa’nın çok umurundaydı.
Kendimizden örnek verelim.
Dün, ülkemizdeki askeri rejimler ABD’nin işine geliyordu ve sık sık müdahale oluyordu…
Bugün mevcut iktidar işine geliyor, askerler cezaevinde…
Bu kadar basit!
********
Her neyse…
Konu biraz dağıldı.
Söylemek istediğim şu:
Lüzumsuz yere, komşularımızın ve başka ülkelerin işlerine burnumuzu sokuyoruz.
Bırakalım Filistin’i, Suriye’yi, Mısır’ı, biraz da kendi işimize bakalım!
Biz Suriye, Mısır ve Filistin’le uğraşırken, memleket elden gidiyor!
PKK, Güneydoğu’da “fiili durum” yarattı.
Devlet, “karakol” inşa edemez ve karakollarına sahip çıkamaz hale geldi.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, pazar günü İstanbul’da demeç veriyor:
“Şimdiye kadar Yunanistan ve Bulgaristan’la komşuydunuz, şimdi Kürdistan’la da komşu oldunuz…”
Ne demek bu?
Daha önce de yine BDP’li Hasip Kaplan benzer bir laf etmişti:
“Türkiye’nin üç tarafı deniz, üç tarafı Kürdistan…”
O zaman da Türkiye’yi yöneten kimseden ses çıkmamıştı, yine “tık” yok!
AKP’nin “barış” dediği bu mu?
Memleketin bir parçası PKK’ya peşkeş çekilerek mi “barış” olacak?
Başbakan Erdoğan, Suriye, Filistin ve Mısır’ın güvenliği için her gün ona buna kafa tutuyor, ama iş ülkemizin güvenliğine gelince, ağzını açıp tek söz söylemiyor.
Bana ne Suriye’den!
Bana ne Filistin’den!
Bana ne Mısır’dan!
Ben, önce kendi ülkeme bakarım.
Önce can, sonra canan…
Affedersiniz, bizim evi “bok” götürüyor, biz işi gücü bıraktık başkalarının evini temizlemeye kalkışıyoruz.
Benim gibi pek çok kişiyi üzen bu!
Katılırsınız, katılmazsınız, Türkiye’nin ve Türkiye’yi yönetenlerin son tutumlarını anlatmaya çalıştım.

Bu yazı toplam 871 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim