• BIST 94.655
  • Altın 144,854
  • Dolar 3,5508
  • Euro 3,8707
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

Başbakan Erdoğan ve Şeyh Edibali…

M.Tanzer Ünal

Başbakan Erdoğan, siz bu satırları okurken, Kuzey Afrika seferinden dönmüş olacak.
Bugün sabahtan itibaren hepiniz, hepimiz “beyin yıkama” ve “azar işitme” seanslarına hazır olalım.
Sahi…
Bir başbakanın, her gün vatandaşlarını azarlama, vatandaşlarını küçük düşürme hakkı var mı?
Şu yaşadığımız “başbakan-vatandaş” ilişki, dünyanın başka hangi ülkesinde böyle?
Başka bir örnek göstermek mümkün mü?
Başbakan, vatandaşın yaşamına en ince ayrıntılarına kadar müdahale etme hakkını kendinde nasıl görüyor?
*Şöyle oturun, şöyle kalkın!
*En az 3 çocuk yapın!
*Alkollü içki kullanmayın!
*Dini bütün olun!
İnsanların yaşamına “ayar verme” gayreti, sözlerine de en sert şekilde yansıyor.
Nezaket hak getire!
“Ne kadar çok bağırırsa, sözünün o kadar çok tutulacağı” havasında.
Öfkeyi hitabet sanatı olarak bellemiş, yoluna devam ediyor.
*”Yok öyle 25 kuruşa simit!”
*”Sen aklını kendine sakla!”
*”Hakara makara yapıyorlar.”
*”Artistik yapma lan!”
*”Talihsiz bedevi!”
*”Kayışı kopardı.”
*”Çarkçı Kemal!”
*”Her içki içen alkoliktir.”
*”İki ayyaşın çıkardığı kanun, kanun oluyor da…”
*”Üç beş çapulcu…”(Gezi Parkı direnişine katılanlara söylediği söz.)
*”Bas gaza, bas!” (Bir çocuğu olan babaya söylediği söz.)
Başbakan’a ait benzer pek çok söz var.
İşte, bu nedenle Gezi Parkı direnişine katılanlar, hedefe sadece Erdoğan’ı koymuşlar.
İkinci bir isme karşı değiller…
***********
Başbakan Erdoğan durumunun farkında değil mi, çevresindekiler kendisini uyarmıyor mu, bilmiyorum.
Demek, Erdoğan farkında değil, danışmanları da uyaracağına gaz veriyorlar ki, “Gezi Parkı kıvılcımı” yangına dönüştü.
Keşke Başbakan, çok sevdiği ve sık sık konuşmaları için alıntı yaptığı Şeyh Edibali’nin öğütlerine kulak verseydi.
Şeyh Edibali’yi biliyorsunuz…
13. Yüzyıl’da Bilecik’te yaşamış bir İslam İlahiyatçısı bilgini.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında yaşamış bir ahi şeyhi.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu ve aynı zamanda damadı olan Osman Gazi’ye, hepimizin çok iyi bildiği şu öğütlerde bulunuyor.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana…
Güceniklik bize; gönül almak sana…
Suçlamak bize; katlanmak sana…
Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana…
Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana…
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana…
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç,
ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
Oğul!
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima
sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve
adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir…
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar. İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!
Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı… Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü zaman yok, süre az!
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez! Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.
Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.”
*********
Şeyh Edibali’nin o sözlerini yeniden hatırladık…
Aradan 700 yıl geçmiş, o gün söyledikleri bugün de geçerli.
Keşke bugünlere gelinmeseydi!
Keşke Başbakan Erdoğan, çok beğendiği Şeyh Edibali’ye kulak verseydi!

Bu yazı toplam 1081 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim