• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408
  • Kocaeli : 30 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 28 °C

Başbakan gelmiş, hoş gelmiş de…

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Başbakan Ahmet Davutoğlu önceki gün 3 saatliğine İzmit’e uğradı.

“Uğradı” derken, “Geçerken uğradı” anlamında söylemiyorum, uğraması planlıydı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Gençlik Çalıştayı”nda konuşma yapacaktı, cuma namazını kılacaktı, Düzce’ye gidecekti…

Ziyaretin sıkıntısı, bir gün önceden başladı.

Perşembe günü öğleden sonra, gazetemizin merkezinin de bulunduğu eski vilayet binası ve Yenicuma Camii çevresini görmeliydiniz.

Adeta OHAL(olağanüstü hal) ilan edildi.

Caddeler ve bütün park yerleri araçlardan temizlendi…

Yolun iki tarafına demir bariyerler çekildi…

Bölgedeki binalar güvenlik yönünden gözden geçirildi…

Bağlantı yollarına güvenlikçiler yerleştirildi…

Neymiş?

Başbakan Davutoğlu, camiye giderken ve cami çıkışında bu yolu kullanacakmış…

Sadece bu kadar mı?

“Gençlik Çalıştayı”nın yapılacağı Sabancı Kültür Merkezi’nin etrafındaki önlemleri de görmeliydiniz.

Salim Dervişoğlu Caddesi trafiğe kapatıldı, kültür merkezinin etrafı boşaltıldı, bina didik didik arandı…

Tamam, önlem alınmalıydı da, bence abartılı bir önlemdi.

O yol güzergâhını kullananlar, o bölgelerde oturanlar ve çalışanlar 24 saate yakın süre tedirginlik duydular.

Sıkıldılar, öfkelendiler…

Bence, ülkemizi yönetenlerin, kentleri ziyaretleri, kent içinde bir yerden bir yere gidişleri, vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkilememeli.

Önlem alınmalı, ama bu, saatler öncesinden yollar ve park yerleri boşaltılarak değil!   

Ya cami cemaatinin üstlerinin aranmasına ne dersiniz?

Vatandaş, namazını kılmak için her gün gittiği camiye girecek, dur bakalım senin üstünü bir arayalım…

Neden, ne oldu?

Bugün başbakan da bu camide namaz kılacak...

Böyle bir uygulama olur mu?

Kimin ne hakkı var, insanların tek tek üstünü aramaya?

Başbakan cuma namazını İzmit’te mi kılacak…

Konuşma yaptığı salona en yakın camii hangisi, hemen berisinde fuar içinde bulunan Mustafa Pehlivan Camii…

Küçük, şirin bir cami…

O camiyi o gün kapattım dersin, kimseyi rahatsız etmeden, cemaatin üstünü başını arama işgüzarlığına girmeden, dini gereğini yerine getirirsin.

Yok, amaç cemaati kalabalık bir cemide gösteri yapmaksa, o başka!

 

Hükümetten sonra MHP Genel Başkanı Bahçeli de “Paralel”e sarıldı

Bence bu iş iyice cıvıdı!

Kimin başına ne gelirse, “Paralel”den biliyor.

İktidardakilere alışmıştık da, şimdi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de başındaki sıkıntıları “Paralel”den biliyor.

Meral Akşener, Koray Aydın ve Sinan Oğan; “Partimizde işler iyi gitmiyor, kurultay toplansın, genel başkan değişsin” diye yola çıktılar…

Devlet Bahçeli, hemen “Paralel” silahını çekiverdi.

“Bu, Paralelcilerin işi!”

Allah Allah…

Bu nasıl mantık?

İktidar, bir süredir başına gelen bütün kötülükleri Paralelcilerden biliyordu.

Terör azdı, Paralelden…

Ekonomi kötüleşti, Paralelden…

AB ile ilişkiler iyi gitmiyor, Paralelden…

Komşu ülkelerle aramız iyice açıldı, Paralelden…

İş o noktaya geldi ki, bir iktidar mensubu pilav yerken içinden taş çıksa, Paralelden bilecek.

AKP’nin bahanesi belli!

İşler iyi giderse, AKP sayesinde…

İşler kötü giderse, bütün kötülüklerin sebebi Paralelciler!

Eskiden, Ergenekonculardı…

Sonra “Ergenekoncu” modası bitti, “Paralelci” modası başladı.

Yeni bir düşman bulununcaya kadar, bu böyle devam edecek.

Sözü tekrar Devlet Bahçeli’ye getirirsek…

Devlet Bey de uyanık birisi.

Baktı, AKP’nin “Paralelci” suçlaması iyi iş yapıyor…

Toplum bunu yiyor…

O da “parti içi muhaliflere karşı” aynı silahı kullanmaya başladı.

“Bunlar Paralelci… Paralel yapı, partimizi ele geçirmek istiyor…”

Vallahi pes!

***

Şimdi çok merak ediyorum…

Herhangi bir zorlukla karşılaştığında, karşısına ciddi bir muhalefet çıktığında, acaba CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Paralelci” silahını kullanacak mı?

“Bunlar Paralelci, beni düşürmek istiyorlar” diyecek mi?

Dediğim gibi, sadece merak ediyorum…

Çünkü biz millet olarak, başımıza bir iş geldiğinde suçu başkalarının üzerine atmayı, “günah keçisi” yaratmayı pek severiz.

 

Kadın eli tutmak…

Malatya Gazi Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Nevzat Turan, geçenlerde, halk oyunları oynayan gençleri kastederek “Kadın ve erkeğin el ele tutuşması zinadır” deyince kıyamet koptu.

Bence bu dönemde bir eğitimcinin böyle konuşmasına şaşmamak gerekir.

Neden şaşıyorsunuz?

Ülkemizdeki iklim, bu tür sapık düşüncelerin yeşermesi için müsait!

Sonra…

Neden Malatya’ya gidiyorsunuz, yakın çevrenize baksanıza!

Bu kent, halen, bir zamanlar kadınla tokalaşmayı günah sayan bir zihniyet tarafından yönetilmiyor mu?

 

 

Siz hiç ölünün dirildiğini gördünüz mü?

“Ölüyü diriltme” sevdasından bir türlü vazgeçmiyoruz.

Vazgeçemiyoruz…

Bu bizde irsi bir hastalık!

Bir zamanlar bu ülkede DP (Demokrat Parti) diye bir parti var mıydı?

Vardı…

Ne oldu sonra?

Tarihe gömüldü…

Bir zamanlar bu ülkede AP (Adalet Partisi) diye bir parti var mıydı?

Vardı…

Ne oldu sonra?

Tarihe gömüldü…

Doğru Yol Partisi(DYP) ve Anavatan Partisi (ANAP)…

Onlar da tarih oldular.

Ama bu dört parti de halen resmen partiler listesinde var.

Ülkemizde 100 civarında siyasi parti var, açın bakın, listede bu dört partiyi de görürsünüz.

Genel başkanları var…

Parti teşkilatları var…

Bazıları seçimlere bile giriyor.

Ve bir grup yaşını başını almış siyasetçi de- herhalde zaman geçirmek için-ara sıra toplanıyor, tarihe gömülmüş bu partileri diriltmeye çalışıyor.

Demokrat Parti’yi yine eski günlerindeki gibi şahlandıracaklarmış…

Demokrat Parti tarih olalı kaç yıl olmuş?

56 yıl…

Bugün DP’nin iktidar olduğu 1950-60 dönemini kaç kişi hatırlıyor?         

Veya şöyle sorayım…

Kaç kişi o dönemi hayırla yâd ediyor?

DP bugün canlandırılmaya çalışılsa, kaç kişi “Aaa bu bizim parti” deyip oy verecek?

Bu nedenle, geçelim bunları!

Eski parti isimlerinden medet ummayı bırakalım.

Bir partinin zamanı geçmişse, geçmiştir.

O parti işlevini tamamlamışsa, tamamlamıştır.

İsimlere takılıp kalmayalım, önümüze bakalım.

Bugün Türkiye’de yeni bir siyasi oluşuma ihtiyaç var mı, var.

Ama bu oluşum için; DP’nin, AP’nin, DYP’nin, ANAP’ın isimleri şart değil.

Başka şeylere kafa yoralım.

İsimlerden medet ummayı bırakalım.

***

Sevgili okurlarım, bu yazıyı durup dururken yazmadım.

Bir süredir yine “Demokrat Parti” yemeğini pişirmeye çalışıyorlar, onun için yazdım.

Neymiş?

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu Demokrat Parti’nin başına getirilirse, parti ayağa kalkarmış.

Ben 68 yaşındayım ve Demokrat Parti bana hitap etmiyor…

Size hitap ediyor mu, bilmem.

 

Bu yazı toplam 1218 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim