• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 8 °C

BASIN EMEKÇİLERİNE SELAM OLSUN…

Mustafa Küpçü

Darbeler, “gelişme süreci güdük kalmış ülkelere özgü” ilkel eylemlerdir!

Ekonomik, teknolojik, bilimsel, sosyal ve kültürel açıdan gelişmiş, “yoksulluğu” ortadan kaldırmış ülkelerde “darbe” diye bir sözcük bilinmez!

O ülkelerde “Demokrasi, Laiklik, Sosyal Hukuk Devleti” kuralları ve “İnsan Hakları” değerleri egemendir!

Bu temel değerlerin ışığında, “Basın Özgürlüğü” koşulsuz ve eksiksiz yaşanır! Çünkü, toplumun hemen tamamı iyi bir eğitim-öğretim sürecinden geçmiştir. “Bireysel ve toplumsal bilinç” gelişmiştir.

Gazete, dergi ve televizyonlar da karşılarındaki bilinçli kitleyi dikkate alarak yayın yaparlar!

Bizim gibi ülkelerde ise, bireyler ve kitleler büyük ölçüde “edilgendir!”

Bu ülkede, yılda 6 kişi 1 kitap okuyor!

Gazete okur sayısı da son derece düşüktür.

Ama, siyasi iktidarla iş yapan, “devlet kasasından ve mülkünden zenginlik sağlayan” kimileri, medya sahibi olmaya çok meraklıdır! Elindeki medya organını bir silah gibi kullanır! Ve genellikle de siyasi iktidarın hizmetine sunar! Siyasi iktidarda kim varsa, “yandaş medyayı” ve patronunu ihya eder, “yola gelmeyen muhalif medyayı” da, fırsatını bulduğunda cezalandırır!

Bu yüzden, bizim gibi ülkelerde, her darbe sonrası, darbenin asıl bedelini gazetelere ve gazetecilere ödetirler!

27 Mayıs 1960 Darbesinde 10 yaşımda bir ilkokul öğrencisiydim. Yassı Ada Duruşmaları’nı radyodan izlerdim. Baş yargıç Salim Başol’un duruşmaları açış konuşmaları hala belleğimdedir.

12 Mart 1971 “askeri müdahalesinde” üniversite öğrencisiydim. Üniversite gençliğinin içine sızmış “kışkırtıcı ajanlar” sayesine, biz gençlere ve o günün saygın üniversite hocalarına ağır bedeller ödettiler!

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nde, “asker kökenli belediye başkanları” ile çalışamayacağımı görerek, Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği’ndeki görevimden istifa ettim. Bir yıl işsiz kaldım.

Bugün yaşadığımız “darbe girişimi” dahil, hiçbir darbenin “şakşakçısı” olmadım.

Evet, şu bir gerçek ki; her dönemde “siyasal iktidarın yalakası” ya da “siyasetin kirine bulaşmış gazeteciler” de gördüm! Ancak, her darbe sonrası “kurunun yanında yaş da yanar” misali, pek çok “gerçek gazetecinin” kurban edildiğini de biliyorum.

“Yaygın Medya’da” gazete emekçisi olmak kolay değildir. Gazete patronu, siyasal iktidara “hizmet eri” olmayı içine sindirir, çıkarları için gazeteyi ya da televizyonunu bu amaç doğrultusunda kullanır, “onurlu basın emekçisi” ya kovulur, ya da istifa etmek zorunda kalır.

“Yerel Medya’da” basın emekçilerinin işi daha da zordur! Çünkü, işsiz kaldığında “açlıkla terbiye edilir!

OHAL koşullarında, Kocaeli’de üç gazetenin kapatıldığı haberini alınca içim burkuldu. Gazete sahiplerinin bir suçu varsa, “bireysel olarak” ve “bağımsız yargı” önünde hesabını versinler. Ama, o gazetelerin emekçilerinin ekmekleriyle ve onurlarıyla oynamaya ne hakkınız var?

Ne yapılabilir?

Gazetenin yönetimi, gazete sahibinin de onayı alınarak, gazete çalışanlarına teslim edilebilir. Ya da “siyasi iktidar hizmetkarı olmamak koşulu ile” o işin uzmanı olan bir Kayyum’a emanet edilir, basın emekçileri mağdur edilemez!

Gerçekten “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” nde, medyanın kaderi siyasal iktidara bırakılamaz!

Evet, demokrasiye aykırı olarak, “seçimle işbaşına gelen bir siyasal iktidarın darbe ile alaşağı edilmesi” haksızdır, ilkeldir, demokrasiye aykırı ve hukuk dışıdır. Ama, medya üzerindeki bu tür baskıları da onaylamak mümkün değildir.

OHAL koşullarında “hak aramak” da zor, hatta olanaksızdır! İşte, bu nedenlerle, “gazetelerin ya da televizyonların” yayın politikalarını beğensek de beğenmesek de, medya sahiplerini sevsek de sevmesek de, eğer “insani bir kimliğimiz ve vicdanımız” varsa, basın emekçilerini savunmakla ödevliyiz.

Bu noktada “öncü görev” Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’ne düşmektedir. Üyesi olmaktan onur duyduğum Cemiyet’in derhal harekete geçmesini, öncelikle de bu gazetelerde görev yapan basın emekçilerine sahip çıkmasını diliyorum.

Kalemini “kişisel ve siyasal çıkarlara hizmetkar yapmayan” tüm basın emekçilerine selam, sevgi ve saygıyla…

Bu yazı toplam 694 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim