• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Başka Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik yok mu?

M.Tanzer Ünal

Önce Bülent Arınç…

Sonra Hüseyin Çelik…

Abdullah Gül zaten geri planda.

Sadullah Ergin ile bizim Nihat Ergün, bir ara sahnede görünüp (Bülent Arınç’ın evinde yemek olayı) kayboldular.

Hepsi bu kadar mı?

Çoğu kişi, “kıvılcım, ateşe dönüşüyor” diye bekliyordu.

Olmadı, bir üflemeyle kıvılcımın ateşe dönüşmesi engellendi.

AKP içindeki muhalefet şimdilik küllendi.

***

Peki, ne olacak?

Bu böyle devam edip gidecek mi?

Olaylar tartışılmazsa…

Yıllardır yaşanan olumsuzlukların tanıkları konuşturulmazsa…

Basın susturulur, toplumun dinamik güçleri ağızlarını açmaya korkarsa…

Çoğunluk “Padişahım çok yaşa” diye tempo tutarsa…

Bu işin sonu nereye varacak?

Herkes; akılını, fikrini, vicdanını kiraya vermiş, boş boş oturuyor, affedersiniz bön bön bakıyor.

Vatan elden gidiyor, biz hâlâ başkanlık derdindeyiz.

Sanki başkanlık sistemi gelirse, şipşak…

*Terör olayları duracak…

*Suriye sorunu sona erecek…

*Rusya, İran, Irak ve diğer komşularımızla aramız düzelecek…

*Üretim ve ihracatımız artacak…

*Ekonomimiz düzlüğe çıkacak…

*Uluslararası itibarımız yükselecek.

Söyler misiniz Allah aşkına, bu sorunlarımızdan hangisini, ülkemizde başkanlık sistemi olmadığı için yaşıyoruz?

14 yıldır ülkemizi yönetenlerin, yapmak isteyip de yapamadığı ne var ki de, başkanlık sistemi gelirse yapacaklar?

“Yasama” onların elinde…

“Yürütme” onların elinde…

“Yargı” onların emrinde…

Hem de kayıtsız şartsız!

Milletten olağanüstü destek!

Muhalefet yok!

Daha ne olsun?

Bu şartlarda ülke güllük gülistanlık değilse, o zaman yıllardır ülkemizi yönetenler dönüp aynaya bir bakmalı.

 

Günah mı çıkardılar?

Tekrar Bülent Arınç-Hüseyin Çelik olayına dönersek…

Diklenmenin devamı gelmediğine göre, Bülent Arınç’ın, Hüseyin Çelik’in hatta Abdullah Gül’ün yapmak istediği neydi?

Günah çıkarmak mı?

Öyle ya, “Bakın, biz yıllarca yönetimin içindeydik, ancak terör konusunda, şu şu konularda yapılanlar doğru değildi” demenin, hem de iş işten geçtikten sonra demenin, başka bir anlamı olabilir mi?

*Kendilerine verilen makamlara fit oldular…

*“Yanlış” denmesi gerektiği zamanda “yanlış” demediler…

 *Ülkemizde “tek adam” anlayışının egemen olmasına ses çıkarmadılar…

 *Vatan ve millet düşmanlarıyla işbirliği yapıldığı zaman gıkları çıkmadı…

*Özetle… “Hayır” demediler… “Olmaz” demediler… “Yapmayalım” demediler…

*”Güç” sahibi iken, “büyük güç”e destek verdiler…

*Sistemin bir parçası olmaktan geri durmadılar…

Şimdi…

Efendim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe görüşmelerinden haberi varmış…

Efendim, açılım süreci içinde teröristler Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yığınak yapmışlar…

Efendim, devleti yönetenler, çözüm sürecinin romantizmine kendilerini kaptırmışlar…

Eeee, sonra?

Demeye getiriyorlar ki, “Gördüğünüz gibi biz, hiç olmazsa ağzımızı açıp gerçekleri söyledik. Bizi affedin!”

İtiraf, cezayı azaltır, ama af getirmez.

Sorulduğu zaman, herkes üstlendikleri sorumlulukların hesabını verecek.

 

Ben de sizi tanımaktan çok mutluyum Hayri Bey

Hayri Bostan ismini bu köşenin düzenli okurları artık biliyorlar.

İzmit Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Uzman Öğretmeni…

“Fevziye Camii’ne müezzin ataması tartışması”na, gönderdiği bir mesajla katılmış, konuya objektif yaklaşımıyla büyük taktir toplamıştı.

Hafta başında kendisinden bir mesaj daha aldım.

Mesajından, yazılarımı düzenli okumaya başladığını anladım.

Teşekkür ediyorum…

Bir cümlesinde, beni tanımaktan çok mutlu olduğunu belirtmiş.

Ben de, Hayri Bostan gibi aydın bir din adamını tanımaktan çok mutlu ve gururluyum.

Hayri Bostan’ın son mesajını sizlerle paylaşıyorum.

“Merhaba Tanzer abi.
İftarlık Gazoz filmiyle ilgili güzel yazınızı okudum ve dün gittim Dolphin'de izledim. Gerçekten çok beğendim. 
Bugünkü yazınız da çok güzel.
Hediye ettiğiniz kitabı da okumaya başladım.
Kebapçı Selman'ı da merak ediyorum. İlk fırsatta gidip köftesini tadacağım.
Yahu şu Fevziye müezzini ile ilgili gelişen tartışmalar ve tatsız olaylar sizin gibi güzel bir insanı tanımama vesile oldu. Onun için çok mutluyum.
Din ve dindarlık kimsenin tekelinde değildir. O filmde ne kadar güzel anlatmışlar. Toplumumuzun doğal yapısını, hiç ideolojik saptırmalar yapmadan, tamamen fenemonik desem bilmem doğru ifade etmiş olur muyum?
Selam ve muhabbetlerimi sunarım efendim.

Hayri Bostan
İzmit Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Uzman Öğretmeni”

 

Doğanın takvimi

Bilmem sizde de oluyor mu?

Aralık ayında içimi sıkıntı basar.

Günler kısa, geceler uzundur.

Dört, dört buçukta hava kararır, sabah kalkarsın aydınlanmak bilmez.

Taa 21 Aralık’a kadar sürer bu.

21 Aralık, karanlığın aydınlığa döndüğü tarihtir.

Günde 1’er dakika da olsa, günler uzamaya başlar.

Güzel, aydınlık, sıcak günlerin habercisidir 21 Aralık.

                                               ******

Neredeyse 2 ay oluyor aradan geçen zaman.

Aydınlığı daha fazla yaşıyoruz.

Kırlarda papatyalar açmaya, ağaçlar tomurcuklanmaya başladı.

Havalar birkaç gün iyi gidince, erik ağaçları hemen uyanıverdi.

Yakın, artık bahar çok yakın.

Yakında cemreler düşmeye başlayacak.

Leylekler dönecek…

Cemrelerin “doğa takvimin”de önemli yeri var.

İşte size “doğa takvimi”nden üç önemli tarih:

*20 Şubat-Cemrenin havaya düşmesi.

*27 Şubat-Cemrenin suya düşmesi.

*28 Şubat-Leyleklerin gelmeye başlaması.

Hazırlanın, bahar geliyor!

Bu yazı toplam 1977 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim