• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 5 °C

Başkan Semih Barış, bilinmeyenleri anlattı...

Başkan Semih Barış, bilinmeyenleri anlattı...
Bugüne kadar herkes konuştu, o sustu… Yaşanan sıkıntılı süreçte KOTO’da başkanlık gibi özel bir görevi üstlendi. Fakat eleştiriler bitmedi. KOTO Başkanı Semih Barış, tüm bilinmeyenleri gazetemizle paylaştı.

Röportaj: Mehmet Özmen

Türkiye’de devam eden bir FETÖ soruşturması var. Bu soruşturmadan en çok zarar gören kurumların başında Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) geliyor.

Malum, Oda Başkanı Murat Özdağ, süreçle alakalı olarak ikinci kez gözaltına alınmış, daha sonra ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Şu an hala Silivri Cezaevi’nde bulunuyor.

Özdağ sonrasında KOTO’da büyük bir tartışma ortamı doğdu. Özellikle yeni başkanın kim olacağı konusu çok su kaldırdı. Yedek üyelerdeki bazı isimlerin de istifalarının alınması ile yeni başkanı seçecek yönetim kurulunun belirlenmesi süreci en çok karmaşık hal alan bölüm oldu.

Herkes Zihni Yılmaz’ın başkan olmasını beklerken ortaya bir Semih Barış gerçeği çıktı. Yönetim kurulu kendi içinde yeni bir ismi seçmişti başkanlığa. Fakat bu da açıkçası tartışmaları bitirmeye yetmemişti. Çünkü bu kez de mevcut yönetimin önüne eksik yöneticiler konuluyor, yeni isimler seçilmeden neden başkanlık konusunun gündeme gelindiğini, dahası neden seçim kararının alınacağı toplantının çok geç yapıldığını herkes sorar olmuştu.

Özellikle bazı kesimlerin hedef tahtasında bulunan KOTO Başkanı Semih Barış, tüm bilinmeyenleri, yaşanan bütün süreci gazetemize anlattı.

Biz sorduk, O içtenlikle yanıtladı…

Barış’ın incilerinde bakın neler var…

 

Kocaeli Ticaret Odası’ndaki sürece geçmeden önce sizinle geçmişe ve istifa ettiğiniz döneme gitmek istiyorum. Geçmişte bu kararı neden aldığınızla alakalı neler söyleyeceksiniz?

Açıkçası bu durum biraz farklı. Açıkçası çok da girmek istemediğim bir mevzu. Mehmet Coşan Bey ile Murat Özdağ Bey arasında yaşanan gelişmelerden dolayı ortaya çıkan bir husus. İstifa kararını almam sadece yanlış bilgilendirilmem doğrultusunda oldu. Neticesinde ise bu karar alınmıştı. Fakat bazı gerçekleri öğrenince ve sonrasındaki gelişmeleri görünce bu kararımdan vazgeçtim. Ve ben bu kararımda haklıyım.

 

15 Temmuz sürecine gelirsek, yapılmak istenen büyük bir darbe girişimi vardı. Bu döneme nasıl değinmek istersiniz?

Ülkemiz tarihi itibarıyla çokça sorunlu dönemeçlerden geçmiştir. Bir kere herkesin şunu aklına sokması ve bir daha hiç unutmaması gerekir. Türkiye, demokratik bir ülkedir. Bu ülkede her şeyin daha üstünde olan şey milletin iradesidir.

Son sözü her zaman toplum söylemiştir.

Ülke halkı söylemiştir. Kimse kendini bu iradenin üzerinde görmemelidir. Siyasiler de, herhangi bir devlet unsuru da…

15 Temmuz’da yapılmak istenen de işte bu iradenin görmezden gelinmeye çalışılmasıydı. Halka rağmen, milletin oyları ile belli bir göreve gelmiş insanlara karşı hesap sorma mücadelesiydi. Devlet bu durumun karşısında olur elbette, ancak ilk kez millet de bu fikrin karşısına dikildi.

Keşke Menderes’in şahadeti ve 28 Şubat dönemlerinde de bunlar yapılabilmiş olsaydı. Türkiye belki de çok daha iyi noktalarda olabilirdi.

 

Yaşanan darbe girişimi sonrasında başlayan operasyonlar zinciri vardı. Bu olayın KOTO’ya kadar gelebileceğini hiç düşünmüş müydünüz?

Darbe olmadan da geçmişte yaşanan bir operasyon vardı. O yüzden bizim için beklenmeyen bir gelişme olmadı. Fakat mevcut yönetim kurulu olarak bize düşen bundan sonrası ile ilgili odamızın tartışmalardan uzak, üyelerine hizmet etmeyi gaye edinen bir yönetim anlayışını benimsemekti. Fakat süreçte ister istemez bizler de sıkıntı yaşadık.

Çünkü mesele öyle kolay bir şekilde geçiştirilebilecek bir mevzu değildi. Her türlü soruna ve engellere rağmen odamızı bugünkü haline getirebildik.

Tartışmalar, belki de eleştiriler bundan sonra da olacaktır, açıkçası olmalıdır da. Zira yaptığımız için eleştirilere açık ve varsa hataların düzeltilmesi gereken, eksiklerin yerinin doldurulması gereken bir iştir. Sorumlu olduğumuz binlerce üye var. O insanlara hitap eden bir anlayışımız olmasına rağmen.

Belki biz olmasaydık, yani mevcut yönetim kurulu eleştirilere bazı riskleri almamış olsaydı, Kocaeli Ticaret Odası daha belirsiz bir ortamda kalabilirdi…

 

Bu konuyu biraz açabilir misiniz? “Belirsiz ortam” derken neyi kastediyorsunuz?

Bakın, Kocaeli Ticaret Odası için gerçekten çok sıkıntılı günler yaşanabilirdi. Aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz senaryo için uygun bir zemine doğru gidiyordu KOTO.

Bizim yaptığımız şey risk almanın da ötesinde elimizi değil, bütünüyle vücudumuzu taşın altına koymak oldu. Odamızı sorunlu ve yetkisiz günler bekliyordu. Özellikle benim başkan seçilmem sırasında çok acele edilmeliydi. Burada en tehlikeli senaryoyu sizlere tem cümle ile anlatmak istiyorum.

Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’nın başına gelenler bizim de başımıza gelebilirdi. Biz o yüzden yönetim kurulu başkanını belirledik ve seçim kurulundan gelen takvimle hem komite üyelerimizi, hem de yeni yönetim kurulu üyelerimizi belirledik.

Mevcut başkanı üyelikten düşürülmüş, meclis başkanı istifa etmiş bir odadan söz ediyorsunuz. Aynı zamanda bu durumlardan etkilenen bir meclis… Gerçekten işimiz zordu. Ancak bu zorluğu atlatmanın tek yolu da kararlı olmaktı, risk almaktı. Biz de bunu yaptık. Kararlı davranarak risk aldık. Çünkü bizim tek derdimiz var. Sorunlarından bir an önce kurtulmuş bir KOTO’nun yeniden üyelerine en sağlıklı şekilde hizmet vermesini sağlamalıydık.

 

Bu dönemde, başkanlık seçimi hakkında sizinle ilgili olarak bazı eleştiriler yöneltildi ve sonrasında yaşanan istifalar oldu. Bu dönemi bizimle paylaşır mısınız?

Bizler koltuk meraklısı hiç olmadık. Fakat ortaya çıkan tabloda bizi işaret eden görevlerden de kaçmadık. Başkan adaylığım konusu sıradan bir konu değildi elbette. Bu kararı nasıl aldığıma gelince…

Yönetim kurulu içinde zaman zaman kamuoyuna yansıyan başkan aday namzetleri oluyordu. Fakat bunların hemen hepsi mevcut meclis üyelerinden, yani yönetim kurulunda yer almayan isimlerdi. Benim karşı çıktığım nokta da bu oldu. Yani neticede 10 kişilik bir yönetim kuruluyuz, kendi başkanımızı yönetim kurulu içinden seçmeliyiz düşüncesi içindeydim.

Yeni yönetim kurulu üyeleri seçimle belirlenmiş olsaydı bile hali hazırdaki bir yöneticinin başkan olmasını destekliyordum.

Bu konuda toplantıda söylediğim söz aynen şu oldu:

“Burada bulunan arkadaşlarımın hepsinin başkanlığında çalışmaya razıyım. Fakat yönetim dışından bir ismin gelip başkan adayı olması durumunda ben göreve talibim…”

Zira bizim sorumluluğunu taşıdığımız, bizlere oy vermiş binlerce üyelerimiz var. Yönetimdeki arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu da benim gibi düşündü. O yüzden yönetim kurulu toplantımızda bu konu yeniden gündeme geldi.

 

Bu dönemde sizin başkanlığınıza tepki olarak yaşanan istifalar oldu. Bunları nasıl değerlendireceksiniz?

Evet, benim başkan seçilmemin ardından yönetim kurulunda yer alan arkadaşlarımız; Fuat Berna, Oktay Erişken, Tolga Ok ve Aykut Çavuş istifa ettiler. Onların aldıkları şahsi kararlardır. Bize sadece saygı duymak düşer. Hayırlı olsun. Kendileri odamıza yönetimde yer alarak hizmet etmiş ve başarılı çalışmaları olmuştur. Bundan sonra da en azından seçim dönemine kadar meclis üyesi olarak aynı olgun tavırları ile çalışmalarımızda yer alacaklarına inanıyorum.

 

Yaşanan başkanlık döneminde yönetim kurulunun toplanamaması ve seçim tarihinin bir türlü alınamaması ile ilgili gelen eleştiriler vardı…

Ben eleştirileri dikkate alan, varsa hataları düzelten, ancak o eleştirilerde takılı kalmayan bir insanım. Yönetim kurulu aslında en uygun zamanda toplandı ve bazı özel kararlar aldı. Şu kabul edilmeli ki, sıradan, olağan bir dönem yaşamıyoruz. Kılı adeta kırk yararak, her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesap edip üyelerimizin menfaat sağlayacağı bir ortam hazırlayarak süreci götürmenin derdine düştük.

Sadece meclis üyesi olarak aylık toplantılarda konuşmadık. Biz hem yaşanan ortamı toparlamak, hem eleştirilere göğüs germek, hem de odamızın işleyişini üyelerimize hizmet edebilmek için sürdürdük.

Ayrıca belli bir zaman öncesinde de seçim kuruluna yeni yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi ile ilgili olarak seçim yapılabilmesi için talebimizi ilettik.

Bundan sonrası tamamen seçim kurulunun işiydi. Onlar da en uygun zamanı belirlediler ve yönetim kurulu üyelerimiz seçildi.

Fakat bu noktada tekrar etmek istediğim bir husus var. Mevcut yönetim kurulu, hem meclisten, hem de kendi komitelerinden binlerce kişinin oylarını alarak göreve gelmiş insanlardan oluşuyor. Haliyle bana göre ve gerçek olan da odur ki, bir başkan seçilecekse yine bu yönetim içinden seçilmeliydi.

Şayet bu yönde gelen eleştiriler varsa sonuna kadar göğüslemeye hazırım.

 

Yönetim kurulu seçimlerinin öncesinde yapılan bir meclis başkanlığı seçimi oldu. Ekip olarak Ali Karslı’dan yana bir tavır aldınız. Fakat istediğiniz olmadı. Seçim sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hem seçimleri kazanan Akın Doğan Bey ve hem de rakibi Ali Karslı Bey, kentin tanıdığı önemli tacirlerden birisi. İşlerinde de kamuoyundaki halleri ile de başarılı isimler. Kimin meclis başkanı olduğu bizim için önemli değil.

Belki seçimdeki tavrımızın belli bir hedefi, amacı vardı. Ancak biz herkese eşit mesafede olmasını bilen insanlarız.

Neticede meclisimiz bir karar verdi. Aldıkları oylarla Akın Bey kardeşim meclisimizin yeni başkanı seçildi. Açıkçası kendisini de yakından takip ediyorum. Çok heyecanlı ve bizimle koordineli. Yönetim kurulunun yaptığı her çalışmada kendisini görmek bizleri de mutlu ediyor.

Az önce söylediğim gibi, bizim tek gayemiz, üyelerimize daha iyi hizmet edebilmektir. Artık KOTO için biz ne isek Akın Bey de odur. Hep birlikte samimiyet ve güven, birlik ve beraberlik içinde odamızı yapılacak olan seçim tarihine götüreceğiz.

Bu arada yapmamız gereken tek şey odamızı tartışmalardan ve yıpratacak gereksiz eleştirilerden uzak tutmaktır…

 

Yönetim kuruluna yeni üyelerin seçileceği dönemde kamuoyunun beklentisi sizin de bir liste yapacağınız yolundaydı, fakat aday listesi hazırlamadınız. Bu durumu açıklar mısınız?

Meclis başkanlığı seçimindeki aynı görüşüm burada da geçerlidir. Biz oda yöneticilerinin görevi sadece hizmet olmalıdır. O hizmet koltuğunda da kimin oturduğu önemli değildir.

Samimiyet ve güven olduktan sonra kişilerin kim olduğu hiç önemli değildir. Benim meclis üyelerimizin tamamı hem yöneticilik hem de başkanlık yapabilecek düzeydedir. Hepsine saygım ve güvenim sonsuzdur. Volkan Yılmaz, Hüseyin Gezer, Mehmet Akif Şen, Necmi Bulut ve Halil Baylam, nitelikli isimlerdir.

Evet, liste çıkarmadığımız konusu biraz düşündürmüş olabilir. Fakat açıkçası bir liste hazırlığı içinde olsaydım, açıkçası yazacağım isimler içinde bu beş arkadaşımız da olurdu. Doğal olarak bu seçimde kazananın kişiler olmamasını istiyordum. İktidar veya muhalefetin birbirine üstünlük gayreti içinde olması bize bir şey kazandırmaz. Sadece zaman kaybettirir. O yüzden hepimiz bir olarak bu listeye oy verdik.

Yeni yönetim kurulu üyelerimizin de bizler için iyi çalışmalara imza atacaklarına inanıyorum.

 

Yeni yöneticilerin belirlenmesinin ardından, seçilen bazı isimlerin size istifa etmeniz ve görev dağılımının yeniden yapılmasını tavsiye ettiği yolunda iddialar vardı. Böyle bir durum yaşandı mı?

Böyle bir durum olmadı. Bazı yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım bana bazı önerilerde bulundular. Fakat bunu dikte eden bir anlayış içinde olmadılar. Önerileri, yine benim başkanlığımdaki bir yönetimde başkan yardımcılarının belirlenmesi ile ilgiliydi.

Kocaeli Ticaret Odası’nın artık tartışmaların, gereksiz eleştiriler ya da polemiklerin yuvası olmasını istemiyorum. O yüzden bundan sonra vakit kaybetmeden sadece işimize odaklanmalıyız. KOTO’nun çözüm bekleyen birçok sorunu var. Üyelerimizin sıkıntılarını gidermek, bizlere iletilen eksikleri çözüme kavuşturmak için kolları sıvamalıyız.

Artık kimin başkan, kimin başkan yardımcısı ya da yönetici olduğu ile değil, burada olma sebebimiz olan hizmete odaklanmalıyız.

 

Söyleşimiz boyunca zaman zaman vurgu yaptığınız “samimiyet”, “güven”, “birlik ve beraberlik” ifadeleriniz dikkat çekiciydi. KOTO’ da tartışmaların göbeğindeki bir kurum halindeyken bunları nasıl sağlayacaksınız?

Evet, Kocaeli Ticaret Odası yaşanan süreçten dolayı oldukça hız kaybetti. Aslında yapabilecek ve sonrasında ise yapmamız gereken birçok şey vardı.

Böylesi bir halde benim en çok üzerinde durduğum iki konu var:

Samimiyet ve güven…

Şayet bunu sağlayabilirsek hiçbir şekilde sorun yaşamayız. Birlik ve beraberliği sağlamak ve bunu hizmete dönüştürmek istiyorsak samimiyet ve güvenden ödün vermemeliyiz.

Bu konuda belki de öncü olması gereken başkanlık görevim nedeniyle benim, açıkçası elimden geleni yapıyorum ve yapacağım. En başta üyelerimiz için, meclisimiz ve yönetimimiz için her zaman birliktelik duygusundan ayrılmadan hareket edeceğim.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne yaptığımız ziyaret de bu samimiyetin bir göstergesiydi…

 

KOTO’da soru işaretleri yanıtını buldu, başkan, meclis başkanı ve eksik yöneticiler belirlendi. Bundan sonra yapılacak ilk icraat ne olacak?

Öncelikle bir sorun tespiti yapmamız gerekiyor. Bizim şu anda ilk olarak ele almamız gereken konu okulumuz. Bakın, bu okul Kocaeli Ticaret Odası’nın ve kentimizin gururudur. Sahip çıkmalıyız. Buradan yetişecek olan öğrencilerle gelecekte nitelikle eleman açığı bulunan işletmeler faydalanacak. İstihdama yönelik belki de en büyük katkıyı sunan bir projenin sahibiyiz.

Tamamlanması gereken kriterleri var. Şayet bunlar olmaz ise okul kapatılacaktı. Biz öncelikle bunun önüne geçtik. Bazı yükümlülüklerimizi yerine getirmeliyiz. Kurulan bu okul KOTO’ya ve kent ekonomisine, üyelerimize büyük katkı sunacak.

İlk olarak bu konuya eğileceğiz.

 

HİSARCIKLIOĞLU’NU ZİYARET

TOBB ziyaretiniz ve Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu ile görüşmenizin detayları hakkında bilgi verir misiniz?

rifat.jpg

TOBB’daki görüşmelerimiz mevcut yaşanan süreç ve ortaya çıkan durumla alakalıydı. Her şeyi konuştuk. Odamızın yapılan meclis başkanlığı ve yönetim kurulu seçiminin ardından tüm gelişmeleri Rifat Bey ile görüşüp değerlendirme imkanı bulduk. Farklı ve faydalı bir toplantı oldu.

Ayrıca bu ziyaretimizde özellikle Meclis Başkanımız Akın Bey’in de yanımda olmasını istedim.

Ve birlikte Ankara’ya gittik.

Güzel bir ortam oldu. Toplantı verimliydi. Akın Bey’in heyecanı ve fikirlerinin bizim için önemli olabileceğini gördüm ve anladım.

Çok önem verdiğim samimiyeti ve güveni kendisinde gördüm.

İşte birlik ve beraberlik derken bundan söz ediyordum. Herkes fikirlerini, öngörülerini ortaya koyacak, sonunda ortaya bir güzel bir çalışma çıkacak…

 

SEMİH BARIŞ YENİDEN ADAY OLACAK MI?

Yaşanan süreçle ilgili olarak gelecek yıl bahar döneminde yapılması gereken oda seçimlerinin son bahara alınması durumu var. Yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?

yonetim-007.jpg

Güzel ve beklediğim bir soru. Bizler koltuk merakımızdan dolayı Kocaeli Ticaret Odası’nda bu makamlara gelmedik. Sadece odamızı içinde bulunduğu buhranlı halden kurtarmak ve geleceğimizi görebilmek adına elimizi değil, tüm bedenimizi taşın altına koyduk.

Yeni dönemde başkan adayı olur muyum, bunu gündemime alır mıyım, açıkçası bilemiyorum. Zira bu bugünkü şartlarda ele alınıp, tartışıp karara bağlayabileceğimiz bir konu değil.

Her şeyi hesap etmek durumundasınız. Başkanlık performansınızı, iş yoğunluğunuzu ve elbette ailesel etkileri…

Bütün bunları ortaya koyduktan sonra sorunun yanıtı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Fakat dediğim gibi, bizim önceliğimiz yeni başkanlık için temel atmak değil, odamızı hak ettiği noktaya getirmektir.

Kocaeli’nin eğitimde, sağlıkta ve her alanda değerleri vardır. Kocaeli Ticaret Odası da bu kentin ekonomik değeridir. Eğer bu değerlerden biri kaybedilirse Kocaeli de kaybetmiş sayılır. Haliyle tüm kamuoyu bu değere sahip çıkmalı, gereksiz gündem oluşturma gayretinden uzaklaşmalıdır.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ManavMarket
25 Eylül 2016 Pazar 20:57
20:57
Yazıyı okucan hangi yalanı düzelteyim deyi kafayı yiyecen.
İstifadan Murat özdağ vazgeçirdi, ikna etmek için Yusuf Ziya Görüştü vazgmek yazısını hazırladılar eline verdiler ancak okudu. , sölenen yalanKoltu sevdası yokda dergahla görüşüp de istifa etmeme müsade etmiyorlar diye söylediği söyleniyor. Murat Özdağa en yakın adamdı, Özdağ istafasını duyunca hazmedemediği ve evine gidip ikna ettiği konuşuluor su anda onun koltuğuda oturuyor. odayı hakettiği yere getirecekse bugüne kada Özdağ olmadan olan yaptıklarını söylesin, hem üyeler hemmillet gurur duysun. hem TÜMSİADA hemde Özdağ yaptıklarına bakal
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim