• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 4 °C

BAYRAM SOHBETİ

Mustafa Küpçü

Bayram günlerinde olağan yaşamın sorunlarından uzak kalmak istiyor insan. Bu nedenle, dünden bugüne kurban bayramı anılarımı yansıtmak istiyorum bugün.

Benim çocukluk yıllarımda Kurban Bayramı telaşı erken başlardı. Evde, bayram temizliği yapılırken, Büyükbabam, babam ve amcamı kurban telaşı alırdı. Bayramdan birkaç gün önce kurban seçilirdi.

Kınalar sürülen kurban, biz çocukların arkadaşı gibi olurdu. O yıllarda çevremizde hayvan gezdirilip otlatılabilecek alanlar vardı.

Bayram namazı sonrası ilk bayramlaşmalar camilerde olurdu. Sonra eve gelir, aile içinde bayramlaşır ve “Bayram Sofrası’nda” sohbetle süslenen uzun bir kahvaltı yapardık. Kahvaltı sonrası, yakın komşularımızla, yine bir komşumuzun bahçesinde bir araya gelinir ve sırayla kurbanlar kesilirdi. Biz çocuklar, doğal olarak hüzünlenir, hatta kesim anında korkardık!.. Ailenin ilk çocuğu olarak, kurban edilmekten kurtulduğum için şükrederdim!

Kesilen kurbanın etleri ikiye ayrılır, bir yarısı parçalanarak kurban kesemeyen komşulara dağıtılırdı. Dağıtımın kimlere yapılacağını babaannemiz belirler, dağıtım işini de biz çocuklar yapardık.

Öğle yemeğinde, kurban etinden kavurma yenirdi. O sofrada yakın bir akraba ya da komşu da olurdu.

Sonra, babamızın peşine takılır, mahallemizden başlayarak, büyüklerin ve akrabaların bayramlarını kutlamak için ziyaretler yapardık. Ziyaretler, mahallenin en yaşlısı olan kişiden başlardı. Komşularımızla dostluk ve sevgi bağlarımız güçlenirdi.

Bayramın ikinci günü, uzaktaki akrabaları ziyaret başlardı. Biz, Kandıra’daki anneanne ve büyükbabamızı ziyarete giderdik. O yıllarda Kandıra yolu dar ve virajlı yolu ile perişan ederdi bizi. Üstelik, kamyondan bozma burunlu otobüslere ayakta da yolcu alınırdı! Üstelik, kimi yolcular sigaralarını içme özgürlüğüne de sahiptiler!

Bayramlarda, yitirdiğimiz aile büyüklerinin kabirleri de ziyaret edilirdi. Bu ziyareti ya arife günü ya da bayramın ikinci günü yapardık. Mezarlık da bayramlaşma yeri olurdu.

Rahmetli babam, her dini bayram öncesi, uzaktaki akraba ve arkadaşları için “Bayram kutlama kartları” bastırır, en az 10 gün öncesi bir iki gecede kartları yazar, postalardı. Buna ben de ilgi duymuştum. Ortaokul çağımdan itibaren, babam gibi kart yazmaya başladım. Mutluluk verici bir alışkanlık oldu bu. Ne yazık ki, zamanla bu güzel alışkanlığı toplum olarak yitirdik. Şimdi, cep telefonu ya da internet üzerinden toplu kutlama iletileri gönderiliyor! Ben, (SMS) cep telefonu iletisi ile bayram kutlamayı çok yapay buluyor ve tercih etmiyorum. İnternet üzerinden bayram kutlamasına yanıt veriyorum. Ama, yüz yüze bayramlaşmanın, dostça sarılmanın yerini tutmuyor.

Çocukluk yıllarımızda, benim ve kardeşimin en büyük sevinci, bayram harçlıklarımızı birleştirerek meşin top almak olurdu. O yıllarda, şimdi araç park etmenin bile parayla olduğu Alemdar caddesinde çift kale maç yapabilirdik. Arada bir fayton ya da araç geçerdi.

Bayramlarda, çocuklar için en güzel armağan “Bayram Yerleri” olurdu. Şimdi o sade ve hemen herkesin gidebildiği bayram yerlerinin yerini “Lunaparklar” aldı. Lunaparklarda eğlenebilmek de öyle herkesin harcı değil!

Benim çocukluğumun bayramlarında sevgi, dostluk, paylaşım ve içtenlik vardı. “Paranın ve gücün egemen olduğu” günümüzde ise, bu insani değerleri büyük ölçüde yitirdik!

Şimdinin bayramlarında, maddi gücü olanlar ülke içinde ya da dışında tatil yapıyor, eş dost akraba ile SMS bayramlaşması yapıyor! Maddi gücü olmayanlar ise, evinde eş-dost ziyareti ve hasret kaldığı et bir parça et bekliyor!

Müslüman dünyasına bakıyorum; bir tarafta çok zengin efendiler, öte yandan yoksul kitleler. Üstelik, terör ve savaşın kurbanı olan yoksullar!

Görüyorum ki;

bunca Cemaat, Tarikat ve Hocaefendi enflasyonu içinde, hala “ekonomik ve sosyal adaleti”, “kul hakkı yememeyi”, hoşgörüyü , insanca bir sevgi ve barışı öğrenememiş bir “İslam Ümmeti” yaşıyor!

Ve, Müslüman-Müslüman’ı kurban ediyor!

Yazık, günah değil mi?

Bu yazı toplam 805 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim