• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 15 °C

BAYRAM SONRASI DURUMUMUZ

Bilal Dündar

Bu bayramda yollarımız kan gölüne döndü. Acelecilik, uykusuzluk, tedbirsizlik, dikkatsizlik gibi nedenlerle acı üzerine acılar yaşandı. Televizyonları seyredince, gazeteleri okuyunca insanın başı ağrıyıp, midesi bulanıyor. Bu ne böyle 138 ölüm ve 480 civarında yaralı. Can kaybı yanında milyonlarca maddi kayıplar da cabası oluyor.

Arabaya binince bir çoğuna bir haller oluyor. Kulağında telefon bir eli direksiyonda son sürat ölüme koşuyorlar. Yüzlerce ailede bayram kara bayrama dönüşüyor.

Denetim ne kadar sıkı olursa olsun sonuç değişmiyor. Her sürücünün başına bir trafik polisi dikmek mümkün değildir.

İç turizmi canlandırmak amacı ile dokuz güne çıkarılan bayram tatilinde durumu iyi veya kötü olan herkes bir yerlere koştular. Ek seferler düzenleyen otobüs ve uçak firmaları yoğunluğun üstesinden gelmekte zorlandılar.

Uzun tatil süresi ister istemez insanlarda maddi sıkıntılara yol açtığı bir gerçektir. Çok yönlü toplumsal sıkıntı yaşıyoruz. Önceliği olan önemli derecede çözülmesi gereken problemlerimiz var. O nedenle uzun tatil bir çok sıkıntılara sıkıntı ekliyor.

Dostlukların arttırılmasına ve düşmanlıkların azaltılmasına gerçek anlamda ihtiyacımız var. Rusya uçağının düşürülmesi ekonomik kanalları kapatarak ihracatı felce uğrattı. Turizmi de dar boğaza soktu. Yumuşama sonucunda Rusya’dan gelen 139 turiste çiçek verip kokteyl düzenledik. İpin ucunu hep kaçırıyor, bulunca da sevincimizden ne yaptığımızı şaşırıyoruz.

Birkaç yıl önce Bulgaristan’da gece vakti olunca otelde konaklama mecburiyetinde  olmuştuk. Resepsiyonda bana konaklama seksen leva, eşime de kırk leva istemişlerdi. Sebebini sorunca sen bizim vatandaşımız olduğun için yarım ücrete tabisin demişlerdi. Vatandaşlarını korumak adına önemli bir davranıştı.

Bizde ise tam tersini görmekteyiz. Yabancı bir haftalık tatilini cüzi para ile yapıyor. Onların bir haftalık ödedikleri ücreti ile bizim kendi vatandaşımız iki gün ancak kalabiliyor.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünüyor herhalde. İç turizme muhtaç kalanlar geniş zamanlarında vatandaşı yolunacak kaz görüyorlar. Ve ya burunlarından kıl aldırmayıp hep küçümsüyorlar. Bu ne yaman çelişkidir bir türlü anlamak mümkün olmuyor.

 

SURİYELİ VATANDAŞLARIMIZ

Suriye krizi başımızda patladı. Suriye ile kardeş ve dosttuk. Birden bire herşey alt üst oldu. Suriye ile 800 kilometrelik sınırımız kevgire döndü. Ne kadar tedbir alınırsa alısın ve son teknolojiden yararlanırsa yararlansın dört dörtlük kontrol mümkün değildir.

Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısı üç milyon civarındadır. Mecburen canlarını kurtarmak için gelenlere kucak açıldı. Her türlü imkanları karşılanmaya çalışıldı. Milyarlarca dolar harcamaları kaldıracak gücümüz olmamasına rağmen dayanılmaya çalışıldı.

Batılı dostlarımız önce üç sonra altı milyar euro vereceğiz safsataları ile üç, beş yüz sığınmacıya bile tahammül edemediler.

Gelen sığınmacılar acı içindeler. İş yok, aş yok, çıkış yolu da yok. Yüzlercesi denizlerde batan botlarda yok oldular. Bunları kontrol altında tutmak mümkün değildir. İçlerinde ne kadarı terörist olduğu bilinmiyor.  Kendi insanımız işsiz ve aç iken bunlara hangi istihdam kapıları açılabilir?

Kimileri dileniyor, kimileri ikinci veya üçüncü eş olma mecburiyetinde kalıyor. Kimileri hırsızlık ve gasp yollarını deniyorlar. Yani çok denklemli problemlerle doludurlar.

Bir de sığınmacılara vatandaşlık vermek düz bir mantıkla açıklamak mümkün değildir.

Terör örgütleri ile boğuştuğumuz bir ortamda at izinin, it izine karıştığı bir ortamda vatandaşlık vermek en hafif değimle görünmeyen bir karanlık yola girmek demektir.

Toplumun hemen hemen her kesiminde homurdanmalar bu kadar da olmaz demeler başladı bile.

Tarih hatayı ve hataları affetmediği yüzlerce örneklerle doludur. Vatandaşlık verileceği haberi insanlarımızı toplumsal  çöküntülere  uğrattı. Allah sonumuzu hayır etsin.

Bu yazı toplam 949 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim