• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kocaeli : -1 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : -1 °C

Bayramlar vardı

Bilgutay Bağdat

Büyük bir hararet vardı. Büyük bir heyecan büyük bir koşuşturma. Amiral Karamürsel İlkokulu Müdürü Mehmet Toraman (Rahmetli ), Hayati Öztürk’e ( Namı değer Tabelacı Hayati hoca) kalın sesi ile sesleniyordu.

-“Haydi! Hayati hocam İlhan görmeden ( İlhan Kaya ) bitir şu dünyayı” kocaman bir dünya yaptırıyordu. Bir yandan Kocatepe’de Atatürk silueti hazırlanıyor, diğer tarafta çocuklar mehter takımı çalışması yaparken, bizlerde denizci üniformalarımızı deniyorduk. Amiral Karamürsel İlkokulu’nda müthiş bir heyecan bütün öğretmenler içleri titreye titreye heyecanla hazırlıyorlardı çocukları. Diğer tarafta biz öğrenciler nasıl heyecanlıydık, heyecandan nasıl titriyorduk anlatamam.

Yarın 23 Nisan’dı. Bizim bayramımızdı. Öğretmenim Hakkı Dalay (Rahmetli) Dünya’da tek Çocuk Bayramı bize ait demişti. Ve 23 Nisan günü Türkiye Millet Meclisi’nin açıldığı gün olduğunu, geleceği bizim kuracağımızı anlatıyordu. Dikkatle dinliyorduk; Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Meclis’in açılış gününü bizim özgürce kutlamamız için bize armağan ettiğini anlatmıştı. İşte bu yüzden içimiz içimize sığmıyordu. Bizim! Bize ait bir günü kutlayacaktık. Aslında bize yüklenen koca bir sorumluluk vardı. Geleceği koruma ve geleceği doğru, özgür kurma görevi verilmişti. Şimdiden öğreneceğimiz adalet ve özgürlük duyguları zaman içinde pekişecek ve o mecliste yerimizi aldığımız zaman o değerleri hem koruyacak hem de daha ileri taşıma fırsatı bulacaktık. Hiçbir şey bugünü kutlamamızı engellememeliydi.

Öyleyse yürümeliydik ileri doğru, en iyi şekilde bayram yerinde yerimiz almalıydık. Geçmişin zorluklarını içimizde hissetmeli, kurulan geleceğin sevincini yaşamalıydık. Yaşarken çocuk ruhumuza hiçbir şey değmemeliydi. Bizim için bu vatan kurulmamış mıydı? Bizim için bu vatan korunmuyor muydu? Eh! Öyleyse ne olursa olsun kutlamalıydık biz bu bayramı. Yasaklar olmadan, engellemeler olmadan, nazlanmalar olmadan kutlamalıydık.

Her okulun bahçesinde değil, bütün çocukların bir arada olduğu 23 Nisan günü alanlarda kutlamalıyız. Ve geçit töreni de yapmalıyız; “- Bakın biz buradayız! Bakın sevgili büyüklerimiz biz çocuk olmayı bildiğimiz gibi büyük olmayı da biliyoruz” diyebilmeli çocuklar.

Mehmet Toraman büyük bir gizlilik içinde yaptırıyordu hazırlıklarını. Karamürsel’de Amiral Karamürsel İlkokulu, Atatürk İlkokulu ve 4 Temmuz İlkokulu vardı. 3 okul müdürü tatlı bir yarış yapıyorlardı. Bu yarış halka ve bizlere büyük bir heyecan veriyordu. Karamürsel’in şimdiki merkez ışıklar ile Vasiye Nine’ye inen yol arasındaki dar ve uzun alanda yapılırdı bayramlar. Tıpkı; Karamürsel’in dağ ve deniz arasında sıkışmış dar, uzun yerleşim şekli gibi. Köylerden akın akın insanlar iner, 4 Temmuz İlkokulu ile karşısındaki Jandarma önü ağzına kadar halkla dolardı.

En yeni giysiler giyilir, bayramın özü yaşanırdı. Ya, şimdi!

Söndürdük bu sevinci, yavaş yavaş içteki ateşi söndürdük. Bayramları ister yapılsın ister yapılmasın haline getirdik. Çocukların gelecek ruhunu öldürdük. Çocukların milli bayram heyecanını öldürdük. Gelecekteki bu vatan sathının korumasını milli ruh olmadan yapan bir nesil yetişiyor. Vatan ruhu öldü mü; ülkü, ülke ve ilke kavramları ölür. Yerini korkak yapayım mı, yapmayayım mı düşüncesi alır. Ülke olsa da olur olmasa da olur o zaman.

Bugün Milli bayram kutlamaya çekinirken başka şeyleri kutluyoruz ama.

Biliyor musunuz? Biz Kıbrıs savaşını yaparken bile bayramlarımızı kutlamıştık. Şehitler olmasına rağmen kutlamıştık. Çünkü milli bayramlar birliği, dirliği bir arada tutan iç hisleri harekete geçiren, pekiştiren bir olgudur. Türkler Orta Asya’dan beri “ Bedhrem / Beyrem” kutlarlar. Kaşgarlı Mahmud’a göre “ bayram eğlenme, gülme ve sevinme günüdür”.  Savaşın ortasında bile kutlamışlardır. Dini bayramlar maneviyat için ne kadar lazımsa bütünlüğü korumak için milli bayramlarda lazımdır. Dini bayramları nasıl hiç aksatmıyorsak milli bayramları da aksatamayız. Ne olursa olsun kutlamalıyız.

 

20 Nisan günü rahmetli Gazanfer Bilge’yi andık

Mezarı başına çok az kişi gitti. Gazanfer amca bu ülkeye mal olmuş bir insandır. Bayrağımızı uluslararası arenada birçok defa çektirmiş bir sporcu, iyi bir iş adamıdır.

 Karamürsel’in sahip çıkması gereken bir iş adamıdır. Bakın şöyle geriye doğru kaç Karamürselli iş adamı; 1 ilkokul, 4 yüksekokul, 1 cami, 1 yüksek öğrenci yurdu, 1 kimsesiz çocuk yurdu, 1 işitme engelliler okulu vs, vs yaptırmış. Amcayı sevseniz de sevmeseniz de Karamürsel’e hayrı olan tek bir isimdir;  Gazanfer Bilge.

Birçok iş adamı olduğunu söyleyerek hava atan Karamürselli var. Sadece yaşı ilerlediği için Karamürsel’i anıyorlar. Atıyor tutuyorlar, Karamürsel’in bazı ailelerini överek kendilerine 1. Sınıfta yer ayırmaya çalışıyorlar ama hiçbir yatırımlarını göremiyoruz, hep hikaye. Bize güzel, duygularımızı okşayan sözler değil geleceği kuran gerçekler lazım.

Herkes Karamürsel’den nemalanıyor ama Gazanfer Bilge adı dışında hiçbir ses duymuyoruz. Gazanfer amcaya gani gani rahmet diliyorum. İyi ki Karamürsel’de doğmuş.

Bu yazı toplam 1477 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Saim
27 Nisan 2016 Çarşamba 11:18
11:18
Ne güzel günlerdi.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim