• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 14 °C

BBP Kocaeli Milletvekili adayı Latif İşcen: AKP iktidarı ruhunu kaybetmiş

BBP Kocaeli Milletvekili adayı Latif İşcen:  AKP iktidarı ruhunu kaybetmiş
BBP Kocaeli Milletvekili Adayı Latif İşcen, BBP iktidarında parti devletinin yerini, geleneği olan kurumsal bir devlet anlayışının alacağını belirterek, “İktidar ruhunu kaybetmiş ki, geçmişteki ruhunu arıyor” dedi.

BBP Kocaeli Milletvekili adayı Latif İşcen, gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.  Sosyolog kimliği ile toplumu analiz eden İşcen, çarpıcı tespitlerde bulundu. Ülke yönetiminde parti devleti yönetiminin hakim olduğunu kaydeden İşcen, "AKP ülkeyi parti devleti anlayışı ile yönetmektedir. Bu anlayış ülkeye en büyük zararı vermektedir. Devletler siyasi partilere göre yön değiştiren yapılar değildir. BBP iktidarında  parti devletinin yerini, gerçekten geleneği olan kurumsal bir devlet anlayışı alacaktır" dedi.

 

“DEVLET SİYASİ PARTİLERE GÖRE YÖN DEĞİŞTİRMEZ”

Devlet yönetimi nasıl olmalıdır?

Devlet yönetimi, yönetimlere gelen siyasilere göre değil, devletin var olan kendi sitemine göre hareket etmelidir. Devletin temelinde ahlak vardır. Bu ahlak yapısı toplumda yoksa o devletin doğru yönetilmesi de mümkün değildir. Aslında bir toplumda meydana gelen yanlışları, suç ve suçluları yaratanlar toplumlardır. Devlet yöneticilerinin ahlaki davranışları da topluma sirayet etmektedir. Bugün AKP sadece kendi yandaşlarına imtiyaz sağlayarak bu ahlaki anlayıştan uzaklaşmıştır. Biz Müslümanlara düşen ise onların yaptıkları bu yanlıştan dolayı onları uyarmaktır. Bu bizim insani bir görevimizdir.

 

“TÜRKİYE’DE DEVLET GELENEĞİ OLUŞMADI”

Devletin çeşitli kurumlarında hatta en başında bulunmak bile onu asla devletin sahibi yapmaz. İnsanların oturdukları koltuklar, makamlar ve mevkiler geçicidir. Bir devlet başkanı asla kendini devletin sahibi olarak görmemelidir. Siyasiler ve yöneticiler geçici, devlet ise kalıcı ve devam eden bir kurumdur. Türkiye'de henüz devlet geleneği oluşmadığı için, devlet iktidarı ele geçiren partilere göre şekil almaktadır. O yüzen muhalefet partileri bir araya gelerek bir yönetim anlayışı içinde olamamaktadır. Bugün Amerika'da muhalefet parti lideri seçimler sonucunda bakanlık koltuğuna gelebiliyor ancak, bunu Türkiye'de hayal bile edemiyoruz. Bu da Türkiye'de bir devlet geleneğinin oluşmadığını gösteriyor.


Bir sosyolog olarak değerlendirdiğinizde Türk toplum yapısı düzeliyor mu, bozuluyor mu?

Türkiye özellikle 13 yıllık süreç değerlendirildiğinde her alanda olduğu gibi sosyolojik ve ahlaki alanda da dejenere oluyor. Bugün bakıldığında Türkiye gibi muhafazakar diye bildiğimiz ülkemizde yüzde 13, yılda yüzde bin 600 kayıtlı fuhuş yapan hayat kadınları artmıştır. Yine boşanma oranları 13 yılda yüzde 34 artış göstermiştir. Bütün bunlar ülkemizin toplumsal olarak ne kadar bozulduğunu gösteren parametrelerdir.

 

“ÜRETMEDEN BORÇLANIYORUZ”

Yine ekonomik anlamda Türkiye'nin iç ve dış olmak üzere 700 milyar dolar borcu vardır. Ürettiğimiz her 100 liranın 36 lirasını borca ödüyoruz. Üretmeden, borçlanarak büyümeye çalışan bir ülke konumundayız. AKP'nin mücadele sözü verdiği yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar konusunda da ne kadar başarısız olduğunu görüyoruz. Yani Türkiye her alanda bozulmuş ve geriye gitmiştir.


AKP içinde beğendiğiniz siyasiler var mı?

Ben AKP içinde iki tane düzgün adam olduğunu düşünüyorum. Birincisi Ali Babacan. Babacan mümkün olduğunca tek başına AKP'yi düzeltmeye çalışıyor. Gerçekten de her kesimden insan da onun düzgün bir şekilde siyaset yaptığını kabul eder. Diğer bir yandan ilimiz siyasetçilerinden ise Fikri Işık'ın kişisel olarak düzgün bir insan olduğunu düşünüyorum. Fakat Işık kendi düşündüğü gibi davranmıyor. Siyasetin gerektirdiği gibi davranıyor. Fikri Işık'ı tanıyan bir insan olarak yapılan yanlışları gördüğünü ancak siyaset gereği sesini çıkarmadığını düşünüyorum.

 

“MÜCAHİTLER MÜTEAHHİT OLDU”

Erdemli yönetim anlayışından yoksun olan insanlar ülkeyi yanlış yollara doğru iter. Geçmişte mücahitlik yapanlar, erdemli yönetim anlayışını bilmeyince de gücü eline geçirirse, bugün olduğu gibi müteahhitliğe başlar. Devlet yönetimini ele geçirince, devletin içinde var olan sıkıntıları çözmek yerine kurumları ortadan kaldırır. Bugün de AKP'nin devletin kurumları üzerinde yaptığı şey de budur. İçerideki çürük elmaları temizlemek yerine kurumları pasifleştirerek ortadan kaldırmıştır.

 

“AKP KUL HAKKINIA RİAYET ETMEDİ”

Hükümet birçok konuda olduğu gibi aslında daha önemli olan konular hakkında bir mücadele vermedi. Benim için en önemlisi ise kul hakkıdır. Hükümet eğer kul hakkı yiyenler ile gerçekten de mücadele etmiş olsaydı, bugün bu yaşananlar yaşanmazdı. Diğer bir yandan AKP dünyada 3. dünya ülkeleri üzerinde oynanan çok kültürcülük oyununa geldi ve ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdi. Osmanlı’da var olan çok kültürlülüktür ve doğru yönetimle birlikte bir sıkıntı çıkmamıştır. Ancak bugün bizde yapılmaya çalışılan ise çok kültürcülüktür. Maalesef Türkiye bu çok kültürcülük oyununa gelerek ülkeyi bölünmenin eşiğine getirmiştir.

 

Partilerin seçim beyannamelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

7 Haziran seçimlerinde AKP, ekonomik ağırlıklı beyannameler açıklamıştı. Ancak AKP istediğini alamayınca 1 Kasım seçimlerinde bizim söylediğimiz şeylere yakın şeyler söyledi. 5 ay önce bize bunlar ‘Kaynak nerede?’ diyorlardı ancak, şimdi kendileri vermek zorunda kaldılar. Öyle ki iş kuranlara 50 bin lira hibe bile vereceklerini açıkladılar. Şimdi bunlara sormak istiyorum, madem bunlar verilebilir şeylerdi, sizler 13 yıldır iktidardasınız neden vermiyordunuz?

 

“DEVLET KURUMLARI BASKI ALTINDA”

Türkiye'nin bugün nasıl yönetiliyor? Neler söylemek istersiniz?

Ülkenin kurumları sürekli baskı altında tutularak bağımsız bir şekilde çalışmaları engelleniyor. Siyasi otorite devlet kavramını ortadan kaldırdı ve parti devlet anlayışını ortaya çıkardı. İktidar elinde bulundurduğu siyasi gücü insanlar ve kurumlar üzerinde baskı unsuru olarak kullandı. İş ve aş arayan insanlar da gerekli kurumlara gitmek yerine AKP binalarına kayıt yaptırmak zorunda bırakıldı. Türkiye'de bugüne kadar 4 milyon insan AKP'li olduğu için çeşitli kadrolara yerleştirildi. Bu şekilde insanlar bir siyasi partiye mecbur edilmek istendi. İnsanların partilerin baskısı altında olmalarını kabul etmiyoruz. Partiler gelip geçicidir ancak, baki olan devlettir. Bizim ülkemizde yerleştirmemiz gereken anlayış da devlet anlayışıdır.

 

“TÜRKİYE İYİ YÖNETİLMİYOR”

Türkiye gerçekten iyi yönetilmiyor. Dünyada kendi kendine yeten nadir ülkelerden biri olmamıza rağmen tarım ürünlerini bile dışarıdan ithal eder hale geldik. Halbuki tarım bakanı tarıma 13 milyar destek verdiklerini açıklıyor. Madem bu kadar destekler veriliyor, neden hala dışarıya bağımlı bir ülke konumundayız? Türkiye 3 yılda 58 milyar dolar tarım ürünü ithal etmiş. 3 yılda 70 milyar dolar araç yedek parçası ithal etmiş durumda. Enerji açığını kapatmak için Türkiye'nin doğal güzelliklerinin olduğu yerlere nükleer santraller kuruyorlar.

 

“1 TRİLYONLUK ARABAYA BİNEMEZ”

Bu tip santrallerin vereceği zararlar dikkate alınarak, daha az zarar vereceği doğal güzelliklerden uzak yerlere kurulması gerekir. Kaldı ki gelişmiş ülkeler rüzgar ve güneş enerjisi gibi alternatif ve yenilenebilir enerjiye yönelirken bizim hala yönelmememiz de irdelenmesi gereken bir konudur. Bu ülkede insanlar sokakta dilenirken, o şehrin belediye başkanı 1 trilyonluk arabaya binemez. O devletin başkanı bu kadar rahat ve lüksüne düşkün olamaz. Bunlara verdikleri paralar ile bu insanların barınma ihtiyaçları karşılanmış olur.


“BU İKTİDAR RUHUNU KAYBETMİŞ”

Bu anlamda kamuda çok fazla israfın olduğunu düşünüyorum. Bugün belediyelerde harcanan enerjilerden tasarruf yapılabilse en az 3 santral kadar enerji tasarruf edilmiş olur. Bu anlamda ülkede yapılan bu kadar israfın önlenmesi durumunda bir çok sorunun çözüleceğini düşünüyorum. Tabi burada siyasi akbabalar da siyasetin peşini bırakmadı ve siyasetle birlikte büyüdüler. Bunlar ekonomik gücü ele geçirince de siyasilere yol göstermeye başladılar. Bugün Davutoğlu'nun ‘Kuruluş ruhuna döneceğiz’ demesinin altında bu anlayış yatmaktadır. Kurucu ruha dönmek için o ruhu kaybetmek gerekiyor. Demek ki bu iktidar ruhunu kaybetmiş ki, geçmişteki ruhunu arıyor.

 

Siz neden siyaset yapmak için BBP'yi tercih ettiniz?

Ben iş hayatında iken de başka partilerden teklif aldım. Ancak onların bu tekliflerini kabul etmedim. Benim ayağıma gelerek teklif edenlerin teklifini kabul etmezken, kendim BPP'nin kapısına giderek ben de sizinle birlikte siyaset yapmak istiyorum dedim. Ben siyasileri takip eden ve araştıran bir insanım. Kimin doğru yaptığına inanırsam onunla siyaset yaparım. Burada BBP'nin doğru bir siyasi çizgide siyaset yaptığına karar verdim. Burada siyaset yapınca inanılmaz bir şekilde vicdanım rahat oluyor ve rahat uyuyorum. insan doğru olduğuna inandığı dava uğrunda mücadele edince kendisini de rahatlamış hissediyor.

 

“DÜRÜST VE AHLAKLIYIZ”

Vatandaş niçin BBP'yi tercih etsin?

Serhat Duyar, ‘Bu konuda AKP 3 ile geldi, 3 R ile gidecekler’ demişti. Ben de buna üç şey daha ilave etmek istiyorum. Bunlar; ahlaklı yönetim anlayışı, dürüst siyaset ve yaptıklarının hesabını bir gün vereceği inancı ile siyaset yapmak. Biz bu ilkeler doğrultusunda hizmet ediyoruz. Söylemiş olduğum bu üç şeyi bütün vatandaşlarımızın da kabul edeceğini ümit ediyorum Bu anlamda, CHP'nin samimi ulusalcılarını, MHP'nin samimi milliyetçilerini ve AKP'nin samimi vatanseverlerini de BBP'ye oy vermeye davet ediyorum.


Siyasette hedefiniz nedir?

Hepimizin amacı birer Muhsin Yazıcıoğlu gibi ülkesine, vatanına ve milletine bağlı hizmetler etmektir. Onun dışında kişisel bir koltuk sevdamız ve hedefimiz yoktur.  Bu anlamda merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun vatanına ve milletine bağlılığı konusunda açmış olduğu yolda siyaset yapıyoruz. Kazansak da, kazanmasak da  burada hizmet etmeye devam edeceğiz. Röportaj: Muharrem İBRAHİMOĞLU

roooo.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
izmitli
30 Ekim 2015 Cuma 23:45
23:45
çenenin altındakiler kimin ruhunu kaybettiğini belli ediyor
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim