• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 10 °C

Belediye seçimlerinde adayların rolü

Ruhittin Sönmez

Seçim öncesinde siyasi partilerin hesaplarında, tanınmış ve hele hele denenmiş, başarılı kabul edilen bir adayla seçime giden parti kendisini avantajlı kabul eder. Böylece rakiplerinden bir adım önde başlamanın rahatlığı ve özgüveni içinde propaganda yapar.
Bu sebeple AKP, bazı bakanlarını önem verdiği şehirlerde Belediye Başkanlığına aday gösterdi. AKP, İzmir’de CHP hâkimiyetini en başarılı bakanı Binali Yıldırım ile yıkmaya çalışacak.
CHP, aynı sebeplerle İstanbul’da (parti teşkilatının içine sinmeyen) Mustafa Sarıgül’ü aday gösterecek gibi. Ankara’da ise, Melih Gökçek imparatorluğunu yıkmak için, MHP’nin geçen seçimlerdeki adayı Mansur Yavaş’ı aday göstereceğine dair söylentiler var.
Fakat her zaman evdeki hesabın çarşıya uyduğu söylenemez.
1984-1989 arasında İstanbul’un ilk Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini üstlenen ve oldukça başarılı işler yapan Bedrettin Dalan hakkında beklentiler de bu yöndeydi. İstanbul’da belediyecilik hizmetlerinin mevcudu muhafaza etmeye çalışmaktan çıkarılıp, daha iyi bir şehir yaratma hedefine yöneldiği ilk dönemdi. İstanbul yıktıkça güzelleşiyordu. Şehrin tıkanan ulaşım ağına yeni ve büyük caddeler açarak soluk aldıran Dalan çok pratik ve iş bitirici idi. Çünkü 1980 ihtilali ile Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren de, Başbakan Turgut Özal da çok destek verdikleri için kamulaştırma labirentlerinde takılıp kalmamış, kendi tabiriyle “önce ateş edip, sonra nişan almıştı.”
a- 1989 seçimlerinde Dalan’ın rakibi Nurettin Sözen bir tıp profesörüydü, siyasi alanda pek fazla bilinen biri değildi. Dalan’ın basın ile ilişkileri de iyiydi.
Anket şirketleri seçim öncesi Dalan’ın yüzde 40-45 civarında oy alacağını, Sözen’in ise sadece yüzde 27 civarında oy alabileceğini açıklamaktaydı.
Sonuç, anket şirketlerinin tahminlerinden çok farklıydı: ANAP'lı Bedrettin Dalan sadece % 26.12 alabilirken, SHP'li Nurettin Sözen % 35.95 ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
b- 1994 mahalli seçimlerinde de benzer bir sürpriz yaşanmıştı. Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan, ANAP'ın adayı İlhan Kesici, DYP'nin adayı Bedrettin Dalan, SHP'nin ise Zülfü Livaneli'ydi.
Strateji-Mori % 26.20, Konda ise % 25 ile SHP'li Livaneli'yi İstanbul'un Belediye Başkanı ilan ederken, Verso 23.9, Sonar ise % 25.8'le ANAP'ın birinci parti olduğunu ilan ettiler.
Refah Partisi'ni ve Tayyip Erdoğan'ı şanslı gören yoktu. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Belediye Başkanlığı seçim sonuçları şöyle oldu.
RP 25.19, ANAP 22.14, SHP 20.30, DYP 15.45
“İstanbul'un sorunlarını bilen, bunların üzerine kararlılıkla gidebilecek cesarete ve tecrübeye sahip tek aday Bedrettin Dalan” propagandaları etkili olmamış, hiçbir idarecilik tecrübesi olmayan Recep Tayyip Erdoğan Başkan seçilmişti.
*****
DÖNÜŞÜM DÖNEMLERİNDE ANKETLER YANILIYOR:
Bu iki olayı hatırlatmamın iki sebebi var:
• Mart 2014’te yapılacak mahalli seçimlerde Belediye Başkan adaylarının tesirini abartan yazı ve yorumlara ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Her ne kadar yerel seçimlerde adayın ismi, geçmiş hizmetleri ve tanınmışlığının etkin olduğuna dair genel bir kanaat varsa da, genel siyasi rüzgârın bu seçimlerde de daha etkili olduğu kanaatindeyim.
• Anket firmaları önemli siyasi dönüşüm yaşanan dönemlerde pek de başarılı tahminler ortaya koyamamaktadır.
*****
SEÇİM SONUÇLARINA “TÜRK SORUNU” ETKİSİ:
Türkiye “Türk Sorunu” yaşamaya başladığı bu dönemde köklü bir dönüşüm yaşayabilir. Anketçilerin böyle bir dönüşümü yine görememiş olması kuvvetle muhtemeldir.
Bu ne demek? Türkiye’nin asli unsuru olan yani kendisini Türk olarak tanımlayan ve Türk olmakla iftihar eden ana kitle, tarihinde olmadığı kadar hakir görülmektedir.
“Türk’üm” demek adeta suç olmuş, kendisini Türk hissetmeyenler hergün TV’lerde fütursuzca Türk Milletine meydan okumaktan çekinmez olmuşlardır.
Cumhuriyetimizin kurucuları ve bu kurucu iradenin ortaya koyduğu temel ilkeler yoğun saldırı altında. Yapılacak Yeni Anayasa ile “milli devletin” sona erdirileceği ilan edilmektedir.
Hatta tarihimizde ilk defa “Türk Milleti’nin var olmadığı” gibi garip ve tahrik edici bir ifade, hem de iktidar partisi MKYK üyesi olan bir Profesör vasıtasıyla, dile getirilmiştir.
Ülkenin Başbakan’ı kendi partisinin Hakkâri mitinginde Türk Bayrakları olmasını, sanki yabancı ülke toprağında bayrağımızı dalgalandırmışlar gibi anlatabilmekte; ana muhalefetin Hakkâri mitinginde Türk Bayrağı aç(a)mamış olmasını (iktidarın böyle bir ortamı sağlayamadığı için kendi sorumluluğunu hissetmeden) yüzü kızarmadan tenkit edebilmekte.
İmralı’daki mahkûm teröristbaşı Türkiye’de siyasetin en belirleyici faktörlerinden biri haline getirilmiştir. Devletimizin yapılandırılması için yapılacak anayasa yapımında ilk kulak verilen kişiler, PKK terör örgütünün İmralı ve Kandil’deki elebaşıları olmakta.
Ülkemizin bazı şehirlerinde devlet otoritesinin fiilen PKK terör örgütüne devredildiği kanaati yaygınlaşmaktadır.
Türkiye’de iki dilli, iki kurucu unsurlu, iki bayraklı bir federal yapı mı, özerklik mi, bağımsız Kürdistan mı kurulsun konularını tartışılmaktadır.
İşte bu durumda Türk Milleti yerel seçimlerle başlayacak seçimler sürecinde, kendi kimliğine ve birliğine yönelik bu saldırılara şiddetli bir tepki gösterebilir.
Ekonomi, sosyal yardımlar, imar ve inşa faaliyetleri hakkında fikri ne olursa olsun, sadece bu sebeplerle bu gidişata dur demek için oy verebilir.
Ayrıca belediye başkanının şu veya bu partiden olmasıyla hayatında çok önemli bir değişiklik olmayacağını herkes bilmektedir.
*****
AKP SEÇİMİ KAZANIRSA REFERANDUM SAYACAK
AKP iktidarı yerel seçimlerde istediği oy oranlarını alır ve hedeflediği belediye başkanlıklarını kazanırsa, bunu “referandum” sayacaktır. Nitekim Adalet Bakanı bu ifadeyi kullanmıştır.
Peki, neyin referandumu sayılacaktır?
AKP aldığı her oyu, yukarıda saydığım “Türk kimliğine, Cumhuriyetin temel ilkelerine ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne saldırıların ana sebebi ‘açılımları’ onaylıyorum” diye kabul edecek ve buna göre davranacaktır.
Ben bu sebeplerle bu seçimlerin açılımlara başkaldırının ve siyasi bir dönüşümün başlangıcı olabileceğini düşünüyorum.
“Gezi olayları” bu tür bir dönüşümün işareti sayılabilir.
Tereddütlü olduğum tek husus, 2007 yılından bu yana nüfusumuz 5 milyon artarken, seçmen sayısının 12 milyon artmış olmasından doğan şüpheli durumdur.

Bu yazı toplam 835 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim