• BIST 107.212
  • Altın 151,535
  • Dolar 3,6828
  • Euro 4,3280
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 21 °C

Beni sever misin?

Fikret Gökmen

Geriye dönüp bakıyorum da İzmit’e, geleli 40 yılı geçmiş.
İzmit’e tayin olduğumda 20 yaşında genç bir öğretmendim, artık 60 yaşını geçmiş bulunuyorum.
İzmit’teki 40 yılın içinde büyük bir yaşam mücadelesi verdiğimi düşünüyorum. Bir koltuğa 2 hatta 3 karpuz sığdırmaya çalıştığım zamanlar oldu.
Geriye baktığımda önceliklerin sıralamasında bazı hatalar yaptığımı görüyorum. Belki çoğumuz bu hatayı yapıyoruz.
Bizim için önce ne gelmelidir tercihini ne kadar doğru yapıyoruz sorusunu hep sormalıyız, eşimiz mi, çocuklarımız mı, işimiz mi, çevremiz mi, siyaset mi? v.s. gibi işte bu öncelik tercihlerini yaparken ne kadar doğru tercih yaparsak o kadar huzurlu ve gelecekte de o kadar az “ KEŞKE” kelimesini kullanırız.
Geçenlerde Başkent Üniversitesi’nin Kültür Yayınlarından olan “Bütün Dünya “ dergisinde yayınlanan Yücel Aksoy’un öyküsünü okurken aklımdan bunlar geçti.
Sizlerle bu öyküyü paylaşmak istiyorum.
Özellikle küçük çocukları olan gençlere bu öykünün önemli mesajlar vereceğini düşünüyorum.
**
Anne bağırdı “Çabuk ol servisi kaçıracaksın!..” Baba kükredi: “Ne yatmasını biliyorsun ne kalkmasını!...”
Çocuk, her sabah hava aydınlanmadan yatağından koparılır ve adına yuva ya da kreş denilen yere bırakılırdı.
Bütün gün annesinin hasretini çeker, eve gidince annesine sarılıp oyunlar oynamayı hayal ederdi. Arkadaşlarıyla aralarında hep sevgi üzerine konuşurlardı.
Hepsi de, ailesinin kendisini ne kadar çok sevdiğini ispatlamaya çalışırdı.

“Benim babam beni çok seviyor!”

“Asıl benim babam beni çok seviyor!”

“Benim hem annem hem babam beni çok seviyor!”

Öteki çocuklar yeni, yeni sevgi ispatlarını ortaya koydukça içini bir ürperti kaplardı. Başkalarının babaları çocuklarını daha mı çok seviyordu acaba? İnanmak üzeredir onu sevmediklerine. Otomobilin arka koltuğuna gazoz döktü diye ne çok bağırmıştı babası… Ama olsun, eve gidince babasıyla kovboyculuk oynayabilirlerdi belki de… Ya da annesi ona uyumadan önce bir masal anlatabilirdi… Bu düşüncelerle akşam oldu ve çocuk, büyük ümitlerle eve geldi.

“Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?”

Anne sinirlenmişti: “Görmüyor musun telefon görüşmesi yapıyorum.”
Çocuk bilirdi ki telefon konuşması bitince annesi mutfağa gidecek ve yemek hazırlayacak. Beklerdi konuşmasının bitmesini.. İşte bitti ve annesi acele mutfağa yöneldi.
“Anneciğim sana yardım edebilir miyim?”

“Hayırdır?... Bir yaramazlık falan mı yaptın okulda? Bak zaten çok yorgunum, bir de seninle uğraşmayayım.”

İşte bu cümleden nefret ediyordu: Bir de seninle uğraşmayayım…

“Anneciğim sen yorulma diye…”

“Bak çocuğum, bankada işleri bitiremedim, geç kaldım. Baban da neredeyse eve gelecek, daha yemek hazır değil. Hadi sen içeride biraz oyna.”

“Ne oynayayım?”

“Ben nereden bileyim evlâdım, sinir etme insanı!”

Birden elektrik kesildi, ev karanlığa gömüldü. Annesi öfkeden delirmek üzereydi. El yordamıyla mumları bulmaya çalıştı. Çocuk, kanepenin üzerine sırtüstü uzandı. Böyle elektrik kesildiği zaman anneannesinin kendisine anlattığı kurtla tavşan öyküsünü hatırlardı. Ellerini birleştirip duvarda kurt ve tavşan şekilleri yapmaya çalıştı. Masalı bir kez daha başından sonuna kadar aklından geçirdi, yeni hayal ürünleriyle zenginleştirerek… Sonra o da yorgun düştü. Kolu kanepeden aşağı sarkarken, duvardaki şekiller de kayboldu.
Neden sonra ışıklar yandı. Kadın, çocuğundan uzun süredir ses çıkmadığını fark etti birden ve salona koştu. Yavrucuk, küçük dizlerini karnına çekerek uyuyup kalmıştı. Yüreği cızz etti. Çocuğunu doya, doya sevemeden bir gün daha bitmişti. Usulca kanepeye yaklaştı ve uyandırmamaya özen göstererek alnına sıcak bir öpücük kondurdu. Çocuk, sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına gözlerini açtı:
“işin bitince beni sever misin anneciğim?”
Kadın, sevilmek için annesinden randevu alan yavrusuna bakarak sabaha kadar ağladı.

Bu yazı toplam 1011 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim