• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 3 °C

Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!

M.Tanzer Ünal

Bu deyimi gençler bilmezler.

Açıklayayım…

“Yaptığı işte bir türlü yol alamayanlar” için kullanılır.

CHP’nin siyaset yapma yöntemini izledikçe, bu deyim aklıma gelir.

Devletimizin Avrupa Birliği’ne girme hevesini izlerken de bu deyimi hatırlarım.

CHP, bir türlü iktidar olmayı başaramıyor.

Rahmetli Bülent Ecevit sayesinde, kesik kesik de olsa (1974-1977-1999) iktidar olmanın keyfini sürdü, son 17 yıldır muhalefete kazık çaktı.

Kıpırdayamıyor…

Ne yapsa ne etse, siyasette yol alamıyor.

Devletimizin Avrupa Birliği konusundaki durumu daha vahim!

Avrupa Birliği, 25 Mart 1957 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak doğdu.

Biz 1959 yılında bu topluluğun bir parçası olmak için başvurduk.

Şimdi hangi yıldayız?

2016…

Aradan kaç yıl geçmiş?

Tam 57 yıl!

Biz hâlâ Avrupa Birliği’ne girmek için uğraşıyoruz.

Bu kafayla, bu yönetim biçimiyle, bu ekonomik sosyal ve siyasi verilerle girebilmemiz de çok zor.

Ama biz kendimizi eğleyip duruyoruz.

Girdik giriyoruz…

Girdik giriyoruz…

Avrupa Birliği neredeyse dağılmak üzere, biz hayal görmeye devam ediyoruz.

Dönüp bir aynaya bakmıyoruz.

Avrupa Birliği’nin istediği kriterleri yerine getirmiyoruz, her konuda tam aksi davranışlar sergiliyoruz, sonra da pişkin pişkin “Neden bizi aranıza almıyorsunuz?” diye dikleniyoruz.

Özetle…

Avrupa Birliği konusunda bir türlü yol alamıyoruz.

İşte bu nedenle, “CHP ve iktidar” sözcükleri yan yana geçtikçe, “Türkiye ve AB” masalı anlatılmaya başlayınca, o deyim aklıma geliyor.

“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!”

 

“Bina okumak” ne demek?

“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” deyiminin ne anlama geldiğini yazının girişinde vermiştim.

Hep aynı şeyleri tekrar etmek…

Bir türlü ilerleyememek…

Yerinde saymak…

Tamam, deyimin anlamı bu da, “bina okumak” ne demek?

Osmanlı döneminde, medreselerde Arapça öğretim yapılırdı.

Arapça dersinin temeli de “Emsele bina” idi.

“Bina” Arapça dil dersinde fiillerin çatılarını, “Emsele” de fiil çekimi ve örneklerini içerirdi.

Medreseye yeni başlayan çocuklar için bu ders çok zordu.

“Bina” dersinde başarılı olan öğrenciler üst sınıflara geçirilirdi.

Başarılı olamayan öğrenciler ise yeniden “Bina” okumaya mecbur edilirdi.

İşte, “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” deyimi buradan gelmektedir.

Osmanlı döneminde, babaların tembel oğulları için sıkça kullandığı bir söz, günümüzde “yerinde sayan kişi ve kurumlar” için deyim oldu.

Özetle…

CHP iktidar olma konusunda, ülkemiz de Avrupa Birliği’ne girme konusunda, tam bu deyimin anlamına uygun bir noktada.

Bu kafalarla, ne CHP’nin iktidar olacağı var, ne de ülkemizin Avrupa Birliği’ne gireceği…

 

Cengiz Sarıbay, il binasının satışı ve Derince Limanı konusunda ne dedi?

Hafta başında CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay aradı.

Akşama doğru…

O gün Derince Limanı konusunda yazım çıkmıştı.

Hani, CHP’nin Derince Limanı’nın dolgusuna karşı çıkmasını eleştiren yazım…

Konuya girmeden önce, başka şey sordum:

“Eski il binasının kim tarafından satıldığını ve parasının nasıl harcandığını araştırdın mı? Aramanı bekledim, aramadın…”

“Aramadım, çünkü eski defterleri karıştırmak istemiyorum. Sen binayı hangi il başkanının sattığını ve paraların nerelere harcandığını benden daha iyi biliyorsun. Neden bana soruyorsun?”

“Ben biliyorum da, bunu senin söylemen önemli. Söyle ki, partinin hafızası yenilensin, eski hesaplar ortaya konsun. Bakın yeni bina satın almak istiyorsunuz, üyeler eski bina neden satıldı diye sormayacak mı?”

“Doğru soracaklar… Ama ben o tartışmalı günlere geri dönmek istemiyorum… O binayı satan çıksın ben sattım diye kendisi açıklasın.”

Bu konuyu kapattık.

Açıklama işini, binayı satan il başkanına bıraktık.

Bakalım, o il başkanı ortaya çıkıp “Evet, binayı ben sattım. Şu şu nedenlerle sattım, parasını da ağırlıklı olarak şuralara harcadım” diyecek mi?                             

 

Toplantıdan memnunum

“Toplantı nasıl geçti, memnun musun?”

“Beklediğimden de iyi geçti. Bizim isteğimiz de buydu. Gelin bizi eleştirin, bize yol gösterin diyorduk. Gelenler eleştirdiler, önerilerde bulundular. Gelmeyenler, eleştiri haklarını kaybettiler. Artık dışarıda vıdı vıdı edemeyecekler. Ederlerse, dedikoducu olurlar…”

“Önemli isimler katılmamış…”

“Olabilir… Arkadaşlarımızın mazeretleri vardır. Başka bir toplantıya gelirler…”

“Liman konusunda tartışma çıkmış…”

“Bugün sen de yazmışsın… Biz çevreci olmak zorundayız. Biz hâlâ Derince Limanı’nın genişletilmesine karşıyız. Dolgu, ekolojik dengeyi mahvedecektir.”

“Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu’nu liman konusunda eleştirinin ötesinde “menfaat temin etmekle” suçluyorsun.”

“Ayhan Bey’le konuştuk. Bir yanlış anlama var. Ben orada kişisel menfaati var demedim. Üyesinin menfaati olabilir dedim. Kendisiyle konuştuk, yanlış anlamayı giderdik. Şu anda aramızda bir sorun yok.”

 

Erdoğan’ın kadınlar için söylediği ve tercümesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar Günü” nedeniyle yaptığı konuşmanın bir bölümünde aynen şunları söylüyor:

“Benim için kadın annedir. Bence kadına en büyük zararı, hayatı ekonomik özgürlük parantezine mahkûm eden anlayış vermiştir.”

Sözcü Gazetesi dünkü sayısında Erdoğan’ın bu konuşmasını çok güzel tercüme etmiş.

“Kadın; çalışmasın, evde otursun kocasının eline baksın, bol bol çocuk doğursun, çocuk baksın.”

 Güzel bir tercüme!

Bu yazı toplam 2143 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim