• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 19 °C

Beyaz, bu kente çok yakışıyor

M.Tanzer Ünal

Günlerdir sabırsızlanıyoruz.
Ailecek…
Torunlarım Eda, Fatih ve Arda, başımın etini yiyor.
“Dede, kar ne zaman yağacak?”
Dün sabah karla uyandık.
“Ohh,” dedim, “çocukların arzusu yerine geldi…”
Uyanan, “kar çığlığı” atıyor.
Eldivenini kapan, bahçeye koşuyor.
Aralarında görev bölümü yaptılar bile.
Önce kardan adam için kar yuvarlayacaklar…
Sonra “havuçtan burun” Eda’dan, “kömürden gözler” Fatih’ten…
Arda da başına bir kasket geçirecek.
Başına kar yağmasın diye…
Başı kardan üşümesin diye…
Pencereden onları izliyorum.
Çocukluk, ne güzel!
*********
Demek, yaşlılık böyle bir şey…
Torunlarını, izlerken çocukluk yıllarına geri dönüyorsun.
Uzun süren, çok soğuk, bol karlı “Yalvaç kışları” nı hatırlıyorum.
50’li yıllar…
Türkiye’nin yokluk yılları…
“Oyuncak” denince, akla “taş, toprak, sopa, aşık kemiği, çember, gazoz kapağı, çaputtan top, bezden bebek” geliyor.
“Bilye”nin çıktığı günleri biliyorum.
“Ayrıcalıklı” bir oyuncaktı.
Ancak zengin çocukları alabiliyordu.
Fazla bilyeye sahip olmak, çocuklar için “şımarma” ve “böbürlenme” aracıydı.
Uzağa taş fırlatma yarışı yapardık.
Sopa ile çelik çomak oynardık.
Çember çevirirdik.
Toprak, “kömbe” yapmak için gerekliydi.
Bilye oynar, aşık atardık.
Gazoz kapağını, taş darbesi ile bir defada tersyüz yapabilirsek, o kapağı “ütmüş” olurduk.
Radyo yoktu, televizyon yoktu…
Bırakın radyo ve televizyonu, ışık yoktu.
Gaz lambası…
Sonra “lüks lambası” çıktı piyasaya.
*********
Kış aylarında “oyuncaksız” kalırdık.
Kömbe yapmak yok…
Çember çevirmek yok…
Top oynamak yok…
Tek eğlencemiz “kar”dı.
Kartopu oynamak…
Kardan adam yapmak…
Kızak kaymak…
Kartopu oynamak, mahalleler arası savaşa dönüşürdü.
Yine mahalleler arası “kardan adam yapma yarışı” düzenlenirdi.
Kızak yarışları ise inanılmazdı.
Suratlarımız soğuktan pancara döner, ellerimiz çizgi çizgi yarılırdı.
Eve gidince, ellerimizi cos diye sıcak su dolu kaba batırır, dakikalarca tutar, sonra da Pertev marka kremle bir güzel kremlerdik.
Ertesi gün yine aynı…
Ellerimizin çilesi kış boyunca böyle devam ederdi.
Kış aylarında en büyük zevkimiz “karlı pekmez şurubu” yemekti.
Bir bardağın içine, hiç el değmemiş yerden kar doldurur, üzerine pekmez döker, çay kaşığıyla keyifle yerdik.
Keşkek, kış günlerinin pazar kahvaltısıydı.
Keşkeğin malzemesi toprak küpün içine konur, kapağının etrafı hava almaması için hamurla sıvanır, cumartesi akşam mahalle fırınına götürülürdü.
Fırıncı, ekmek çekiminden sonra, evlerden gelen küpleri fırının içine itina ile yerleştirir, fırının ağzını kapatıp çamurla sıvardı.
Ertesi sabah, hele kar yağıyorsa, keşkek küpünü fırından alıp eve getirmek, çok zevkli olurdu.
Zaten biz taşıyamazdık da, babamızın veya ağabeyimizin yanında mutlaka keşkeğin peşine giderdik.
Keşkek, ortaya konan büyük bir kabın içine boca edilir ve “keşkekli pazar kahvaltısı” başlardı.
********
Neyse…
Çok eskilere gittik bir anda.
Bugüne dönelim!
Dışarıda 35-40 santim kar var.
Ağaçlar, karın ağırlığından “salınmış” durumda.
Torunlarım kardan adamı bitmek üzere.
Başarılı bir çalışma…
Ağzı burnu yerinde…
Birazdan gazeteye gideceğim.
İyi ki kar lastiği var.
Yoksa köyden kente kadar gitmem zor.
Yarım saat kadar uğraşıp, arabayı hazır hale getirdim.
Ağzını yüzünü temizlerken motoru da ısındı.
Şimdi artık yola çıkabilirim.
Balaban, Suadiye sapağı, Sapanca yolu, Uzunçiftlik, Köseköy ve İzmit…
Her taraf bembeyaz!
Kar beyazı…
Ben,” kar”ı severim.
Kar, berekettir.
Kar, kentlerin ayıplarını örter.
Kar, ruhları temizler.
Kar, baharın müjdecisidir.
Kar, “beyaz düşler” i çağırır.
Gazeteye gelirken fark ettim.
Beyaz, bu kente çok yakışıyor!

Bu yazı toplam 966 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim