• BIST 97.628
  • Altın 144,079
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0023
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 21 °C

Bilişim Vadisi’nde olup bitenleri bir de eski rektörden dinleyin

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Gebze Muallimköy’de kurulmakta olan Bilişim Vadisi ile ilgili pek çok yazı yazdım.

Gizli kapaklı yapılan ve hep aynı firmaya verilen ihalelerle ilgili…

10 yıllık yepyeni binaların yıkılmasıyla ilgili…

Daha önce Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü tarafından kullanılan bu arazi neden Bilişim Vadisi’ne tahsis edilmişti?

Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün adı neden “Teknik Üniversite” olarak değiştirilmişti?

Adı değiştirilen üniversite, neden Çayırova’ya taşınmıştı?

Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün boşalttığı binalar neden yıkılmıştı?

Bu binalar, başka amaçla değerlendirilemez miydi?

Bu soruların cevapları, olayları yaşayan bir isimde, Prof. Dr. Orhan Şahin’de idi.

Orhan Hoca, 2010-2014 yılları arasında Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün rektörüydü ve olup biten bütün olaylara tanıklık etmişti.

Yani “birinci ağız”dı.

Kendisine, olaylarla ilgili bildiklerini kamuoyuyla paylaşması gerektiğini, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu söylediğimde, “Tamam, yazılı olarak göndereyim. Bildiğim ne varsa paylaşacağım” demişti.

Önceki gün beklediğim o yazı mailime düştü.

Orhan Bey, söz verdiği gibi, Bilişim Vadisi ile ilgili yaşadıklarını bir bir anlatmış.

Kendisine teşekkür ediyorum ve gönderdiği yazıyı noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyorum.

 

Prof. Dr. Orhan Şahin diyor ki…

Tanzer Bey, 

Telefon konuşmamıza binaen, Bilişim Vadisi hakkında Kocaeli gazetesinde yayımlanmış köşe yazılarınızı okudum. Bildiğim birkaç hususu dikkatinize sunmak istedim.

1-  Rektörlüğüm esnasında Sanayi Bakanlığımızdan gelen bir talep üzerine Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünün Muallimköy kampüsünün büyük bir kısmının Bilişim Vadisi olarak bilinen teknopark tarafından kullanılması için uygun görüş bildirdim. Sizde takdir edersiniz ki, Teknoloji’nin rektörü teknoparklara karşı olamaz, olmamalı. 

Daha önce aynı arazinin sahile bitişik olan kısmı özel bir firma tarafından doğal gazdan elektrik üretecek bir enerji santralinin yapımı için talep edilmişti. Özel firmanın talebini reddetmiştim. Özel firmanın aynı santrali Dilovası’nda inşa etmiş olduğunu duydum. 

Bilişim ve diğer teknoparklar üniversitelerin sanayi ile buluşacağı kurumlar olduğu gerçeğini göz önüne alırsak teknoparkların kurulmasında geç bile kalındığını söyleyebiliriz. Kendi teknolojisini üreten ve kendi teknolojisi ile sanayileşmiş ülkelerde, bu gibi teknoparklar yıllardır mevcuttu. Yıllardır en zeki öğrencilerimizin büyük bir kısmı bilgisayar ve elektronik bölümlerini tercih etmektedir. Bu da ülkemizde bilişim için iyi bir potansiyelin var olduğunun göstergesidir. İdarenin vazifesi, ülkemizdeki bu zeki öğrencilerin bir kısmını bir şekilde burada istihdam etmenin altyapısını hazırlamaktır. 

Bilişim vadisi Kocaeli için bir kazançtır. IBM yıllardır Hindistan’ın en zeki öğrencilerini IBM çalışanı olarak vize alıp Amerika’ya gitmemek şartı ile bilişim konusunda Hindistan’da Amerika için çalıştırmaktadır. Muhtemelen bu elemanlar Hindistan’ın en iyi üniversiteleri olan Hindistan Bilim Enstitüsü ( Indian Institute of Science) veya Hindistan Teknoloji Enstitüsü ( Indian Institute of Technology) mezunudurlar.

Elektronikte, gıdada ve ilaçda lider olan Amerika, kendi insanlarının yanında milyarlık Hindistan’dan, milyarlık Çin’den ve Türkiye gibi birçok ülkeden, yani dünyanın bir yarısından yeni mezun başarılı genç insanları üniversitelerinde lisansüstü programlarda istihdam ederek kendi için çalıştırmaktadır. Bu da Amerikan’ın liderliğine katkı sağlamaktadır.

 

Kullandığımız binalar çalışır halde devredilmiştir

2-  Bilişim Vadisi ihalesinde usulsüzlük ve/veya yolsuzluk olup olmadığı konusunda bir şey söyleyecek durumda değilim. Bu konuda herhangi bir bilgiye sahip değilim. Ben Bilişim AŞ idaresinden ayrıldıktan sonra yapılmış ihalelerdir.

3-  Üniversiteden Teknoparka ilk etap da devredilen 2848 dönüm arazi üzerinde her biri tahminen 10 bin metre kare kapalı alana sahip fen fakültesi-kimya bölümü ve mühendislik fakültesi-çevre mühendisliği bölümü binaları çalışır halde devredilmiştir. Bu binaların laboratuvarları mükemmeldi. Ayrıca binaları besleyen su deposu ve 12 bin metre kare kaba inşaatı tamamlanmış elektronik mühendisliği bölümü binası da devredilmiştir. Öğrenci yurtlarının bulunduğu kısım devredilmemiştir. Yurtlarda zaten üniversitenin değildir, kredi yurtlar kurumuna aittir. 2848 dönüm arazinin tahminen 1000 dönümü özel mülkiyet, büyük bir kısmı orman, tahminen 300 dönümü tapulu ve geri kalanı hazine arazisidir. Özel mülkiyetin son durumu hakkında herhangi bir bilgi sahibi değilim. Ancak kamulaştırılmadan üzerine bina yapamazsınız. Bilişim AŞ’nin orman arazisine üzerine kanunen yapılaşma izni olup olmadığını da bilmiyorum. 300 dönüm tapulu arazi üzerinde zaten yukarıda bahsi geçen 3 bina ve su deposu vardı. Bu binaların ihaleleri benim rektörlüğümden önce yapılmıştı. Daha sonradan binaların müellifi mimar Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp beyin ihale şartnamesine konan bir madde ile bu binalar ve yeni yapılacak binalar üzerine telif hakkı verilmiş olduğunu öğrendim. Mimarından izin almadan bu binalarda herhangi bir tadilat yapamazsınız. Telif hakkı olan mimar böyle bir izin için ücret talep etmiş olabilir.  Bilişim AŞ.’ in yönetiminin bu binaların tadilatla teknopark tarafından kullanılabilir hale getirilmesi için mimarı ile görüşüp görüşmediği konusunda da bir bilgim yok. İhtimaldir ki, mimar tadilata müsaade etme karşılığında çok yüksek bir meblağ talep etmiş olabilir. Eğer durum böyle idiyse, bu durumda binaları yıkıp yeniden yapmak kamu yararı için daha uygundur. Yani 50 milyon dolar çöpe gidecektir.

 

Bu binalarda üniversite kurulabilirdi

4-  Bu binalar başka türlü nasıl değerlendirilebilirdi? 

Bu 3 bina ve su deposu 300 dönüm tapulu arazi üzerinde inşa edilmişti. Bu 300 dönüm tapulu araziye 300-400 dönüm GYTE’ ye tahsisli orman ve hazine arazisi ilave edilerek toplam 600-700 dönüm arazi üzerinde Gebze’nin 2’inci, Kocaeli’nin 3 üncü üniversitesi kurulabilirdi.. İnşaatı yarım kalmış bina bitirilerek ve ilaveten bir idari bina yapılarak Gebze’ ye Dilovası bitişiğinde yeni bir üniversite kazandırılmış olabilirdi. Binalar yeni üniversite tarafından kullanılacağı için mimarı ile de herhangi bir problem yaşanmayacaktı. Zaten Mualliköy deki öğrenci yurtları da hizmete alınmıştı ve körfez köprüsü ile de ulaşım da sağlanmıştı. Böylece, bu yatırım kamu için en iyi şekilde değerlendirilmiş olurdu. 

Ancak böyle bir değerlendirme yapılmadı, yapmak da istemediler. Böyle bir değerlendirme yapmak yerine ısrarla Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nü kapatmak istediler ve kapattılar. ( Belki de birileri GYTE’ nin kapatılmasını istiyordu. Ben hiçbir zaman GYTE’ nin kapatılmasını doğru bulmadım.)

 

Yalan beyanlarla kamuoyu oluşturdular

Bu binalar ikinci bir üniversite olarak değerlendirmek yerine, “Gebze’nin bir üniversitesi dahi yok” siyasetini güttüler ve yalan beyan üzerine kamuoyu oluşturdular. Halbuki Gebze de ülkemizin en iyi 10 üniversitesinden biri yani Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE) vardı. GYTE lise sonrası 2 yıllık bir meslek yüksekokulu değildi, GYTE lise sonrası 4 yıllık akademik eğitim veren bir ihtisas üniversitesiydi. İzmir ve Gebze dışında hiçbir il ve ilçemizde olmayan ihtisas ve teknoloji ağırlıklı bu üniversite Gebze için bir imtiyazdı. Ancak Gebze bunu kaybetti. Sanayileşmiş ülkelerde Teknoloji Enstitüleri kendi ülkelerinin ve dünyanın en iyi üniversitelerindendir, yani markadırlar. Örneğin Amerika’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ( MIT ) ve California Teknoloji Enstitüsü ( CALTECH ) Amerikan’ın ilk 10 üniversitesinden ikisidir. İsrail’de İsrail Teknoloji Enstitüsü ( TECHNION ), Güney Kore’de Kore Yüksek Bilim ve Teknoloji Enstitüsü ( KAIST ). Bu ülkelerin tamamı teknoloji ve sanayi de gelişmiş ve bu üniversitelerin tamamı hem kendi ülkelerinde hem de dünyada marka üniversitelerdir. 

Doğru olmayan başka bir beyan da GYTE’ nin başarısız olduğu yalanıydı. GYTE başarısız olmuşmuş… Hem de üniversite değilmiş. Bu yüzden bir teklif hazırlayıp başarısız bir yüksekokul olan GYTE büyük bir üniversiteye dönüştürmek için meclise sundular. Halbuki, GYTE başarısız değildi, aksine başarılıydı. YÖK’ün ve ODTÜ-URAP’ ın her yıl yaptıkları üniversiteler başarı sıralamasında uzun yıllar GYTE’ genel sıralamada ilk 10 içerinde ve teknik üniversiteler arasında ilk 5 içerisindeydi. Yani GYTE Gebzelilerin gurur duyabileceği, Türkiye de marka olmuş başarılı bir üniversiteydi.

 

Gebze’ye yeni bir üniversite kazandırılmadı

Gebze’ ye yeni bir üniversite kazandırılmamıştır, sadece mevcut üniversitenin ismi değiştirilmiştir. Bu durumda hedef Gebze’ye bir üniversite kazandırıyoruz bahanesi ile GYTE’ nin kapatılması veya başka bir sebep olmalıdır. Gebze bundan hiç bir şey kazanmadı. Elde vardı bir vasıflı üniversite, hala elde var bir standart üniversite, aynı üniversite… Bu durumda sorulması gereken, bu projenin fikir sahibi kimdi ve isim değişikliği niçin yapıldı?

Bugün Türkiye’nin hangi il yönetimine sorsanız, eminim ki kendi illerinde Yüksek Teknoloji Enstitüsü gibi vasıflı bir üniversitenin olmasını ister. Bu isim değişikliği yerine Dilovası bitişiğinde Gebze’nin ikinci üniversitesi kurulsaydı, şu an Gebze’ nin 2 üniversitesi olmuş olacaktı. İkinci üniversiteye verilecek 600-700 dönüm arazi Bilişim Vadisi için bir engel değildi. Aynı bölgede ve bitişikteki Tubitak-MAM’da bilişim vadisi için yeterli arazi var.

Saygı ve sevgi ile

Prof. Dr.Orhan ŞAHİN”

 

CEVAP VE DÜZELTME METNİ

KOCAELİ gazetesinin 18 Ocak 2016 tarihli nüshasında “MASAJ BAHANE FUHUŞ ŞAHANE” manşetine konu edilen, gazetenin beşinci sayfasında M. Tanzer Ünal imzalı bir yazı yayımlanmıştır.

Söz konusu haberde “...Macit Haldız da Ak Partili... bu nasıl mutaassıplık? Düpedüz fuhuş destekleniyor” ifadeleri kullanılmıştır. Uzun yıllardır Türkiye’ye birçok sektörde hizmet veren Müvekkilin halkın gözünde mutaassıp, saygın, dürüst, başarılı bir duruşu bulunmaktadır ancak yapılan gerçeğe aykırı ve çirkin ifadeler içeren söz konusu haber ile Müvekkilin bu intibaı yok edilmek istenmiş ve kamuoyu yanlış yönlendirilmiştir.

Basın Kanunun en temel ilkesinin, hakkında haber yapılan kişi/ler hakkında ithamlarda bulunmadan doğru ve tarafsız haber yapmak olduğu şüphesizdir. Yapılan haberdeki iddialar ismi belli olmayan, sokaktan geçen bir adamın söylediği sözler olarak kaleme alınsa da bu bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Yayımlanan bu yazı haber verme hakkını ihlal eden ve Müvekkilin şahsını hedef alan bir saldırı niteliğindedir. Yapılan haber ile haksız kamuoyu oluşturmanın amaçlandığı ortadadır.

Müvekkilimiz Anayasal hakkını kullanarak bir siyasi partinin üyesi olmuştur. Yapılan asılsız haberde Müvekkilin bu üyeliği de konu edilmiş ve işbu haberi yapmak fikrinin altında yatan amacın ne olduğu tam olarak ortaya konmuştur.

Müvekkil Macit HALDIZ, isminin haberde yer verilen çirkin ifadelerle yanyana kullanılmış oluşundan derin üzüntü duymuştur.

Müvekkilin haberde yer verildiği şekilde fuhuşu desteklemesi asla söz konusu olamaz. Tüm bu haberler Özgür Kocaeli Gazetesinin ve Müvekkil Macit Haldız’ın ismine leke sürmeyi amaçlayan gerçeğe aykırı, asılsız haberlerdir.

KAMUOYUNUN BİLGİSİNE SAYGIYLA SUNULUR.

MACİT HALDIZ vekili

Av. Miray FİDAN

Bu yazı toplam 2732 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim