• BIST 97.924
  • Altın 144,819
  • Dolar 3,5655
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 16 °C

Bir “Çapulcu” nun mektubu

M.Tanzer Ünal

Adı lazım değil…
Ahmet olmuş, Mehmet olmuş, Ayşe olmuş, Fatma olmuş, ne fark eder?
“Çapulcu” işte!
25 yaşında bir genç.
Oturmuş, Doğuş Grubu sahibi Ferit Şahenk’e bir mektup yazmış.
Mektubunda diyor ki:
“Sevgili Ferit Şahenk,

Bu yazıda şahsınıza herhangi bir hakaret veya küfür bulunmamaktadır, korkmadan okuyabilirsiniz. Zira son bir haftadır isminizin geçtiği her metni korkuyla okuduğunuzu tahmin ediyorum, canınız sağ olsun.

25 yaşında, Galatasaray Üniversitesi mezunu, Fenerbahçe taraftarı, arkadaşlarıyla kendi işini... kurmuş genç bir girişimciyim. Hem akademik olarak edindiğim birikim hem de ilgi alanım olması sebebiyle pazarlama ve marka imajı konularına büyük ilgi duymaktayım. Bu özel merakımdan dolayı da şahsınıza ait holdingin tüm markalarını ve girişimlerini her zaman büyük bir ilgi ve hayranlıkla takip ettim.

Haberi NTV'den izledim, sporu NTVSPOR'dan takip ettim. Jenerasyonumu ithal dizilerle tanıştıran CNBC-e'yi henüz gündüz kuşağındaki rakamlardan hiçbir şey anlamazken bile odamdaki televizyonun birinci kanalına eklemiştim.

Star TV'yi aldınız, popüler kültüre meraklı biri olarak onu da takip ettim; sağladığınız büyük değişimi başarılı bir marka stratejisi olarak yorumladım. Her sabah işe giderken Geveze'yi, işten dönerken Bay J'yi dinledim size ait Virgin Radio'da.

Üniversiteyi kazanıp kendime bir hesap açmam gerektiğinde Garanti Bankası'nı seçmiştim, öyle de devam etti senelerdir.

Bir kitabevinin dergi reyonunda kalitesiyle alınmayı hak eden beş-altı dergi olduğunu düşündüm hep. Bunların dördü sizindi; NTV Tarih, National Geographic, Vogue ve GQ. Arkadaşlarımla bir arada olduğumuz pazarlar hepimizin elinde bunlardan biri oldu mutlaka.

Volkswagen, Audi, Porsche, Bentley, Lamborghini, Bugatti, Seat, Skoda, Scania, Krone and Meiller'in Doğuş Otomotiv bünyesinde ülke distribütörlüğünü yaptınız; reklamlarla, kampanyalarla büyüyen bu markaları sokaklara siz sergilettiniz; ben de müşterilerinizden biri oldum.

Enerji sektöründe ne yaptığınızı pek bilmesem de turizm sektöründe Hyatt Otellerin sizin olduğunu biliyordum. Neredeyse her tatil beldesindeki o şık restaurantlı süslü püslü D-Marin'lerde de, Doğuş'un D'sinden geldiğinden haberdar olarak bulundum.

E-ticaret sektörüne girdiniz Bonubon'la, n11.com'la. Merak ettim, inceledim. IMG'yle ortaklık yaptınız, acaba ne organizasyonlar yapacaksınız diye takviminize göz attım.

Son olarak yeme-içme sektörüne girdiniz; Kiva'yı, Mezzaluna'yı, GoMongo'yu satın aldınız. Kitchenette'li, Mama'lı, Anjelique'li, Vogue'lu, Zuma'lı Doors Group'un çoğunluk hissesine sahip oldunuz. GQ Barı açtınız. Neredeyse hepsine ya gitmişliğim vardı ya da özel olarak eşimi dostumu aldım gittim. Annemler İstanbul'a geldiğinde çok önceden sözünü verdiğim Nusret'e götürdüm onları.

Yani sözün özü Ferit Şahenk, sizin şirketinizin kurumsal yapısını her zaman çok beğendim. Türkiye'ye getirdiğiniz markalarla ülke insanına değer kattığınızı düşündüm. Elinizi attığınız her sektörden markayı çok değerli kıldığınız fikrindeydim. Hatta size hayatta en değer verdiğim varlıklardan biri olan Fenerbahçe'ye başkan olmanızı çok ama çok yakıştırdım kulübümüze de aynı samimi görünümlü kurumsallığı katacağınızı düşünerek.

Ta ki 31 Mayıs'a kadar...
31 Mayıs'tan sonraki süreçle ilgili kısmı uzun uzun yazmaya gerek yok Sayın Şahenk. Çünkü hayatının farklı alanlarında müşteriniz olan ve ilgi alanı gereği markalarınızı takip eden ve takdir eden biri olarak ben, size şimdiye dek kazandırdığım tüm paralar için sonsuz pişmanlık duyuyorum. Sizin kanallarınızı seyrettiğim, sizin restaurantlarınıza gittiğim, sizin dergilerinizi okuyup sizin sattığınız arabayı, sizin bankanızın kredisiyle aldığım için; size ve sizin markanıza güvendiğim; kurumsallığınıza hayran kaldığım için çok ama çok pişmanım.

Çünkü artık milyonların bildiği gibi ben de sizin o güzel süslü markalarınızın ve onların şahane imajının arkasında; bir adamın ağzından çıkan iki söze bağlı kalmanın ilkel ve çağdışı politikasının olduğunu biliyorum, görüyorum; çünkü tüm dünyada gördüklerimi sizin kanalınızda göremiyorum. Ve şirketinizi, ağzından çıkan iki söze göre yönettiğiniz o adamın kim olduğunu da çok çok iyi biliyorum.

Forbes'un en zenginler listesinde zirvede olduğunuzu okudum iki ay önce, tebrik ederim. Sizi aynı noktada tutar mı artık bu millet bilemiyorum. Bazı insanların ağzından çıkan iki söze göre yürüyen şirketiniz, o insanların ağzından çıkan sözlerin hiçbir işe yaramadığı gün bir hiç olacak. Siz de, sizin aileniz de... Ve asıl; ülkemizin en popüler bilgi alınan platformlarından birinde "Ülkede dürüst olarak düzgün servet edinebilmiş ender insanlardandı." diye vefatı duyurulan babanız Ayhan Şahenk sizden en az bizim kadar utanacak, en az bizim kadar nefret edecek...

Yeni ihalelerinizde başarılar. Umuyorum aranız hiç bozulmaz ve o gidene kadar karşılıklı "başka bir arzunuz?" felsefesiyle kazanırsınız bir şeyler daha...

Duman'ın İstanbul'daki direnişimizle ilgili bir şarkısı var; ayda yılda bir gün belki oturup 31 Mayıs'ta bu halka sırtınızı dönmenin sizden götürdüklerine -alkoliklik seviyesine yaklaşmadan- içerken aklınıza gelir de, açar dinlersiniz. O zaman bu yazının son kelimesinin neler neler anlattığını anlarsınız.

Eyvallah...”
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Salı günleri yapılan “kör dövüşü” nden kurtuluyoruz
**********
Bana göre…
Salı günleri yapılan siyasi partilerin grup toplantıları, Türk siyasetinin “yüz karası”…
Bu toplantılarda, liderler konuşur, milletvekilleri dinler, iş biter.
Başka bir deyişle…
Başbakan Erdoğan gündem belirler, diğerleri de Erdoğan’a cevap vermek için yırtınır, “grup toplantıları” dediğimiz garabet sona erer.
Hani tartışma?
Hani görüş alışverişi?
Hani itiraz?
Hani yeni bir fikir, yeni bir öneri ortaya koyma?
Hani farklı bir yaklaşım?
Özetle…
Hani demokrasi?
“İmam” vaaz veriyor, “cemaat” dinliyor…
Hepsi bu kadar!
Son zamanlarda bir de “amigolar” ortaya çıktı.
Toplantılar monotonluktan kurtulsun, heyecan artsın diye…
Tam bir şenlik!
Neyse ki, Meclis tatile giriyor ve bizler “amigolu grup toplantıları” ndan kurtuluyoruz.
Ekim’e kadar rahatız.

Bu yazı toplam 1187 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim