• BIST 107.840
  • Altın 143,621
  • Dolar 3,5343
  • Euro 4,1419
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 25 °C

Bir kadın ve bir erkek

Mehmet Özmen

Zaman zaman buradan farklı gündem konuları üzerine yorumlarda bulunuyorum. Mesela geçtiğimiz ay direnirken hayatını kaybeden kadınların anılması gerekirken bizim kutlama psikolojisi ile hareket ettiğimiz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir yazı kalem almıştım.

Tabi belirli aralıklarla ve gündem yoğunluğuna göre kaleme aldığım bu tür yorumlarıma pek alışık olmayanlar haliyle şaşırmıştı.

Hatta beni de şaşırtacak şekilde “Ne gerek vardı” diyen bile olmuştum.

Çünkü dünya üzerinde, özellikle de ülkemizde kadına yönelik şiddetin, cinayetin, ötekileştirmenin büyük bir haksızlık olduğunu kanaatini taşıyordum. Ben sadece bunu dile getirmiş ve haklı olduğunu düşündüğüm konuları, düşüncelerimi kamuoyu

İle paylaşmıştım.

Üzerinden tam 30 gün geçmiş…

Dünkü gazetelerde okumuşsunuzdur…

Bir kadıncağız, kendisinin anlatımı ile alkolik olan kocası tarafından ağır bir şekilde yaralanmış…

Ama öyle böyle değil…

Bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. Bu kadın kocasından boşanmak istiyor. Eşi ise agresif mi agresif…

Hani şu dışarıda kedi, evde aslan türünden…

Sen misin beni boşayacak olan diyor ve uyuyan karısının yüzüne önceden kaynattığı bir demlik ya da neyle getirdiyse, kaynar suyu boca ediyor…

İşin en kötü tarafı ise kendi karısını kaynar su ile haşlayan koca, şikayet üzerine polis tarafından gözaltına alınıyor. Fakat bizim savcılık ya da mahkeme, artık her neyse maalesef şahsı serbest bırakıyor.

Tabi bu serbest bırakmaların sayısını, suç çeşitlerini hesap ettiğinizde gerçekten şaşırıyorsunuz. Çünkü bir insanı yaptığı suçun bedelini ödetmek için illa katil olmasını mı bekleyeceksiniz?

Ben bu serbest bırakılma kararını nasıl yorumluyorum biliyor musunuz…

Bu karar, bana göre, bugün sadece yanıkla kurtulan, buna rağmen hastanelerden çıkamayan kadının öldürülmesi için verilmiş bir fetvadır…

Şimdi benim bu durumu nasıl bir mantıkla eleştirmem lazım…

Suçu işleyen koca zaten toplum nezdinde bir cani…

Ya bizim yasalarımız…

Ya da bu yasaları kişiye göre düzenleyen hukukçularımız…

Azrail’den medet uman hukuk sistemimiz…

Bu kararı şimdi nereye bağlayabiliriz…

Moda bir tabir aslında, üstünlerin hukukuna mı, yoksa hukukun üstünlüğüne mi…

Ortada bir kadın ve erkek var. Geleceği görülmeyen bir de aile hayatı. Daha önce yaşananlarla da sabittir. Evden uzaklaştırma kararları, mahkemenin verdiği boşanma kararları, hatta polis koruması bile kadın cinayetlerinin önüne geçemiyor. Haliyle burada devreye girmesi gereken bu serbest bırakma hastalığından kurtulmaktır.

Kimse bize şimdi yasa şöyle diyor, böyle diyor gibi laflar türetmesin. Çok şükür yurdum insanı neyin nasıl işlediğini kimlerin ceza alıp, kimlerin hukuk dışında hareket etmesine rağmen salıverildiğini biliyor. Haliyle hariçten gazel okumak, insanlara, özellikle de benim gibilerine açıkçası çok mantıklı gelmiyor.

Türkiye bu yüzden yönünü modern hayata dönmelidir. Kadına değer veren ve toplum içinde caydırıcı cezalarla bezetilmiş yeni düzenlemelere ihtiyacımız var. İnsanımız zaten cahil.

Toplumumuz zaten ne olduğu belli olmayan bir buhran içinde. Yani ne zaman, ne yapacağımız pek belli olmuyor. Bari devlet, devletliğini yapsın da insanların, özellikle de kadınların sığınacakları bir olarak hep güven versin. Yoksa bu işin sonu açıkçası hiç iyi görünmüyor…

Bu yazı toplam 1154 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim