• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 11 °C

Bir kilo “süt”le bir kilo “ot” alınamıyorsa…

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün 8 Kasım…

Yani 1 Kasım seçimlerinin “hafta dönümü”…

Necip milletimiz, sağduyu sahibi ahalimiz yine AKP’yi işaret ettiğine göre yapacak bir şey yok!

Hz. Muhammed bir hadis-i şerifinde “Nasıl olursanız, öyle idare edilirsiniz” der.

Tarihi şahsiyetlerin de benzer sözleri vardır…

“Toplumlar layık olduğu şekilde yönetilir” sözü Churchill’indir.

Bizler de şimdilik böyle bir yönetime layığız ki, böyle yönetilmeye devam edeceğiz.

Ta ki, duruşumuzu değiştirinceye kadar…

Gün gelecek, daha iyi bir yönetimi hak edeceğiz, o zaman başımıza “daha iyi bir yönetim” gelecek.

Her şey bize bağlı…

Biz ne istersek, o!

Şimdilik toplum böyle bir yönetim istiyorsa, böyle yönetilecek.

Biz yazan-çizen takımına düşen görev, topluma, her ne şart altında olursa olsun daima doğruları göstermek.

Bıkmadan, usanmadan…

Yılmadan…

Sabırla…

Ümitsizliğe kapılmadan…

Bu satırları yazarken Mevlana’nın o sözünü hatırladım.

“Tomurcuk kaygısı olmayan ağaç, odundur…”

Bizim tomurcuk kaygımız var, biz yolumuza devam edeceğiz.

Tolumu bilgilendirme görevini, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdüreceğiz.

 

 

Yeteri kadar et yiyebiliyor musunuz?

Bugünkü konumuz yine insan odaklı.

Soyut değil, somut!

Yaşamın tam içinden…

Hiç düşündünüz mü, acaba ben sağlıklı beslenebiliyor muyum, özellikle beslenmede çok önemli olan eti yeteri kadar yiyebiliyor muyum?

Kırmızı et, tavuk, balık…

Ne olursa…

Elimde FAO’nun (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) resmi verileri var.

Bu veriler, Türk halkının yeteri kadar et yiyemediğini gösteriyor.

Hatta eskiden, bugüne kıyasla daha çok et yiyormuşuz.

Fazla rakama boğmak istemiyorum…

Örneğin, ülkemizde kişi başına yılda tüketilen et miktarı, bugün 1994 yılına göre yüzde 51. 2 oranında azalmış.

Türkiye’de yılda kişi başına tüketilen et (tavuk ve kırmızı et) miktarı 18. 6 kilo.

Bunun da çoğu tavuk.

Bu rakam ABD’de 116. 7 kilo, Arjantin’de 99. 5 kilo, Avustralya’da 93. 9 kilo, Brezilya’da 92. 9 kilo, AB ülkelerinde ise ortalama 91. 8 kilo.

Görüyorsunuz, et tüketiminde dünya nerede biz neredeyiz.

Uzak ülkeleri bırakın, Avrupa ülkelerinin ancak beşte biri kadar et tüketebiliyoruz.

Neden bu böyle?

Neden insanımız, 20 yıl önce bugünden iki misli fazla et yiyebiliyordu da bugün yiyemiyor?

Nedenini biliyorsunuz…

Çok pahalı.

Türkiye, kırmızı etin en pahalı olduğu ülkelerden biri!

Belki de en pahalı olduğu ülke!

Kıymanın kilosu bile 40-45 lira.

Pirzola, bonfile gibi et çeşitlerinin yanına yaklaşılmıyor.

70-80 lira…

Etin bu kadar pahalı olması da insanımızın sağlıklı beslenebilmesine engel!

Bu fiyatlarla insanımızın kaçta kaçı, yemesi gerektiği kadar et yiyebiliyor ki?

Proteinle beslenmeyen toplumların hali de malum!

 

 

Hayvancılık, her geçen yıl daha da kötüye gidiyor

Sevgili okurlarım, hükümet öyle yanlış kararlar alıyor ki, bu kafayla gidilirse hayvancılığın düzelmesi, daha fazla hayvan besleyebilmemiz, Türk insanının daha fazla et yer hale gelmesi mümkün değil!

Geçenlerde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tam seçim kaosu içinde, çok önemli bir karar aldı.

Bu karar şu:

Artık mera olarak kullanılan arazilere de konut yapılabilecek.

Bunun tek şartı var.

Konut yapacak firma, mera olarak kullanılan arazide 20 yılda yetişeceği öngörülen otun parasını ödeyecek ve istediği kadar konut yapacak…

Anlayacağınız, zaten her geçen yıl azalan mera arazileri artık tümüyle yok edilecek.

Mera arazilerinin kaç hektardan kaç hektara indiğini de rakamlarla vereyim.

Türkiye’de 1970 yılında 21 milyon 698 bin hektar mera arazisi varmış.

Bugün ne kadar meramız kaldı dersiniz?

10 milyon 348 bin hektar!

Meralarımızın büyüklüğü 21 milyondan 10 milyona gerilemiş bulunuyor.

Bu son kararla mevcutlar da yok olup gidecek.

Yani sen otun parasını verip, ot yetişen araziye konut yapacaksın…

Otu nereden bulacaksın?

Yurt dışından ithal edeceksin.

Döviz verip, yurt dışından ot ithal edeceksin.

Nasıl ama!

Türkiye’de bu kafalarla hayvancılığımız iyi gelişir değil mi?

Ot ithal ederek hayvancılık yapmak dünyanın neresinde görülmüş?

Eeee, ot ithal edersek hayvancılık yapmaya kalkarsak, yediğimiz et de “dünyanın en pahalı eti” olur.

 

 

Bir kilo sütle bir kilo ot alınmıyor

Geldiğimiz noktada, bir kilo “süt”, bir kilo “ot”tan daha pahalı!

“Ot”u dövizle alıyorsun, “süt”ü lira ile satıyorsun…

Hayvan yetiştiricilerinin halini düşünebiliyor musunuz?

Çoğu borç batağında!

Borç sarmalında…

Bir rakam vereyim.

2003 yılında bankaların çiftçiye kullandırdığı borç toplamı 2. 9 milyar lira idi.

2014 yılında çiftçilerin toplam borcu 16 kat artarak 46 milyar liraya çıktı.

İlaç, gübre, tarım kredi borçlarını da katarsak çiftçilerin toplam borcu 120 milyar lira!

Son 13 yılda mazot yüzde 300, gübre yüzde 341, besi yemi yüzde 284 artmış.

Şimdi Allah’ın “ot”unu da ithal eder hale geldik, gerisini siz düşünün.

Uzmanların söylemesine göre, hayvancılıkta sürdürebilirlik kuralı şuymuş:

Bir kilo süt satarak iki kilo yem alabiliyorsan, üretime devam edebilirsin…

Oysa şu anda bir kilo süt satarak bir kilo ot alamıyorsun.

O halde ülkemizde hayvancılık sizlere ömür!

Ot yetişen meralara ev yapılırsa, o ülkede hayvancılık mı olur?

Yarın, bugün yediğimiz eti de bulamayacağız.

Haberiniz olsun!

Bu yazı toplam 1018 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim