• BIST 108.489
  • Altın 151,105
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 10 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 10 °C

Bir koyup üç almak, ya da….

Mustafa Küpçü

“İnsan belleği unutkanlık özürlüdür. Ama arşiv unutmaz!” sözünü çok severim. Çünkü, insanlarımızın büyük çoğunluğu günü kurtarmanın telaşı içinde. Yakın geçmişte yaşananları bile çabucak unutuyoruz!

Oysa, bugün yaşadıklarımızın kökü, dünde yaşadıklarımızdır!

1980 sonrası Türkiye, Küresel Tekellerin istediği gibi “yapısal bir değişim” içine girdi. Tüm kamu işletmelerini bir bir elden çıkardı, yabancı sermayenin istediği gibi bir “açık Pazar” haline geldi.

“Üretim Ekonomisi” yerine “RANT Ekonomisi” egemen kılındı. Bunun doğal sonucu olarak “Ekonomik ve siyasal açıdan dışa bağımlı” bir ülke haline geldik.

Saddam yönetimindeki Irak, 1980-88 yılları arasında, Batılı dostlarının da kışkırtmasıyla, İran’la savaştı, başarılı olamadı, üstelik hazinesi boşaldı! Saddam, 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etti. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Irak’ın 15 Ocak 1991 tarihine kadar Kuveyt’i boşaltması kararı aldı. Saddam direndi, BM kararı ile ABD öncülüğündeki çok uluslu hava güçleri 17 Ocak 1991’de taarruza geçti. 6 Nisan 1991’de Saddam pes etti, BM şartlarını kabul etti, 1. Körfez Savaşı sona erdi.

Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu Türkiye, BM’in “Irak’a ambargo kararına” uyan ilk ülke oldu! ÖZAL; “Bir koyup 3 alacağız. Bu işten karlı çıkacağız. 21. Yüzyıl Türk Asrı olacak” diyordu! Biz bir koyduk, yalnızca ihracat kaybımız 40 milyar dolar oldu!..

ABD emperyalizminin gözü Irak petrollerindeydi. Saddam’ın “kitle imha silahlarına sahip olduğu” palavrası ile 20 Mart 2003’de İngiltere’nin de desteğiyle Irak’a savaş açtı. Bu savaşın hazırlıkları sürerken, ABD-İngiltere Koalisyon güçlerinin Türkiye üzerinden de cephe açması talep edildi. “1 Mart Teskeresi” bu amaçla Meclis’e geldi ama muhalefet partilerinin yanı sıra, AKP içinden de bazı “oyun bozan” milletvekillerinin oylarıyla ve az farkla da olsa Meclis buna izin vermedi!  Tabi ABD çok kızdı! Daha sonra Süleymaniye’deki askerlerimize “çuval geçirerek” gerekli yanıtı verdi! Bizim gıkımız bile çıkmadı!

Ama bu 2. Körfez Savaşı da ekonomimizi çok yönlü ve olumsuz etkiledi. Karayolu ticaretimiz bitti. TIR araçları yakıldı. Bölgedeki savaş nedeniyle turizm gelirlerimiz çöktü.

Sonra, “ARAP BAHARI” diye bir uluslar arası kumpas ortaya çıktı! Güya, bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde “halk demokrasi istiyor” ve despot yönetimlere karşı ayaklanıyordu!

Kan gövdeyi götürdü, “ABD’nin işbirlikçisi” olabilecek yönetimler işbaşına geldi!

SURİYE sorunu işte bu kumpasın bir parçasıdır!

Tıpkı Özal gibi, Erdoğan da “Ortadoğu’nun Lideri” olma iddiasındaydı! Suriye yönetimi baş düşmanımız oldu. Suriye’de terör örgütleri de Saddam’a karşı savaşıyordu! ABD yönetimi de Esad gitsin, daha uysal bir yönetim ( afedersiniz, “demokrasi” diyecektim!) gelsin istiyordu. Ama, bir başka emperyal güç Rusya’nın da Suriye üzerinde hesap ve çıkarları vardı! ABD bu yüzden “ölçülü bir siyaset” izlerken, Türkiye son derece kararlı bir şekilde “Saddam gidecek” diyor, ABD’nin öncülük edeceği bir harekata katılmaya hazır olduğunu ortaya koyuyordu!

Suriye dalaşı da on binlerce dolarlık zarara yol açtı. Suriye’den göçlerin yarattığı maliyetin de 30 milyar doları geçtiğini Başbakan Davutoğlu açıkladı!

Ha, bu arada Libya ve Kaddafi’yi de unutmamak gerek! Türk iş adamlarının önemli bir kazanç kapısı olan Libya’ya “NATO” güçlerinin müdahalesi kararı alındı. Erdoğan; “NATO’nun Libya’da ne işi var?” diye sordu önce! Sonra, anlattılar! Bu kez Erdoğan; NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tescil için orada” dedi! NATO ile NOTER karıştı galiba! Libya’da da bugün on binlerce milyar dolar alacağımız uçtu gitti. Orada çalışan işçilerimiz perişan oldular!

Şimdi de, yurt içindeki terör mücadelesi yetmezmiş gibi, SURİYE ile kara savaşına yönelik eğilimler ve eylemler var!

Savaş, “kanlı bir ticarettir” Ve bu ticaretten güçlü olanlar çıkar sağlar!

Ezcümle;

Türkiye’nin yeni ve kanlı maceralara tahammülü yoktur!

Geçmişten ders almasını bilmeyenler için tarih kocaman bir masaldır!

Bu yazı toplam 1113 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim