• BIST 106.736
  • Altın 141,158
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 23 °C

Bir sabah kalktık baktık ki, o “yılbaşı” yok!

M.Tanzer Ünal

Bugün de konumuz, yılbaşı…

Düşünüyorum da, insanlar kendilerine eziyet etmek için olmadık sebepler bulmuşlar.

Efendim, yılbaşı kutlamak günah!

Neden günah?

31 Aralık, İsa Peygamber’in doğum günü…

Değil!

İsa Peygamber’in doğum günü tam olarak bilinmiyor.

Hıristiyan âleminin bir bölümü İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık’ı, diğer bölümü de 6 Ocak’ı kabul ediyor.

Her iki tarihle de 31 Aralık’ın ne ilgisi var?

31 Aralık gecesi, bir yılın sona erdiği, bir başka yılın başladığı gece.

Sonra, takvim dediğin nedir ki?

İnsan icadı…

Doğanın takvimi mi var?

Gezegenimiz, 4 milyar yıldan fazla zamandan beri güneşin etrafında dönüp duruyor.

31 aralıkmış, 1 ocakmış…

2014, 2015’miş…

Ona bir anlam ifade etmiyor.

Ama biz oturup bunun kavgasını yapıyoruz.

İnsanlar, bir vesileyle biraz eğlenecek, bunu çok görüyoruz.

***

Takvimi biz insanlar hayatımızı kolaylaştırmak için icat ettik.

Yıl dedik, ay dedik, gün dedik, saat dedik…

Zamanı periyotlara ayırdık.

Geriye baktığımızda da, bu icadı birkaç kez değiştirdiğimizi görüyoruz.

Bir zamanlar yılın ilk günü 1 Mart’mış.

Bu nedenle arta kalan günler son ay olan şubata atılmış.

Cüce ay böylece ortaya çıkmış.

Bazı yıllar 28, bazı yıllar 29…

31 Aralık’ın yılın son günü olmasının geçmişi, milattan önce 45 yılına kadar dayanır.

Bu nedenle yılbaşı gecesinin herhangi bir dinle, özellikle Hıristiyan diniyle, İsa’nın bedensel olarak dünyaya gelişiyle hiç mi hiç ilgisi yok!

31 Aralık, milattan önce Roma dönemindeki takvim düzenlemesinde “yıldönümü” olarak kabul edilmiş.

Takvim düzenlemesi, Komutan Jül Sezar’ın talimatıyla yapıldığı için adına “Jülyen Takvimi” denmiş.

Bu takvimde, yeni yılın başlangıcı “1 Ocak” olarak belirlenmiş.

***

Aradan yıllar, hatta yüzyıllar geçmiş…

1582 yılında Papa Gregorius tarafından yeni bir takvim düzenlemesi yapılmış.

Bu nedenle de bu takvime “Gregoryen Takvimi” denmiş.

Bu takvimde ise eski yıl 24 Mart gecesi bitiyor, yeni yıl ise 25 Mart’ta başlıyor.

170 yıl sonra, yani 1752 yılında bu takvimde de düzenleme yapılıyor ve yeni yılın başlangıcı 1 Ocak’a alınıyor.

 

Gelelim Osmanlı dönemine…

Osmanlı döneminde Rumi ve Hicri takvimleri kullandık.

Hicri takvim, Hicret’in 17’nci yılında kullanılmaya başlandı.

639 yılından itibaren…

Osmanlılar, 1678 yılından itibaren resmi takvim olarak “Rumi takvim”e geçtiler.

Rumi takvimde her yıl 365 gündü ve yılbaşı 1 Mart’tı.

Bu böyle 1926 yılına kadar devam etti.

Türkiye, bu yıldan itibaren “Gregoryen Takvimi”ni resmi takvim olarak kullanır oldu.

Anlayacağınız, 1926 yılından bu yana biz Türkler için yeni yılın başlangıcı 1 Ocak’tır.

1926 yılından önce 1 Mart idi.

Daha sonra yıllar içinde yılbaşını kutlamak geleneksel hale geldi.

Sadece bizde değil tüm dünyada…

Herkes kendi sosyal ve ekonomik imkânları çerçevesinde yılbaşını kutlar oldu.

Çocukluğumdan hatırlarım.

Daha çeşidi bol bir yılbaşı sofrası…

Kuruyemiş yenir, tombala çekilir, radyo dinlenirdi.

Elimizde bilet, Milli Piyango’nun çekilişini heyecanla beklerdik.

Özellikle tombala yılbaşı gecelerinin simgesiydi.

Anadolu’da kimse yılbaşı kutlamanın “gavur adeti” olduğunu söylemezdi.

Söyleyen olsa bile kimse inanmazdı.

Siyaset dinleştiğinden bu yana, her şey istismar edildiği gibi, yılbaşı da istismar edilir oldu.

Yılbaşı kutlaması, daha önceki Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun söylediği gibi “evrensel bir kültür”dür.

Başka bir şey değil!

 

Eskiye dönüş olur mu?

Yazarken aklıma geldi…

Kendi kendime dedim ki, “İster misin, cumhuriyet döneminin çoğu değişikliğine karşı olan muhterem, yeni yılın başlangıcının 1 Mart’tan 1 Ocak’a alınmasına da karşı çıksın ve çıkıp ‘Bir sabah kalktık baktık ki, o yılbaşı yok’ deyiversin!

Olur mu, olur!

Nasıl Osmanlıca konusunda, “Bir gece yattık, sabah kalktık baktık ki, o dil yok” diye eskiye özlemini dile getirdi, “eski takvim” konusunu da gündeme taşıyabilir.

Demedi, demeyin!

Bu yazı toplam 1135 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim