• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 3 °C

Bir şişe şarabın çıkardığı siyasi krize bakın!

M.Tanzer Ünal

 

                                           

Ne söylesem, nasıl anlatsam?

Neresinden başlasam?

Ya biz akıllıyız, onlar aptal…

Ya onlar akıllı, biz aptalız.

Olmadı…

Olup biteni tam yansıtmıyor.

İsterseniz şöyle diyelim!

Onlar ahlaklı, biz ahlaksızız…

Hımm, bu da çok genel bir ifade.

Ağır oldu…

O zaman diyelim ki…

Onların değer yargıları çok sağlam, bizim değer yargılarımız aşınmış.

Galiba, olup biteni en iyi ifade eden bu!

 

 

Başbakanın hayatını karartan şarap…

                                               *******

Olay, Avustralya’da geçiyor.

Ülkenin en kalabalık kenti Sydney’in de içinde bulunduğu New South Wales Eyaleti’nin Başbakanı Barry Farrell’e bir şişe şarap hediye edilir.

Şarap, değerli bir şarap…

1959 yılına ait ve değeri 3 bin Avustralya doları.

Yani bizim paramızla 5 bin 978 lira.

O ülkelerde, devlet görevlilerine verilen hediyeler “kamu kaydı” altına alınması gerekiyor.

Çünkü hediyeler kişilere değil, makama verilmiş kabul ediliyor.

Başbakan, bu kuralı bildiği halde o bir şişe şarabı “kamu kaydı” altına aldırmıyor.

Bu durumu, münafık bir gazeteci haber yapıyor.

Savcılık, bu haberi ihbar kabul ediyor ve Başbakan hakkında “rüşvet” soruşturması başlatıyor.

Arkasından, “rüşvet aldığı iddiasıyla” Başbakan hakkında dava açılıyor.

Başbakan, mahkemede, bir şişe şarabı hediye olarak aldığını reddediyor.

“Yok böyle bir şey” diyor.

Dosya kapanıyor.

 Ancak haberi yazan gazeteci ısrarlı…

Başbakan’ın, bir şişe şarabı aldıktan sonra şarabı hediye eden işadamına gönderdiği teşekkür mektubunu ele geçiriyor ve yayınlıyor.

Mahkeme, kapattığı dosyayı tekrar açıyor, yargılama yeniden başlıyor.

Başbakan’ın kaçacak yeri yok!

Mahkemedeki duruşmada diyor ki, “Gerçekten bu hediyeyi aldığımı hatırlamıyorum. Ancak sorumluluğa inanan birisi olarak hareketlerimin sonuçlarını kabul edeceğim…”

Ve dediğini yapıyor.

Temsil ettiği makama gölge düşmemesi için Başbakanlıktan istifa ediyor.

Böylece bir şişe şarabın neden olduğu siyasi kriz sona eriyor.

Başbakan’ın bu hareketi, Avustralya’da büyük takdir topluyor.

O haberi yapan gazeteciye de “başarı ödülü” veriliyor.

Bu olayı öğrendiğimde kendi kendime üç şey mırıldandım.

*Dünyada böyle “ülkeler” de var.

*Dünyada böyle “başbakanlar” da var.

*Dünyada böyle “gazeteciler” de var.

Yazımı bu noktaya kadar okudunuz değil mi?

Şimdi dönün bir de ülkemize bakın!

Ülkemizi yönetenlerin durumuna bakın!

Gazetecilerimize bakın!

Olup bitenleri değerlendirme noktasında bulunan halkımıza bakın!

Ve sonunda kendimize bir sıfat yakıştırın!

Ne derseniz deyin!

Ama dedikleriniz, yaşananlara uygun olsun!

 

 

Kemal Köse’nin “Yürüyüş Yolu” duyarlılığı…

                                                               *******

Önceki gün Kemal Köse aradı.

MHP’nin önde gelen ismi…

Kocaeli eski milletvekili…

Yıllar yıllar öncesinden öğrencim…

Hal hatır sorduktan sonra, İzmit Yürüyüş Yolu konusundaki düşüncelerini dile getirdi.

“Yürüyüş Yolu güzergâhından tramvay geçirilmek isteniyor. Bence büyük hata! Şehri ikiye böler. İnsanların yürüyeceği, birbirini göreceği başka bir yer kalmadı. Bu durumu şiddetle protesto ediyorum. Üzüldüğüm bir nokta da kimse sesini çıkarmıyor. Mimarlar Odası’ndan, diğer meslek odalarından, derneklerden ses çıkmıyor. Böyle mi olmalı? Tramvay, Yürüyüş Yolu’ndan geçirileceğine alttaki Cumhuriyet Caddesi’nden veya üstteki Hürriyet Caddesi’nden geçirilsin.“

Bence, Kemal Köse haklı!

Yürüyüş Yolu’ndan tramvay geçirildiğinde, insanlara şehrin merkezinde adım atacak yer kalmıyor.

 

 

 Okur görüşü

Çocuklarımıza bırakacağımız bir Kocaelispor istiyoruz

                                                               ******

“Sevgili Tanzer Ünal;

Öncelikle şunu belirtmek isterim. 22 yaşında Çevre Mühendisliği öğrencisiyim. Size olan bu mesajım bir isyan, bir haykırış. Konum ise büyük Kocaelispor… Kocaelispor bana babamdan, amcamdan miras olan bir sevgidir. Kimsenin elimizden alamayacağı sonsuz bir sevgi… Karşılıksız bir sevgi… Söylemek istediğim ya da arkamda benimle aynı düşüncelere sahip binlerce kişinin söylemek istedikleri var. Son bir kaç gündür bu kentin en büyük markasını, Kocaelispor'u yok sayıyorlar. Bu kentin en önemli sivil toplum kuruluşlarından cefakâr Kocaelispor taraftarlarını yok sayıyorlar. İktidar partisinin önderliğinde oluşturulan proje de bu taraftarın onayı alınmadıkça, karşılıksız, çıkarsız seven bu temiz kalplerin görüşleri alınmadıkça, içinde cefakâr Kocaelispor taraftarları olmayan bir oluşum hiç bir zaman başarılı olamayacaktır. Şu anda basında yer alan görüşlerle temiz kalplerin beyinlerini yıkamak istiyorlar. 2 yılda Süper Lig sözü vererek insanları heyecanlandırmak istiyorlar. Fakat bilmiyorlar ki bu "temiz kalplerin" sevdası Süper Lig değil. Bizim sevdamız, sadece o çubuklu Yeşil-Siyah formaya ve üzerindeki şanlı armaya... Bizler hiçbir zaman bu sevdadan vazgeçmeyeceğiz. Şu anki yapılmak istenenler alenen ortadadır. Sayın Başbakan’ın, İzmit mitingindeki emrini hemen uygulamak için harekete geçen zihniyetler, keşke bir kaç yıl önce Başbakan'ın İsmet Paşa Stadı’nda il yöneticilerine verdiği emri de o gün yerine getirselerdi. Kocaelispor amatöre düşmeden önce… Ama dediğim gibi amaç Kocaelispor değil. Kocaelispor efsanesi gibi bir efsane yaratmak! Süper Lig'de Kocaeli ilini temsil eden bir kulüp yaratmak! Bizim sevdamız liglere değil. Şampiyonluklara hiç değil. Ben 22 yaşındayım. Yaşım itibariyle belki Kocaelispor'un efsane olduğu günleri değil de karanlık günlerine tanık oldum. Ve bununla da gurur duyuyorum. Biz söz verdik. Çocuklarımıza bırakacağımız bir Kocaelispor'umuz olacak. Yaşayacak. Sizden tek isteğim, bu mesajı köşenizde yayınlayın. Kardeşlerimiz hatta yanlış anlaşılmasın, ağabeylerimiz sevdasından vazgeçmesinler. Sorgulasınlar. KOCAELİSPOR mu, yoksa KOCAELİ'İNDE SPOR mu? İnanıyorum ki dimdik duruşuyla Kocaelispor taraftarı yıllardır tribünlerde örnek olduğu gibi bu en kötü günde de dimdik duracaktır. Dilimizden düşmeyen bir beste ile son vermek istiyorum.

"… Biz varız ölene kadar. Birimiz kalana kadar!"

 

Emre ERYÜKSEL

 

Bu yazı toplam 1231 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim