• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 15 °C

Bir zamanlar “Ergenekon” diye salyalarını akıtanlar, acaba şimdi milleti

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Türkiye’de yıllardır oynanmakta olan “Rezalet Tiyatrosu”nda ilk perde kapandı.

“Ergenekon” adında bir terör örgütü bulunmadığı Yargıtay tarafından resmen ilan edildi.

O günleri hatırlayın!

Dokuz yıl öncesini…

Her gün yüzlerce değerli insan tutuklanıyor, Silivri zindanına atılıyordu.

Komutanlar…

Daha alt kademeden subaylar…

Siyasetçiler…

Gazeteciler…

Akademisyenler…

Hukukçular…

İktidara karşı olan herkes!

Tüm Türkiye, bir “korku imparatorluğu”na dönüştürülmüştü.

Dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ bile “Ergenekon Terör Örgütü”ne üye olmaktan tutuklanmıştı.

Dahası var mı?

Herkesin telefonu dinleniyor…

Uydurma deliller toplanıyor…

Uyuşturucudan ve PKK terör örgütü üyesi olmaktan yıllardır cezaevinde yatanlardan “gizli tanıklar” yaratılıyor…

Yüzlerce masum insana iftiralar atılıyordu.

Hatırlayın, o davanın savcısı da vardı.

Şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…

Televizyonların karşısına geçmiş, gururla “Ben bu davanın savcısıyım” demişti.

Davanın gerçek savcısı Zekeriya Öz’e de iyi korunması için Mercedes marka zırhlı makam aracı göndermişti.

Yine hatırlayın, dönemin yalaka, satılmış, şaklaban gazetecileri de bu operasyon nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan ve Savcı Zekeriya Öz’ü öve öve bitiremiyorlardı.

Hatta bir tanesi, yalakalığı daha da ileri götürmüş, “Zekeriya Öz’ün heykelini dikelim” demişti.

Utanmaz!

İktidarın kadrolu şarlatanı!

***

“Ergenekon” isimli uydurma terör örgütü kurmuşlardı ya, artık o dönemde işlenen bütün suçları bu örgütün üstüne atmakta bir mahzur yoktu.

Danıştay’a saldırı mı oldu, “Ergenekon” yapmıştır…

Malatya’da kitapevinde kilise görevlileri mi kesildi, “Ergenekon”un işidir…

Başka aklınıza gelebilecek her şey!

Akıllarına koymuşlardı, ülkemizin dinamik isimlerini zindandan çıkarmayacaklardı.

Ordu’da komutan kalmamıştı.

Kara Kuvvetleri’nin, Deniz Kuvvetleri’nin, Hava Kuvvetleri’nin ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın belkemiğini oluşturan isimler, hepsi ama hepsi tutsaktı.

Sanırsınız ki, düşman orduları ülkemizi işgal etmiş, komutanlarımızı bir bir tutuklamıştı.

Komutanlarımız, kendi ülkemizde “esir” durumundaydılar…

Yargılanmaları yıllar sürdü.

2007’den 2016’ya, 9 yıl…

18 değerli insan, bu zulme dayanamadı ve cezaevinde hayatını kaybetti.

Pek çoğu hastalandı.

İşlerini kaybettiler…

Rütbelerinden oldular…

Aileleri, yıllarca eziyet çektiler.

Çocuklar babasız, torunlar dedesiz büyüdü.

Özetle…

Ergenekon davası, baştan sona tam bir “hukuk rezaleti” idi!

Amaçları…

*Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bitirmek ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin önünü açmaktı.

*Toplumun dinamik kesimini ezmekti.

*Toplumun geri kalan kısmını, korku salarak sindirmekti.

Başardılar da…

Kimse sesini çıkaramaz olmuştu.

Olup bitene karşı çıkanlara, yazıp çizenlere, hemen “Ergenekoncu” suçlamasını yapıştırıyorlardı.

 

O dönemin Ergenekoncularından biri de bendim

Övünmek için söylemiyorum…

Hoş övünsem de yeridir…

*“Ergenekon Terör Örgütü”nün uydurma olduğunu…

*Bu operasyonlarda, emperyalist devletlerin parmağı bulunduğunu…

*Türk ordusunu bitirerek ülkemizi parçalamak istediklerini…

*Türkiye’de “karşı devrim”in başlatıldığını…

*Bu tutuklamalarla toplumun direncinin kırılmak istendiğini…

*Bunun suçlusu ve sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu…

Açın gazete sayfalarını bakın, defalarca yazdım.

Hiç kimsenin sesini çıkarmadığı, köşe bucak saklandığı veya yapılanlara alkış tuttuğu o günlerde; ülkemizde doğruları yazan, yazabilen pek az kişiden biri de bendim.

Telefonlarım dinleniyor diye; tanıdıklarım, arkadaşlarım, dost bildiğim kişiler bile beni telefonla aramıyorlardı.

Yüz yüze geldiğimizde, “Ne olur kusura bakma, başımızı derde sokmak istemiyoruz” diye de, aramama sebeplerini açıkça itiraf ediyorlardı.

Türkiye, bu hale getirilmişti.

Yeri gelmişken bir şeyi daha burada not düşeyim…

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun, bir meclis toplantısında şahsımı “Ergenekoncu”, gazeteyi de “Ergenekon’un gazetesi” diye suçlaması da, hâlâ meclis kayıtlarda duruyor.

Eskiden, çok yıllar önce, insanlar “komünist” olmakla suçlanırdı.

2007’den itibaren en ağır suçlama, “Ergenekoncu”ya dönüştü.

Binlerce kişi; “Ergenekoncu” diye fişlendi, mahkemelerde süründürüldü, cezaevlerinde çürütüldü.

Şimdi…

Şimdi Ergenekon suçlamasının bir “tezgâh” olduğu resmen tescil edildi.

 

İyi de bunun sorumlusu ve suçlusu kim?

Sevgili okurlarım, şimdi, “Olan oldu biten bitti, eskiyi karıştırmayalım” mı diyeceğiz?

Olup biteni sorgulamayacak mıyız?

Sorumlularını, suçlularını ortaya çıkarmayacak mıyız?

Veya mevcut iktidarın “Biz yapmadık onlar yaptı” sözüne uyup olayların üzerini kapatacak, olayların suçunu bir başka “masum kesim”e mi yükleyeceğiz?

Bir süredir anlatılan masal şu:

“Efendim, Ergenekon ile ilgili tezgahı cemaatçiler kurdu. Askerleri onların hakim ve savcıları tutukladı. Biz şimdi Fethullahçı Terör Örgütü’nü ortaya çıkardık hesap soruyoruz…”

İyi de arkadaş, devleti yöneten sensin.

“Bu davanın savcısı benim” diyen sensin.

“Ne istedilerse verdik” diyen yine sensin.

Şimdi gerçekler ortaya çıkınca, “Biz yapmadık onlar yaptı” deyip işin içinden sıyrılmak var mı?

Evet, gördüğümüz kadarıyla cemaat vardır.

Cemaat da Ergenekon konusunda aktif görev almıştır.

Ama bunlar ne yaptılarsa AKP iktidarının emir ve direktifleri doğrultusunda yapmışlardır.

Sorumlu olan iktidardır.

Suç işleyenleri yönlendirenler, azmettirenler; ülkemizi yönetme yetkisini ellerinde bulunduranlardır.

 

Ergenekon’un hesabını kim verecek?

Evet, şimdi söyleyin bakalım!

Ergenekon’un hesabını kim verecek?

Yargılanırken hastalanıp ölen 18 canın vebali kime?

Bu ülkenin genel kurmay başkanını “terör örgütünün başı” ilan eden densiz kim?

Memleketimizin yetiştirdiği değerli komutanları zindanda süründürenler kim?

“Ergenekon dönemi” 9 yıl sürdü…

Türkiye’yi bu sürece mahkum edenler kim?

Devletimizin, milletimizin kimyasını bozanlar kim?

Ortada “suç” var…

“Mağdurlar” var…

Ama “suçlu” ve “sorumlular”, suçlu olarak başka bir tarafı işaret ediyorlar.

“Biz yapmadık, paralel devlet yapılanması yaptı…”

Yok böyle işin içinden sıvışmak!

 

“Rezalet Tiyatrosu”nun ikinci perdesi, “paralel yapı”…

Sevgili okurlarım, Ergenekon’da gerçekler ortaya çıktı, “Rezalet Tiyatrosu”nun birinci perdesi kapandı.

Ancak tiyatronun ikinci perdesini hâlâ izlemeye devam ediyoruz.

“Paralelci avı”, bütün hızıyla devam ediyor.

Tıpkı “Ergenekon süreci”nin ilk günlerindeki gibi…

 “Paralelci kazanları” kuruldu…

Altlarına sürekli odun atılıyor…

Yaramazlık yapanlar, iktidara biat etmeyenler, ülkemizin değerli işadamları, akademisyenleri, gazetecileri; nasıl geçmişte “Ergenekon kazanı”na atıldılarsa, şimdi de “Paralelci kazanı”na atılıyorlar.

Şu anda mevcut iktidarın işine gelmeyen kişi ve kurumların hepsi, paralelci!

Nasıl geçmişte “Ergenekon Terör Örgütü” diye bir örgüt uydurdularsa, şimdi de “FETÖ” isimli bir terör örgütü uydurdular, işine gelmeyenleri bu örgüte “yardım ve yataklık” etmekle suçluyorlar.

Bir an için…

Diyelim ki, böyle bir terör örgütü var.

Bu örgütün sorumlusu, bu örgütün suç ortağı, ülkeyi yönetme sorumluluğunu ellerinde tutanlardır.

Çünkü “iktidar yolu”nda birlikte yürüdüler.

Aynı yağmur altında ıslandılar…

Ben, “paralelci” suçlamasının da tıpkı “Ergenekoncu” suçlaması gibi yakında “fiyasko” ile sonuçlanmasını bekliyorum.

Bakalım o zaman Türkiye’nin önüne nasıl bir “suç örgütü”, nasıl bir “düşman” konacak?

Bakalım ülkemizi yönetenler, kendi beceriksizliklerinin ve foyalarının ortaya çıkmaması için, iç ve dış düşmanlar yaratmaktan ne zaman vazgeçecekler?

Ağızlarından bir dönem “Ergenekon” salyaları akıtanlar, şimdi milletin yüzüne nasıl bakacaklar, bunu da çok merak ediyorum.

Bu yazı toplam 1781 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim