• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Biri Ereğli mi dedi?

Bilgutay Bağdat

Günümüz koşulları öyle hal aldı ki! Hayatımız büyük kâbusa döndü. Bizim gibi küçük yerlerde yaşayanlar o kadar çok yoğun bir kâbus yaşamıyor o bir gerçek. Hatta kıskandırmak gibi olacak ama Karamürsel’in bir ucundan diğer ucuna bir şarkı dinleyemeden gidersiniz.

Ne zaman İzmit’e gitsem hayatım altüst oluyor. İstanbul’u saymıyorum bile. İstanbul’da yaşayanlara Allah derman versin. Hele son yıllarda trafik, Suriyeliler, inşaat şantiyeleri ile hayat tam bir kâbus ve insanlar kaçacak küçük kasabalar aramaya başladı.

İstanbul’dan hatta İzmit’ten bile kaçan insanlar var. Datça, Urla, Bodrum, Marmaris gibi sahil kasabalarına yerleşen çok sayıda genç var. Deney ortamlarını andıran floresan ışıklı hücre benzeri ofislerde ömür geçirmek, kalabalıkları çekmek zorunda olunca herkes kaçmanın peşinde oldu.

Bu durumda ben ne yaparım diye düşündüm ve elimde olmadan arabaya atlamış gezmeye başlamışım. Kendimi bir den Ulaşlı’da buldum. Ulaşlı bana göre yer değil dedim ve döndüm, Karamürsel’e.

Ulaşlı çıkışından kıvrıldım karşıma güneşin muhteşemliği çıktı. Gözlerim cayır cayır yandı bir an. Tam geçti aman Allah’ım karşımda muhteşem bir manzara hemen sağımda Taş dediğimiz “Kadir’in Yeri” karşıma çıktı. Zeytinlikler arasından dumanlar ortalığı kaplıyor. Hemen sağa çektim arabayı daldım içeri bir zeytin ağacının altındaki masaya oturdum. Muhteşem köftelerinden ve sucuklarından ısmarladım. Yanıma bir mangal geldi. Ortaya bir çoban salata ve küçük bir yoğurt. Ben hem köfteleri pişirmeye başladım hem de ufak ufak suyumdan yudumlamaya başladım. Karşımda müthiş manzara herkesin bir kez paraya kıyıp gitmesini tavsiye ederim. Arabayı bıraktım sahilden yavaşa yavaş Ereğli merkeze doğru yürümeye başladım. Hava tatlı bir sıcak, hemen solumda yazlık evler var biraz ilerde denize girebileceğiniz bir kumsal yanında betondan yapılmış ama tamir isteyen bir iskele. Yazın denize girmek burada müthiş olur.

Biraz ilerde bir burun sola doğru kıvrılıyor yavaş yavaş çarşıya doğru ilerliyorum. Herkes sahilde, kapısının önünde balıkçı köyünün acele acele konuşan tatlı insanları bir güzel muhabbetteler.

Aklım onlarda ilerlemeye devam ettim. Sahildeki o eski güzel evler bakımsızlaşmış iyice Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bir el atsa da restore etse sahipleri kiraya verseler ne güzel olur dedim içimden. Sağdan soldan Selam sesleri geliyor. “-Bağdat gelmezdin buralara nerden çıktın.” serzenişleri. Boynum önde caminin karşısındaki kahveye geldim bir çay içerim diye baktım kapalı. Çok güzel çay olurdu. İlerledim iskele müthiş güzel, karşısındaki balık restoranı kapanmış üzüldüm. Yanındaki çay bahçelerinden birine oturdum. Üstleri kapatılmış ama hala eski renk renk boyanmış lambalar asılı. Tahta sandalyeler gitmiş yerini plastik sandalyeler almış. Keşke yine eski tahta sandalyeleri koysalar. Misss gibi tavşankanı bir çay geldi. Bir daha bir daha bir daha içtim. Sohbetleri, şakalaşmalarını dinledim. Kendi kendime güldüm. Sonra korktum bana deli diyecekler diye. O ne! Güzel bir koku çay bahçelerini sarmış. Bir baktım çay bahçesi içinde bir kenarda tükrük köftesi tezgâhı, içim çekti. Öğretmenler, tanıdık bir sürü sima hatta uzaklardan bile sırf ekmek arası tükrük köftesi yemeğe gelenler. Eee! Haklılar ortam çok güzel.

Kalktım, meydana yürüdüm köşe başında duran fırından bir tane triliçe tatlısı aldım aman aman tadına doyulmuyor. Yerken etrafa bakındım, Ereğli çarşısı geçmişten bildiğim tarzda kasap dükkânı, manav ve bakkalları ile eski Karamürsel’i andırıyor. Hiç değişmemiş ve bir birine laf atan iç içe bir yer. Samimi içten ve sıcacık bir ortam var. Çarşının bir kenarına saklanmış gibi duran Mert Balıkçısını gördüm. Küçücük bir yer. İçerden ancak 4 masa var. Önceden rezervasyon yaptırmazsan yer yok. Karnım tok olmasa ve utanmasam girip her seferinde yeniledikleri yağ ile yaptıkları o taze ve güzel görünen balıklardan yiyeceğim. Karnım tok mecburen sonraya bıraktım. Saatte baktım vakit geçmiş. Diğer yarısını gezmeye zaman kalmamış.

İnsan günümüzde huzur arıyor, mutluluk arıyor, samimi içten senin söylediklerini anlayan insan gibi insanlar arıyor. Nasıl hayıflandım, nasıl üzüldüm geriye döneceğim diye.

Ellerimi cebime soktum, temiz havayı içime çeke çeke geldiğim noktaya geriye döndüm arabamı aldım, usul usul Karamürsel’e doğru yol aldım. Kendi kendime yaşanacak yer işte dedim. Ne yardan ne serden vazgeçmeden yaşanacak yer dedim.

Neden Ege, Akdeniz de yaşanacak yer arayayım ki yanı başımda ki sakin küçük balıkçı köyü neye yetmez? Gerçekten aklım Ereğli köyünde kaldı. Ve gezilecek yer daha bitmedi, ancak yarısını gezdim.

Bu kadar çok sorun arasında bunlarımı yazdın sakın demeyin. Böylesi de lazım. Hadi sizde bir hafta sonu gelin benim yaptığımı yapın bak ne kadar çok sevecek, huzurlu, mutlu ve enerjik geriye döneceksiniz.

Bu yazı toplam 2476 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Davut Kanberoğlu
25 Mart 2016 Cuma 12:10
12:10
Yüreğine sağlık hocam. Sanki bizde oradaymışız gibi yaşadık.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim