• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 12 °C

Bizim “vergi şampiyonu” dediklerimiz…

M.Tanzer Ünal

Dün ülkemizde “vergi şampiyonları” açıklandı.

Bu yıl şampiyonların açıklanması biraz gecikti.

Sebebi açıklanmadı, ama sanırım seçim nedeniyle…

Eski yıllarda “gelir vergisi şampiyonları” mayıs ayı başında, “kurumlar vergisi şampiyonları” ise haziran ayı başında açıklanırdı.

Bu yıl her ikisinin açıklanması da haziran sonuna kaldı.

Dün yazı işlerindeki arkadaşlara sordum, Kocaeli vergi şampiyonları önümüzdeki hafta başında açıklanacakmış.

Bugün vergi ile ilgili genel gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Bu “gelirler vergisi” ni ve “kurumlar vergisi” ni kimler ödüyor?

Devletin çarkı toplanan bu vergilerle mi dönüyor?

Bu vergilerin, toplam bütçe gelirleri içindeki payı ne?

Özellikle Anadolu’da, vergi toplamakla görevli dairelerin giderleri toplanan vergilerle karşılanabiliyor mu?

Bizde genellikle vergi denince, vergi ödeyen kişiler ve şirketler dikkat çeker.

Ve kişi ve şirketlerin ödediği rakamlar…

Genellikle az bulunur.

Vergi kaçırdığı dedikodusu yapılır.

Hani “zenginin parası, züğürtün çenesi” hesabı…

Bu nedenle de son yıllarda dikkat ettiyseniz, listede “Açıklanmasını istemedi” ibareleri arttı.

 

 

Vergi, ekonominin aynası…

Mükellef sayısı…

Vergi toplama sistemi…

Vergilerin toplam tutarı…

Bir ülkenin ekonomisinin aynasıdır.

Rakamlara baktığınızda, o ülkenin ekonomisi “üretime” mi, yoksa “rant”a mı dayalı, hemen görürsünüz.

Mayıs ayı başında (6 Mayıs 2015) “AKP döneminde rant gelirleri bakın ne kadar artmış” başlıklı bir yazı yazmıştım.

O yazı, ülkemizde insanların “üretim”den kopup “rant”a yöneldiğini çok net ortaya koyuyordu.

İsterseniz önce o yazıyı bir hatırlayalım.

“Rakamların dili çok önemlidir.

Rakamlar, hayal kurmaz.

Rakamlar, doğruyu söyler.

Rakamlar, gerçekleri işaret eder.

Bugün sizlere kısa adı GİB olan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın son yayınladığı verilerden söz edeceğim.

AKP her fırsatta “Rantiye dönemini bitirdik” diye övünür ya, bakın bakalım “rantiye dönemi” bitmiş mi, yoksa şahlanmış mı?

***

İnsanlar ve şirketler, gelirleri karşılığında “vergi” öderler.

Nedir bu vergiler?

*Gayrimenkul Sermaye İradı, yani Kira Geliri Vergisi…

*Gelir Vergisi…

*Kurumlar Vergisi…

*Katma Değer Vergisi…

AKP’nin iktidar olduğu Kasım 2002’de Gelir Vergisi mükellefi sayısı 1 milyon 724 bin 59 imiş.

Aradan 13 yıl geçmiş, mart 2015’e geldiğimizde Gelir Vergisi mükellefi sayısı 1 milyon 798 bin 61 olmuş.

Gelir Vergisi mükellefi sayısında 13 yıldaki artış sadece yüzde 3. 7!

Kurumlar Vergisi’nde ise durum şöyle:

2002’de Kurumlar Vergisi mükellef sayısı 584 bin 674, 2015’teki mükellef sayısı 677 bin 808.

13 yılda Kurumlar Vergisi mükellefi yüzde 16 oranında artmış.

Katma Değer Vergisi mükellef sayısına gelince…

KDV mükellef sayısında yüzde 17. 3 gerileme var.

2002’de 2 milyon 892 bin 230 imiş, 2015’te bu sayı 2 milyon 390 bin 532’ye inmiş.

 Kira geliri mükellefinde durum ne?

Şimdi vereceğim rakamlara dikkat edin!

Bu rakamlar, AKP döneminde “rantiye”nin nasıl arttığını gözler önüne seriyor.

Kira geliri elde edip bunu beyan eden mükellef sayısı 2002 yılı Kasım ayında 435 bin 208 imiş.

Kira geliri mükellef sayısı bugün kaç dersiniz?

1 milyon 691 bin 754…

Artış oranı, yüzde 289!

Bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz…

Türkiye’de artık üretim yaparak, ticaret yaparak gelir sağlama ve geçinme devri bitti.

İnsanlar, yatırımdan uzaklaştırıldılar.

İnsanlar, üretimden koparıldılar.

İnsanlar, çalışarak hayatlarını kazanma hedefinde değil artık.

Yeni kazanç kapısı, gayrimenkul alıp kira geliri elde etmek, yan gelip yatmak!

AKP’nin Türkiye’yi getirdiği bu nokta, gelecek günlerin karanlık olduğunun göstergesi.

Türkiye, üretimden kopmuş durumda.

Türkiye, ticaretten kopmuş durumda.

Türkiye, “çalışarak yaşamak” mantalitesinden kopmuş durumda.

Türkiye, bu üretim yapısıyla, bu kadar az mükellefle fazla yol alamaz.

Şu anda piyasada görünen canlılık “tüketim” canlılığıdır.

Yurt dışından borç alıyoruz, içeride dağıtıyoruz, millet de o paraları kendileri kazanmış gibi gönlünce harcıyor.

“Borç yiyen, kesesinden yer” diye bir deyim vardır.

Ülke olarak olmayan parayı, kazanmadığımız parayı yiyoruz.

Hak etmediğimiz hayatı yaşıyoruz…”

Rakamları gördünüz…

Türkiye’de artık “rant ekonomisi” hüküm sürüyor.

   

 

Verginin çoğunu halk ödüyor

Şimdi size bazı rakamlar vereceğim…

Bu rakamları okuyunca, asıl “vergi şampiyonları” nın isimleri açıklanan kişi ve kurumlar değil, sokaktaki normal vatandaş olduğunu göreceksiniz.

2014 yılında ülkemizin vergi geliri toplamı 352 milyar Lira oldu.

Bunun içindeki “gelir vergisi” tutarı 73. 8 milyar Lira.

Gelir vergisinin, toplam vergi gelirindeki payı yüzde 21.

Ancak bu tutar, hani “vergi rekortmeni” dediğimiz kişilerin ödedikleri tutar değil.

Onların ödedikleri tutar, 73. 8 milyar liranın yüzde 10’u civarında.

Yani 7. 5 milyar lira kadar!

Anlayacağınız…

Toplam vergi geliri olan 352 milyar liranın sadece 7. 5 milyar lirasını “vergi şampiyonları” ödüyor.

Tamam da, gelir vergisinin toplam tutarı olan 73. 8 milyar liranın geri kalanını kimler ödüyor?

Memur ödüyor…

İşçi ödüyor…

Maaş ve ücretlerden kaynakta yapılan “vergi kesintileri” var ya, bunlar da “gelir vergisi” ne gidiyor.

Bunun dışında…

Mevduat faizi ve diğer faiz gelirlerinden kaynakta yapılan kesintiler…

İşyeri ve konut kira gelirleri…

Serbest meslek vergisi…

***

Kurumlar vergisinde durum ne?

Memlekette bu kadar şirket var, bu şirketler ne kadar vergi ödüyor?

2014 yılı için beyan edilen kurumlar vergisi toplamı 31 milyar lira.

Toplam vergi gelirleri (352 milyar Lira) içindeki payı sadece yüzde 9.

Demek ki, toplam vergilerin içinde gelir vergisinin payı yüzde 21, kurumlar vergisinin payı ise yüzde 9.

Toplayın, yüzde 30 eder.

Peki, verginin kalan yüzde 70’i nereden geliyor?

KDV’den ve ÖTV’den…

Bu vergiyi kim ödüyor?

Sen, ben, zengin fakir ayırımı olmadan hepimiz!

Yaptığımız her alışverişte ödediğimiz vergiler…

Bunlara, “dolaylı vergiler” deniyor.

Yıllardır hep yüzde 70’ler civarında…

Sağlıksız bir yapı!

Bu neyi gösteriyor, biliyor musunuz?

BİR: Ülkemizdeki “iş dünyası” nın kısırlığını…

İKİ: Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınamadığını…

ÜÇ: Vergi toplama yönetimin sakatlığını…

***

Ben, iktisatçı değilim.

Ben, vergi uzmanı da değilim.

Bir gazeteci olarak sadece gözlemlerimi aktardım.

Bu yazı toplam 1207 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ahmet
27 Haziran 2015 Cumartesi 01:39
01:39
tanzer abi güzel soyledin bize yansıyan bişey yok devlet zengin olurken biz yine iş arıyor olacağız
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim