• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

Boğularak, iş veya trafik kazasında ölmek, “kader” mi?

M.Tanzer Ünal

Yoğun ve stresli “yaşam kavgası” içinde bilmem dikkat ediyor musunuz?

İnsanın eceliyle ölmesi, neredeyse “olağanüstü bir olay” haline geldi.

*Trafik kazasında ölmek…

*İş kazasında ölmek…

*Denizde, gölde ve nehirde boğularak ölmek…

*Cinayet sonucu ölmek…

*Savaşta ölmek…

*Kansere yakalanarak ölmek…

Günümüz Türkiye’sinin artık “olağan” olayları!

Hiç garipsenmeyen, hiç sorgulanmayan, “kader” olarak yorumlanan ölüm nedenleri…

Madende 301 işçi hayatını kaybetti, kader…

Asansör düştü, 10 işçi öldü, kader…

Denizde 5 genç boğuldu, kader…

İki otobüs kafa kafaya çarpıştı, 25 kişi öldü, kader…

Suriye ve Irak’taki savaşlarda her gün binlerce kişi ölüyor, kader…

Kanserden her yıl on binlerce kişi hayatını kaybediyor, kader…

 

Ne dersiniz, gerçekten kader mi?

Evet, ne düşünüyorsunuz?

İnsanın…

*Boğularak ölmesi…

*İş kazasında hayatını kaybetmesi…

*Trafik kazasında öbür dünyayı boylaması…

*Savaşta son nefesini vermesi…

*Cinayete kurban gitmesi…

Kader mi?

Bunlar, “önlenemeyecek” ölümler mi?

Bir şeyler yapılamaz mı?

Medeniyet ilerlediğine göre…

Teknoloji geliştiğine göre…

İnsanlar eskiye göre daha akıllandığına göre…

Neden “boğulma”, “iş kazası”, “trafik kazası”, “savaş”, “cinayet” ve “kanser”den ölümlerin sayısı her geçen gün artıyor?

Yüce yaratan…

Evrenin ulu mimarı…

“Kader”in kapsadığı alanı mı genişletti acaba?

 Kader, en nihayet tüm dinlerde bulunan bir inanç!

“İnsanın başına geleceklerin büyük bir kısmının kendi elinde olmayacağı” inancı…

“Olayların önceden değiştirilemeyecek biçimde düzenlendiğine” inanılan ezeli takdir.

Yazgı…

Alınyazısı…

Mukadderat…

Acaba “kader”; insanların tembelliği, tedbirsizliği, ihmali ve eğitimsizliği sonucu ortaya çıkan felaketler karşısında yarattığı bir “sığınma kavramı” mı?

“Kader” deyip “suçluluk” duygusundan kurtulma yöntemi mi?

 

Bu ölümlerin neresi kader?

Yaz sona ermek üzere…

Yakında istatistiki rakamlar açıklanır, denizlerde şu kadar, göllerde, göletlerde ve ırmaklarda bu kadar insan öldü diye…

Neden ölüyor bu insanlar?

Serinlemek için denize giriyorlar, boğulup ölüyorlar…

Yüzme biliyorlar mı?

Bilmiyorlar…

Yüzme bilmediği halde denize giriyorlar, boğulup ölünce de bunun adı “kader” oluyor!

İnsanlarımıza yüzme öğretiyor muyuz?

Hayır…

Yüzme bilmeden denize girilmemesi gerektiği bilincini veriyor muyuz?

Hayır…

Ya ne yapıyoruz?

Boğulma olaylarına müdahale etmesi için sahillerde “kurtarma ekipleri” görevlendiriyoruz.

Kurtardıklarını kurtarıyorlar, diğerleri ölüyor.

Siz hiç sahillerde, yüzme bilmeyenlere “yüzme öğreten” belediye ekipleri gördünüz mü?

“Kurtarmak” için oradalar, “yüzme öğretmek” için değil!

Türkiye’yi yönetenler bu kafada olduğu sürece, denizlerde daha nice canlar son nefesini verir!

Türkiye, bir yarımada…

Göl ve nehir yönünden de çok şanslıyız…

Ama yüzme bilen insan sayımız çok az.

Denize gittiğinizde dikkat edin, “boyunu geçen” kaç kişi var?

***

Aynı şekilde…

İş kazası da mı kader?

Trafik kazası da mı?

Savaşta ölmeyi, nasıl kader olarak değerlendirebiliriz?

“Dünyanın eşekleri” tepişecekler, altta kalıp ölen” zavallı insanlar” olacak!

Ne oldu?

Kaderi kötüymüş, savaşta öldü…

***

Şunu söylemek istiyorum:

Türkiye’de “kaderci toplum” havası gittikçe yaygınlaşıyor.

Yaşadıklarımız; yani denizde boğulmak, savaşta, iş kazası veya trafik kazasında ölmek, bizim kaderimiz değildir.

Bunlar, bizi yönetenlerin bize uygun gördüğü “ölüm şekli”dir.

Kendilerinin veya yakınlarının ölüm nedeni, hiçbir zaman “denizde boğulmak”, “iş kazası” veya “savaşta ölmek” olmamıştır.

Onlar “ecelleriyle”, millet “pisi pisine” ölüyor.

İşin özeti bu!

Bu yazı toplam 3540 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ahmet
25 Eylül 2014 Perşembe 21:54
21:54
Tuysuzlerden haber yokmu
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim