• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

“Bol bol yoğurt yiyorum” diyenler bu yazıyı mutlaka okuyun!

M.Tanzer Ünal

O yazı internetime düşünce, sinir oldum.
Yazıyı atan değerli dostum Raif Kandemir’e saydım döktüm.
Biliyorum, beni “sevdiğim” den soğutmak için bunu yapmıştı.
“Yoğurt”tan…
Sizi bilmem, ama benim “yoğurtsuz” geçen günüm yok gibidir.
Her öğünde, her fırsatta yoğurt yerim.
Buna kahvaltı da dahil.
“Kahvaltıda da yoğurt yenir miymiş?” demeyin.
“Süzme yoğurt”u deneyin!
Tıpkı “süzme peynir” gibi, “eritme peynir” gibi, kızarmış ekmeğinize sürüp, yiyin!
Çocukluğumuzdan kalma bir alışkanlık bu.
Bizim oralarda (Isparta) “kese yoğurdu” denirdi adına.
Çoğu aile yoğurdu kendisi yapar, sonra keseye döküp süzdürürdü.
Pazar yerinde de “kese yoğurdu” olarak satılırdı.
Kim bilir, belki kolay saklandığından, yoğurt “süzme” olarak kullanılırdı.
Yumurta gibi, evin temel gıdasıydı.
Çorbaya, sarmaya, dolmaya, boraniye…
Kahvaltıda veya karnın acıkınca ekmeğin üzerine…
******
Uzadı değil mi?
Gelelim internetten gelen o yazıya.
Yazı, Hacettepe Tıp Fakültesi Biyokimya Bölümü’ den Yard. Doç. Dr. Gülden Semavi’ye ait…
Raif, benim çok yoğurt yediğimi bildiği için, “Oku bu yazıyı da, bundan sonra da gönül huzuruyla yoğurt yiyebilirsen ye!” demeye getiriyor.
Yazı uzun, bazı bölümlerini sizlerle paylaşıyorum.
“Bir tek peynir, yoğurt ve sütlü gıdalar kalmıştı güvenip keyifle yiyebildiğimiz. Öyle bir duruma geldik ki, yediğimiz her şeyin bir sakıncası ortaya çıkıyor. Eskiden halis sütten yapılan yoğurt iki günde ekşime yapardı. Şimdi bir ay dayanıyor. Meğer sebebi varmış. İçine solitin adlı kimyasal madde koyuyorlarmış.
Bu kadarına da pes artık! Gıda firmaları birkaç kuruş için hayatlarımızı hiçe sayıyor, bu konuda halkımızı bilinçlendiren bilim adamlarımızı tehdit edecek kadar işi ileri götürüyorlar.
Solitin, aslında gıdalarda hiç bulunmaması gereken tamamen kimyasal bir ajan. Melaminimsi bir plastik. Süte, yoğurda, ayrana, sütün girdiği her besine katılıyor. Çünkü bu molekül, su ile inanılmaz şekilde bağlanarak kıvam artırıyor, bu hem imalat prosesleri açısından zaman kazandırıyor, hem gıda doğallığını kaybettiğinden son kullanma tarihini uzatıyor ve firmaların stoklu çalışmasını sağlıyor, hem maliyeti inanılmaz düşürerek firmaların rekabet gücünü artırıyor.
Çocuklarımıza beş kuruşa, yirmi kuruşa, elli kuruşa goflet, çikolata ve süt ürünleri alabilmemiz, evlerimize çeşit çeşit peynir, yoğurt, hazır süt tatlısı girebilmesi, hep bu yüzden.
Solitin, bir tricalcid bileşiği yani doğada en bol ve bedava bulabileceğiniz türden tebeşir gibi, alçı gibi bir şey. Bu bileşik böbreklerden atılırken renal tubuluslardaki glomerüllerde birikiyor ve filtrasyonu, yani böbreklerin kanı süzmesini engelliyor. Ve sonuç, böbrek yetmezliğine kadar varan böbrek rahatsızlığı ortaya çıkıyor.”
********
Yazıda belirtilenler korkunç değil mi?
Peki, bir üründe solitin olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Gülden Semavi, bununla ilgili ipuçları da veriyor:
“Üretici firmalar, solitini hiçbir şekilde ürün etiketlerinde bildirmiyorlar. Ancak sizler basit deneylerle aldığınız üründe solitin olup olmadığını anlayabilirsiniz. Eğer şüpheniz varsa, bulunduğunuz yerleşim yerinin sağlık makamına şikâyet edin!
Aldığınız sıvı ürünler (süt, ayran, çikolatalı süt) için şu yolu izleyebilirsiniz.
Bir metali (çatal, kaşık) el yakacak düzeyde ısıtın ve test etmek istediğiniz sıvıya batırarak çalkalama hareketi yapın. Metali çıkardığınızda birbirinden ayrılmış öbekler halinde beyaz topaklar görürseniz, o üründe solitin var demektir.
Peynir türü ürünlerde ise üründen bir parça alarak sirkeli suya koyun. Eğer sirkeli suyun üzerinde kalan beyazımsı bir tabaka görürseniz, o üründe solitin var demektir.
Çikolata ve goflet türü ürünlerde ise ürünü elinizle basitçe kırın. Eğer kırığın her iki tarafında süt beyazı noktalar varsa, o üründe de solitin vardır.”
Gülden Semavi, yazısını şöyle noktalıyor:
“Sağlığımız için, geleceğimiz için, çocuklarımız ve sevdiklerimiz için bu bilgileri çevremize yayalım ve toplumsal olarak tepkimizi ortaya koyalım!”
**********
Yazı böyle!
Duyarlı bir köşe yazarı olarak ben görevimi yerine getirdim.
İyi de, ne olacak benim “yoğurt” şimdi?
Ah Raif, ah!

Bu yazı toplam 1861 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim