• BIST 106.711
  • Altın 143,664
  • Dolar 3,5552
  • Euro 4,1454
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 25 °C

Borç batağındayız ama!

Fikret Gökmen

Şöyle bir çevrenizi sorgulayın, borcu olmayan kaç kişiye rastlarsınız. Toplumda borcu olmayanlara ilişkin bir istatistik görmedim ama sanırım toplumun yüzde 90’ ı borç içindedir. Bu yüzde 90’ın da önemli bir bölümü resmen borç sarmalı ile boğuşmaktadır. Borçlanılabilir, ancak bu borcun karşılığında bir yatırımınız vardır ve karşılığını alırsınız. Ancak toplumun büyük bir kesimi tamamen tüketime dayalı borçlandığından, borcun bir karşılığı da olmamaktadır. Kredi kartları ile ilgili acı sonuçları her gün basından izliyoruz. Üstelik borçlanıp da tükettiklerimizin çoğu da gereksiz, olmasa da olur türünden tüketim malları, kapılmışız büyük üreticilerin tüketime yönelik reklam bombardımanlarına gidiyoruz. Üstelik bu reklam bombardımanı genç nesilleri çok fazla etkilediğinden aldıklarınla da tatmin olmayıp hemen bir başkasını almanın peşinde gidiyorlar. Markalara mahkum bir gençlik var karşımızda, olması gereken bu mu? Bakınız sorumlu tüketiciyi çağrıştıran ve duygulanarak okuduğum bir yazıyı sizlerle paylamak istiyorum. Aslında bu yazının verdiği mesajı biraz anlayabilsek. Toplumsal olarak yaşantımız daha düzenli ve sorunsuz olacak diye düşünüyorum.

İşte mesaj
Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu. Çocukluk işte;
“Aman babaanne” dedim “Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi?”
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu “Sen oturduğun yerden ahkam kesiyorsun” dedi.
“Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?”
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.
On dokuz yıl evveldi. Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm. “Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun” diyordu. Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde “İsveç çeliğinden yapılmıştır” diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.
Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir. Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler. Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı Meclis’i toplar, kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
“Şu andan itibaren” der, “Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim”. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbi, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak
* Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere akıtmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?
* Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nal kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
Bir komutan bir orduyu,
Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.

Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.


Bu yazı toplam 857 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim