• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 4 °C

Borçla yaşadığımız “lale devri” sona ererken…

M.Tanzer Ünal

İster katılın, ister katılmayın…
İsterseniz, “Tanzer Ünal, AKP’yi kötülemek için kasıtlı yazıyor” deyin.
Serbest…
Nasıl olsa adımız “AKP düşmanı”na çıkmış.
Doğruları yazınca, “düşman gazeteci”…
Yalakalık edince, “muteber gazeteci”…
Ben doğruları yazmaya devam edeceğim…
Varsın, doğrulardan korkanlar, bana “AKP düşmanı” demeye devam etsin.
Yalakalar AKP’ye hayırlı olsun!
***
Bakın, yıl bitiyor.
Aralık, genelde hesap verme, hesap sorma, değerlendirme ayıdır.
Sona ermekte olan yıl değerlendirilir…
Yeni yılın planlamaları yapılır…
Beklentiler ortaya konur…
Durumumuz ne?
2011’i nasıl kapatıyoruz?
2012’de bizi neler bekliyor?
Birey olarak, aile olarak, şirket olarak, toplum olarak ne gibi önlemler almalıyız?
Önce bir durum tespiti yapalım!
Dışarıdan bakınca, ekonomimizin “cilası” iyi görünüyor.
Büyüme var…
Bankalarımızın durumu iyi…
Sıcak para geliyor…
Sağlam “kefil” de var.
Başbakan, “Kriz, Türkiye’yi teğet dahi geçmeyecek” diyor…
Rahat borç alabiliyoruz…
Aldığımız borçla otomobil ithal ediyoruz…
Et, süt, yumurta, buğday, nohut, fasulye, meyve, sebze, kurbanlık hayvan, balık dış alımı yapıyoruz…
Döviz verip futbolcu, basketbolcu, voleybolcu ve atlet de getirtiyoruz…
Daha ne olsun?
Keyifler yerinde…
Çalışmadan, üretmeden paşalar gibi yaşıyoruz.
***
Peki, gerçek durumumuz ne?
Yaşadığımız hayat, hak ettiğimiz bir hayat mı?
Borç stokumuz, dış ticaret açığımız, cari açığımız normal mi?
ABD ve Avrupa’daki ekonomik kriz, bizi etkileyecek mi, etkilemeyecek mi?
Şimdi, içinde bulunduğumuz durumun şöyle bir fotoğrafını çekelim.
Sorunları şöyle alt alta yazalım.
Sizleri rakamlara boğmayacağım.
Basit ifadelerle anlatmaya çalışacağım.
1) Hepimiz biliriz. Bir kişi veya bir aile, gelirinden ne kadar tasarruf ediyorsa, kötü günlere karşı o kadar hazırlıklı demektir. Tasarruf etmeyenler veya geliri tasarruf etmeye yetmeyenler, fakir kalırlar.
Bu anlattığım, ülkeler için de aynen geçerlidir. Ülkemiz ekonomisi, artık tasarruf yaratamayan ekonomi haline geldi. Tasarruf oranı çok düştü. Ne demek tasarruf oranı? Toplam tasarrufların, milli gelire oranı demektir. Toplam tasarruf 2000 yılında yüzde 18.20 iken, bu oran 2011 yılında yüzde 13.50’ye indi.
2) Tasarruf oranı düşünce ne oldu? Yatırım yapmak için gerekli kaynakları yurt dışından sağlamak zorunda kaldık. Borç aldık. 2000 yılında toplam borç stokumuz 130 milyar dolardı, bugün bu rakam 310 milyar dolara yükseldi. Bu borç stoku için her yıl 20 milyar dolar civarında faiz ödüyoruz.
3) Bu şartlar, ister istemez cari açığı ortaya çıkardı. Cari açığımızı finanse etmek için varlıklarımızı, bankalarımızı, kârlı işletmelerimizi satmak zorunda kaldık.
Sonunda bankalarımızın yüzde 70’ini, imalat sanayinin yüzde 60’ını yabancı sermaye kontrol eder hale geldi.
Bu satılan varlıklar nedeniyle her yıl yurt dışına 6 milyar dolar kar gidiyor.
4) Türkiye’nin bu yılki cari açığı, yıl sonu itibariyle 90 milyar dolar olması bekleniyor. AKP iktidarında, Türkiye’nin bugüne kadar verdiği cari açık, 280 milyar dolar.
5) Devletimizin durumu böyle olunca, halkımızın durumunun farklı olması beklenemez. Bu yılın haziran ayı sonu itibariyle bankaların kredi müşterisi sayısı 43 milyon 518 bine yükseldi. Geçen yıl bu sayı 41 milyondu. Son duruma göre,nüfusun yüzde 56.3’ü borçlu. Bu borçlar kısa vadeli değil. Halkımız, önündeki 4-5 yılını bugünden yedi.
1 milyon 429 bin 578 kişi kredi kartı borcunu, 770 bin kişi ise tüketici kredisi borcunu ödeyemediği için takipte.
6) Bir de başımızda “sıcak para” belası var. Yani ülkemize, yatırım için değil de faiz ve borsadan gelir elde etmek için gelen para… 130-140 milyar dolar arasında oynuyor… Türkiye zaten cari açığını sıcak paradan finanse etmeye gayret ediyor.
7) Özetle… Türkiye, üretmeden tüketiyor. Bunun en önemli kanıtı da cari işlemler açığı. İşte Türkiye’nin sorunu burada düğümleniyor. Dünya kriz yaşarken, dünyada likidite sıkışıklığı varken, Türkiye bu açığını nasıl finanse edecek?
2012, Türkiye için çok zor geçecek. Çoğu kişi bunu dile getirmiyor, ama gerçek bu. Avrupa’nın durumuna bakın! Avrupa o kadar borçlu ki, bilançolarını düzeltmek, sermayelerini güçlendirmek için tek Euro’ya dahi ihtiyaçları var. Sadece bankaların 110 milyar Euro sermaye artırması gerekiyor. Özetle, Avrupa gelecek yıl kendi evini derleyip toplayacak. Kimsenin sorunuyla ilgilenecek durumu yok.
İyi de biz ne yapacağız? Borçlarımızı nasıl döndüreceğiz. Kredilerimiz var, sendikasyonlarımız var…
Bunlar ne olacak?
Askerliği, sattık…
2-B orman arazisini paraya çevireceğiz…
Otoyolları, akarsuları ve gölleri satmak da program dahilinde…
Sonra? Sonra?
Bu sistemle, bu kafayla bize sürekli para lazım.
Bu kaynağı nasıl yaratacağız?
Her yıl elimizdeki bir değeri satarak mı?
Satmanın da sonuna geldik, geliyoruz…
Sonra ne yapacağız?
***
Avrupa, Amerika kendi derdinde.
Sadece Türkiye değil, İtalya ve İspanya gibi ülkeler de artık paraya iyi faiz veriyor.
Öyle zaman gelecek ki, Türkiye şimdiki kadar sıcak para da bulamayacak.
Faizleri çok yükseltmek zorunda kalacak.
Ama nereye kadar?
Türkiye, “göstere göstere” bir sona doğru gidiyor.
Ülke olarak, bizden istenen hiçbir şeye “hayır” diyemeyecek durumdayız.
Bunu böyle bilelim.
Borçla yaşadığımız “lale devri” bitiyor.
Herkes, hepimiz işin ciddiyetini anlayalım artık.
Ağzımızı açıp, mucize beklemeyi bırakalım.
Bir şey daha söyleyeyim.
Bugünlerde “sorumluluktan kaçma numaraları”na hazırlıklı olun!
Her an her şey olabilir.

Bu yazı toplam 1494 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim