• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 17 °C

Boş konuşma zamanı değil

Bilgutay Bağdat

En eski çağlardan bugüne kadar insanoğlu yaşadığı çevreyi fizyolojik, biyolojik ve hatta manevi özelliklere sahip varlıklar, canlı alanlar olarak algılamışlardır. Hatta onları nitelerken; güzel, çirkin, yaşlı, genç, büyük, küçük, ölü toprağı serpilmiş yer, canlı / yaşayan, itici, doğal, yüzeysel, kötü iyi ve hatta Karamürsel’imize yakıştırdıkları gibi “fil mezarlığı “ vb sözcükler kullanmışlardır.

Bakıyorum bazı şehirler coğrafi ve doğal koşullar kadar şehirlerine sahip çıkan, onu yüceltmek ve yakın uzak çevrenin imrenerek bakacağı bir yer haline getirmek için orada yaşayan insanların harcadıkları olağanüstü çabalar ile uzun ve sağlıklı yaşama sahipler. O şehirlerin, kasabaların sakinleri yaşadıkları yere büyük bir saygınlık kazandırmanın peşinde ve yaşadıkları çevrenin ülkenin gözünde kendilerini itibarlı ve saygın insanlar hâline getirmek demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Örneğin Eskişehir’in Odunpazarı, Ankara’nın Beypazarı, Bursa’nın Mudanya – Tirilye vb., Kastamonu’nun Safranbolu’su, İzmir’in Urla – Şirince vb., Balıkesir’in Küçükkuyu’su – Altınoluk’u vb.,  Edirne’nin Enez’i gibi saymakla bitmeyecek birçok yer. İnsanların çabaları ile oluşmuş tarihi veya sayfiye yerleri. Sayısız yer büyük ölçüde geçmişten bugüne bu bilince sahip sakinleri sayesinde ülkemizin diğer bölgelerinde yaşayan insanları kendilerine çekmekte, bu konuda başarılı olmayı sürdürdükçe sakinleri onlara daha bir ihtimam göstermekte ve kentle sakinleri arasındaki bu karşılıklı alma ve çoğuyla iade etme oyunu hiç durmadan sürüp gitmektedir. 

Şöyle bakıyorum biz sevgili Karamürselliler kentimize sahip çıkmakta çok ağır çok yavaş davranıyoruz. Sürekli laf üretiyoruz. Geçmişi anıyoruz. Hele biz ve bizden büyükler “-Ahh! Ah! Eski Karamürsel ah!” deyiveriyor. Ama bir şey yapmak için hiç bir caba yok. Bazıları da uzaktan izliyor, elini taşın altına sokmuyor. Bu dünyada artık rahat yaşama ermenin getirdiği esneklik ile sadece konuşuyor. Tarih bilgisi güzel ama sormak istiyorum Dostlar “ Bugüne kadar ne yaptınız? “ korumak için ne mücadele verdiniz? Bence siz yerinde yaşayan, yerinde sancıları çekenlere destek verin. Geçmişe sahip çıkmak için, gövdenizi ortaya koyun. Başkaları tarihine sahip çıkmış. Eeeh!  Bana ne tarihi ortaya koyuyor ya diyenler olduğunu görüyorum. Onların olsun. Tabii ki olsun ama onun yanında da bizim olması içinde kamuoyu oluşturmak fena mı olur?

Şöyle rahmetli babam Tarık Bağdat ve arkadaşlarının yaptıklarına bir baktım. Karamürsel’in ticari hayatını oluşturmak için zamanında Turizm Derneği kurmuşlar, Ziraat Odası kurmuşlar, Esnaf Derneği daha sonra Esnaf Odası, Esnaf ve Kefalet Kooperatifini kurmuşlar. Köylerde dolaşıyorum bana yaklaşan yaşlı amca “- Ben bugün Bağkur emeklisiyim baban sayesinde” diyor. Bak toplumun yarasına merhem olmuşlar. Geldikleri koltukları kendileri için kullanmamışlar. Kendileri için harcamış olsaydı, babam zamanında iflas etmezdi. Bugün ki gibi geçim kapısı olarak kullanmamış. Kızan olsa da seven olsa da bir gerçeği herkes söylüyor. “ Bu topluma yararlı adımlar atmışlar”. Bu gerçek yadsınamaz.

Bu gerçek içinde hala Karamürsel için yapılması gereken çok ama çok şey var. Ve Karamürsel’de yaşamış, Karamürsel’de doğmuş, ekmeğinden, okulundan yararlanmış herkes Karamürsellidir. Karamürsel’e muhakkak bir şeyler yapmak için borçludur.

Dışarda olan tüm gençlere, tüm deneyimli belli mevkilerde bulunan herkese istisnasız herkese diyorum ki gelin Karamürsel’e sahip çıkın. Karamürsel’in kalkınması için çaba harcayın.

Karamürsel’in suyundan, havasından yararlanmış, sevgili bürokratlar gelin Karamürsel’deki kurumlara gelin. Burada kalmayacak olan Karamürsel’i anlayamaz, gelir ve geçer gider. Doğal olarak kalıcı hiçbir eser bırakmaz.

Gelin sahip çıkın Karamürsel’e. Ama ne olur uzaktan kimse ahkâm kesmesin. Sahip çıkarken yarım ağız değil tam ağız sahip çıkın. Ne olursa olsun toz kondurmayın, ne görüşte olursa olsun Karamürsel’e hizmet edecek herkese sahip çıkın. Karamürsel; tarih koridoru olması yönüyle, kültür ve sanat merkezi, 18 Doğa yürüyüş alanıyla, Merdigöz (Avcı köyü)’nün hala ayakta kalan yapı ve dokusuyla; eğlence, dinlenme, doğa alanını kapsayacak Eko Köy projesiyle, Boşnak böreğiyle, Yalakdere - Tepeköy fasulyesiyle ve hatta Akçat’ın höşmerimi ile bir şans.

Gelin kardeşlerim, gelin sevgili ağabeylerim, ablalarım bu konularda yapabileceklerimiz için ister uzmanlığınızla, ister tanıdığınız ile bize yol göster, yol aç. Ama uzaktan konuşma, ahkâm kesme.

Sadece Karamürsel Belediyesi’nden medet umarak hiçbir yere varılamaz. Bu halk her geçen gün dükkân kapatıyor. Tarlaları, bağları, bahçeleri mahalleler işleyemez halde, para yok pul yok. Bunu fırsat bilen bir grup emlak simsarı başkalarına yok pahasına satıyor.

Karamürsel’in kıyısında köşesinde bir avuç mutluluk var, gelin hep beraber bulalım güzellikler konuşalım. Ne olur bu hafta biraz düşünün olur mu? 

Bu yazı toplam 1275 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim