• BIST 108.392
  • Altın 142,851
  • Dolar 3,5345
  • Euro 4,1192
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 28 °C

Bu devlet, hiçbir dönemde bu kadar aşağılanmamıştı!

M.Tanzer Ünal

Dikkat ediyor musunuz?
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da karakol yaparken PKK’dan izin alacak hale geldi.
Daha doğrusu getirildi…
PKK, yeni karakol yapılmasını istemiyor.
Karakol inşaatlarına saldırıyor, yakıp yıkıyor.
PKK sözcüleri, “Hani yeni karakol yapmayacaktınız” diye çıkıştıklarında, AKP iktidarının valileri ve bakanları iki büklüm oluyor, kem küm ediyor, “Vallahi biz yeni karakol yapmıyoruz da, eskileri tamir ediyorduk da, zaten eski karakollardan şu kadarını kapattık da…” diye teröristleri ikna etmeye çalışıyorlar.
Devletimizi yönetenleri o halde gördükçe, adeta birileri boğazımı sıkıyor gibi oluyorum.
Devletine ve milletine bağlı bir kişi olarak, kendimin de aşağılandığını hissediyorum.
Şu hale bakın!
Devlet, bir yerleşim yerine karakol yapıyor, terör örgütünün temsilcileri, “Yapamazsın!” diyor, yapılan karakolu yakıyor, yıkıyor…
Bu, ne demek?
Bu…
*Türkiye Cumhuriyeti Devleti, egemenliğini artık özgür iradesine göre kullanamıyor, demek…
* Egemenliği PKK ile paylaşıyor, demek.
İşte, AKP’nin barış dediği bu!
Egemenliği paylaşmanın, milleti ayrıştırmanın, vatanı bölmenin adı “barış” oldu.
İmralı canisi Apo’nun ağzıyla “demokratikleşme” oldu…
********
Üçüncü konferanstan da bahsetmeliyim.
İktidarın “barış süreci” ortağı PKK, hafta sonunda Brüksel’de üçüncü konferansını yaptı.
Apo’nun talimatıyla düzenlenen konferanslardan birincisi Ankara’da, ikincisi Diyarbakır’da (PKK’lılar Amed diyor)yapılmıştı.
Üçüncü konferansın adı, “Avrupa Barış ve Demokrasi Konferansı”…
İki gün devam eden konferansa, kendi ifadeleriyle “Türkiye ve Kürdistan’dan gelmiş Arap, Asuri-Süryani-Keldani, Çerkez, Ermeni, Kürt, Laz, Roman, Rum, Türk kimliklerden ve Alevi, Ezîdî, Sünni, Hıristiyan, Müslüman, Yahudi gibi inanç gruplarından” 300 delege katılmış.
Dikkat edin, PKK artık işi büyüttü.
Sadece kendisi için değil, tüm etnik ve inanç grupları için demokratikleşme(!) istiyor.
“Kendim için bir şey istiyorsam namerdim” havasında…
Etnik gruplar arasında, nezaket gösterip ev sahibi “Türkler”i de sayıyorlar.
Ne günlere kaldık!
Kürtçülerin, bu toprakları bölme gayretleri yeni değil.
Emperyalist güçler, Osmanlı Devleti’ni bölmek için de Kürtçüleri kullanmışlardı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra da Kürtçüler bu toprakları bölmek için hiç sahneden inmediler.
Cumhuriyetin ilk yıllarında imzalanan “Taşnak-Hoybun Anlaşması” hâlâ unutulmadı.
Taşnak Ermenilerin, Hoybun ise Kürtlerin örgütü idi.
İki örgüt bir araya gelmiş, Türkiye’den toprak koparmak için “işbirliği anlaşması” imzalamıştı.
Bu anlaşmanın tam metnini daha önceki bir yazımda yayınlamıştım.
Kürtler ve Ermeniler, hâlâ bu hayallerinin peşinde koşuyorlar.
Örgütler isim değiştirdi, Taşnak Asala, Hoybun ise PKK oldu…
İşin üzücü tarafı şu:
Cumhuriyetin ilk yıllarında, o zamanki imkânsızlıklar içinde dahi hainlerle başa çıkabiliyorduk, şimdi teslim oluyoruz…
Barış süreciymiş…
Neyin barışı Allah aşkına!
**********
Brüksel’deki konferanstan sonra da “şablon bildirge” yayınlandı.
Bildik istekler…
*Abdullah Öcalan serbest bırakılsın.
*Tüm siyasi tutuklulara özgürlük sağlansın.
*Anadilde eğitim hakkı verilsin.
Şimdi bir konferans daha kaldı.
O konferans da “Güney Kürdistan’daki Erbil’de” yapılacakmış.
Artık bazı coğrafi ifadeleri unutun!
Güneydoğu Anadolu, “Kuzey Kürdistan” oldu.
Kuzey Irak da artık “Güney Kürdistan”…
********
Tekrar ediyorum…
Bu devlet, hiçbir dönemde bu kadar aşağılanmamıştı.
Yazıklar olsun!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


Turistik(!) Maşukiye’ de bir tuvalet!
*********
İnsan, utanır…
İnsan, biraz sıkılır…
Geçen pazar günü Maşukiye pazarına alışverişe gittim.
Elimde sepet tezgâhları dolaşırken, bir okurum, “Tanzer Bey, Allah aşkına şu tuvaletin halini bir gör” dedi ve kolumdan tuttuğu gibi beni tuvalete götürdü.
Daha tuvalete yaklaşırken keskin bir koku…
İçine girmek, içeride üç beş saniye dahi kalmak mümkün değil.
Genzin yanıyor, gözlerinden yaş akıyor…
Girdiğimiz gibi dışarı çıktık.
Etrafımıza pazar esnafı toplandı.
Defalarca, belediyeye telefon etmişler…
Defalarca, pazar günleri sergileri dolaşıp esnaftan para toplayan zabıta görevlisine söylemişler…
Değişen bir şey yok!
Diyorlar ki, “Bize burada hayvan muamelesi yapılıyor. Gördünüz, hayvan bile bu tuvalete girip ihtiyacını gidermez. Burada biz varız, pazara alışverişe gelenler var. Maşukiye’ye dışarıdan gelenler var… Kartepe Belediyesi’nin hizmet anlayışı bu mu? Başkan Şükrü Karabalık gelsin de şu halimizi bir görsün!”
Gerçekten, turistik(!) Maşukiye’deki o tuvalet tam bir “rezalet” örneği…
Tam bir “utanmazlık” örneği…
Maşukiye’nin imajını yerle bir ediyor.
Ben yazdım, Maşukiye’deki pazar esnafının ve ziyaretçilerin sesi oldum.
Bakalım belediye, bu sese kulak verecek mi?

Bu yazı toplam 861 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim