• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 30 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 30 °C

Bu eğitim sistemiyle mi Türkiye çağı yakalayacak?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün okullar kapanıyor, öğrenciler uzun yaz tatiline başlıyor.

Bir yerde devleti yönetenler üç aylığına da olsa eğitim derdinden kurtuluyorlar.

Hele bazı liselerde tepki ve direnişlerin başladığı şu günlerde okulların tatile girmesi, iktidara “ilaç gibi” gelecek.

Böylece, liselerde başlayan kıvılcımın aleve dönüşmesi, belki engellenebilecek.

Üç ay uzun bir süre.

                                              

 

Liselere kim çomak soktu?

Dikkatinizden kaçmamıştır…

Son zamanlarda seçkin devlet liselerinden “devrim çağırıları” yapılıyor.

Öğrenciler, okul yöneticilerini çeşitli nedenlerle eleştiriyorlar.

Başlatılan protesto zincirine her gün yeni halkalar ekleniyor.

Sayının 350’yi bulduğu söyleniyor.

Bu okulların hepsi de devlet okulları.

Hepsi de devlet okulları içinde “seçkin konumda” olanlar…

Bu protestoların özünde ne var?

Öğrenciler ne istiyor?

Yayınladıkları bildirilerin bazılarını internetten indirip okudum.

Ortak görüşleri ve istekleri şöyle:

*Türkiye’deki liselerin büyük çoğunluğu “sıradan” liseler. Eğitim kaliteleri ve başarı yüzdeleri çok düşük.

*Şimdi iktidar, köklü ve seçkin konumdaki liseleri de sıradanlaştırmak istiyor. Yöneticilerini ve öğretmenlerini kendine göre değiştiriyor.

*İktidar, bizim liselerimizi de ele geçirip, kendi yaşam felsefesine uygun insanlar yetiştirmek istiyor.

*Elle tutulur durumdaki liselerin eğitim kalitesini de bozmak istiyorlar.

*Okullarımızın eğitim kalitesinin bozulmasına ve bizlerin yaşam tarzına müdahale edilmesine izin vermeyeceğiz.

 

 

Türkiye’de kaç lise var?

 

Sevgili okurlarım, Türkiye’de özel-resmi tam 10 bin 550 lise var.

Bu liselerde okuyan öğrenci sayısı ise 5 milyon 607 bin 643.

Biliyorsunuz, dünyada 5-6 milyon nüfuslu pek çok ülke var.

Bizim lise öğrencisi sayımız kadar…

Bu yıl liselerden 912 bin öğrencinin mezun olması öngörülüyor.

“Öngörülüyor” diyorum, çünkü bizim eğitim sistemimizde uzunca bir süredir “başarısızlık nedeniyle” sınıfta kalmak ve sınıf tekrarlamak yok!

Ne ilk, ne orta, ne de lisede…

Bu bir devlet politikası!

Eğitim seviyemizi yükselteceğiz, yani diplomalı insan sayımızı artıracağız ya, kalite önemli değil!

Altı yaşında okula başlayan, 12 yıl sonra, doğru dürüst Türkçe konuşamasa dahi, lise diploması alabiliyor.

Mecburi eğitimin getirdiği yanlış bir uygulama!

Sonra “sınıfta kalma” olsa, her yıl geriden gelen yaklaşık 1 milyon öğrenciyi nereye koyacaksın?

En iyisi, giren çıksın!

Başlayan, bitirsin!

İstatistiklerde “diplomalı sayımız” yüksek görünsün…

AB kriterlerinde sıkıntı çekmeyelim…

Kalite…

Kalite önemli değil.

Sonra… Soran, sorgulayan, araştıran, bilgili insanlarımızın sayısı artsın da ülkeyi yönetenlerin başına bela mı olsun?

Önemli olan sürü!

“En az üç çocuk” diretmesi de bu nedenle değil mi?

Sadece “oy” versin.

“Sandık demokrasisi”nin uygulandığı ülkelerde önemli olan “oy” değil mi?

Yarışın olmadığı…

Çalışanla çalışmayanın, bilenle bilmeyenin eşit tutulduğu eğitim sistemlerinde “kalite” olur mu?

Böyle bir eğitim sisteminden hayır gelir mi?

 

 

Lise mezunlarımızın temel derslerdeki seviyeleri

 

Bu yıl liselerimizden mezun olacak 912 bin öğrenci, biliyorsunuz, 13 Mart’ta “üniversiteye giriş ilk basamak sınavına” girmişlerdi.

Yarın da ikinci basamak sınavları başlıyor…

Bu öğrencilerin ilk basamak sınavında aldığı sonuçlar tek kelimeyle “fecaat”!

Öğrencilerimiz…

*Kendilerine sorulan 40 Türkçe sorusuna ortalama 19…

*40 matematik sorusuna ortalama 8…

*40 sosyal bilgiler sorusuna ortalama 10.5…

*40 fen sorusuna ortalama 5.7…

“Doğru cevap” verebildiler.

Bu sadece bu yıl mı böyle oldu?

Daha önceki yıllarda da sonuçlar üç aşağı beş yukarı aynıydı.

Bu sonuçlar, eğitimdeki kalitesizliğin net göstergesi.

Okullarımızda çocuklarımıza doğru dürüst anadilimiz Türkçeyi bile öğretemiyoruz.

Bunun daha ötesi var mı?

Şu matematik ve fen sonuçlarına bakar mısınız?

Matematikte 40 sorunun ortalama 8’ine, fende ise 40 sorunun 5.7’sine ancak doğru cevap çıkıyor.

Böylesine düşük eğitim kalitesiyle Türkiye nereye gidebilir?

Sorunlarını nasıl çözebilir?

Bölgede ve dünyada nasıl iddialı olabilir?

İşte, AKP’nin “dindar ve kindar nesiller yetiştirme projesi”nin sonuçları yukarıda!

Türkçeden, matematikten, fenden ve sosyal bilgilerden; ortalama olarak “sınıfta kalmış” nesiller…

Bunlar lise diploması alsalar ne olacak, almasalar ne olacak?

Üniversiteye gitseler ne olacak, gitmeseler ne olacak?

Üniversiteye gitseler, gidebilseler, sanki orada eksikliklerini giderip meslek sahibi mi olabilecekler?

Ülkemizde resmi-özel 193 üniversite var.

Üçünü beşini, haydi bilemediniz onunu on beşini çıkın, geriye kalanların üniversite denecek hali yok!

Genelde, “diplomalı ancak işe yaramaz insanlar” mezun ediyorlar.

Üniversite mezunu işsiz sayımız, bunun en iyi göstergesi değil mi?

                                                        ******

Sevgili okurlarım, okullar kapanırken eğitimdeki gerçeklerimizi sizlerle paylaşmaya çalıştım.

 

 

Fransa’da son tango!

 

Bugün Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ikinci maçımıza çıkacağız.

Maçımız İspanya ile…

Bugün kazandık kazandık, kazanamadık öyle üçüncü maçta Çek Cumhuriyeti’ni yeneceğiz de, en iyi üçüncü olacağız da, hepsi boş!

Kös kös geri döneceğiz.

Futbolcularımızı suçlayacağız.

“Bazılarının özel sorunları vardı, bazıları transferi kafalarına takmıştı” diye bahanelere sığınacağız.

Çok geçmeden yeni hayaller kurmaya başlayacağız.

İki yıl sonraki dünya kupasında iddialı olacağımızı söyleyeceğiz.

Yıllar böyle akıp gidecek.

                                        

Bazı rakamlar vermek istiyorum.

Kendimizden…

Avrupa Futbol Şampiyonası’na biliyorsunuz 24 ülke katılıyor.

Biz de, Selçuk’un uzatmalarda attığı, o görüntülerden düşmeyen frikik sayesinde Paris’teyiz.

Türkiye Futbol Federasyonu ve TRT, bu şampiyona için ellerinden gelen bonkörlüğü göstermişler.

Yayıncı kuruluşlar, Paris’e genellikle 30-35 kişilik ekipler gönderirken, bizim TRT maşallah tam 93 kişilik bir ekip görevlendirmiş.

Nasıl olsa para, milletten!

Türkiye Futbol Federasyonu’nun şampiyonaya ilgisine ise diyecek yok!

Federasyon, Paris’e tam üç uçak dolusu “davetli” götürmüş.

Tamı tamamına 650 kişi.

İsimler sır gibi saklanıyor.

Bir rakam daha vereyim…

Şampiyonadaki teknik direktörler arasında, bizim teknik direktörümüz Fatih Terim, en fazla maaş alanlar sıralamasında dördüncü sırada.

Terim’in yıllık maaşı 2.7 milyon Euro olarak biliniyor.

                                               *******

Bugün bizim için İspanya maçı “Paris’te son tango”!

Bütün olumsuzluklara rağmen, inşallah kazanırız.

Bu yazı toplam 2010 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim