• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 14 °C

Bu gidişin sonu nereye varacak?

M.Tanzer Ünal

 

                             

Herhalde bulunduğumuz yaşın kaygıları…

“Dün” ile “bugün”ü karşılaştırınca, gelecek beni ürkütüyor.

Bakın neden!

Geçenlerde bir dergide okudum.

İnsanoğlu 2. 5 milyon yıldır ürüyor.

Dünya nüfusu, 1800’lerde 1 milyarı ancak buluyordu.

1970’lerde 4 milyara çıktı.

2014 başında 7 milyarı geçti.

 7 milyar 200 milyon…

Anlayacağınız, son birkaç yüzyılda fazla üredik.

Eğer nüfus artışı önemli olsaydı, dünya çoktan köşeyi dönmüştü.

Halbuki dünya, hızlı nüfus artışının sıkıntılarını yaşıyor.

Dünyanın kaynakları sınırlı, insanların istekleri sınırsız!

Egemen güçler, kaynakları kontrol edebilmek için güçsüz ülkeleri işgal ediyorlar, onların daha az, kendi ülke insanlarının daha fazla kaynak kullanmalarını sağlıyorlar.

Şöyle bir bakın, dünyada “savaşsız dönem” hiç yaşanmamıştır.

“Medeniyet” geldi, işimiz zorlaştı.

 

 

Medeniyet öncesi durum

                                               ********

Dünya, 2 milyon yıl “medeniyet öncesi” dönem yaşadı.

Yaşam daha rahattı.

İnsanlar göçebeydi.

Avlanırlar, doğada yenebilecek şeyleri toplarlardı.

Konakladıkları yer verimsizleşince, başka yere göçerlerdi.

Onlar gidince, talan edilen yerde doğa kendini toparlar, tekrar eski haline dönerdi.

Böyle böyle 2 milyon yıl geçti.

                                                               *******

Sonra ne oldu?

Sonra, 10 bin yıl önce “Tarım Devrimi” oldu.

Doğaya müdahale başladı.

“Tektanrılı dinler” ortaya çıktı.

Bu dinlerin yorumcularına göre, dünyanın en değerli varlığı insandı.

Dünyadaki her şey insanlar içindi.

İnsanlar, kendilerine gereken şeyleri elde edebilmek için doğayı tahrip etmeye başladılar.

Hem de ne tahrip!

 

 

Ve sanayi devrimi…

                                               ********

Dünyada esas talan “Sanayi Devrimi” ile başladı.

Sanayi demek, üretim demek…

Üretim için de hammadde gerekli.

Toprağın altı üstüne getirildi.

Gemiler yaptı, sular kirlendi.

Trenlerin ulaşımı için yerküre oyuldu.

Dağlar delindi, denizler dolduruldu.

Verimli tarım arazileri bir bir yok edildi.

Sanayileşen ilk ülkeler, baktılar ki, kendi bahçeleri tarlaları kirlendi, kendilerine uzaklarda “kirlenmemiş topraklar” buldular.

İşgal ettiler, oraları da kirlettiler.

Böylece “sömüren ülkeler” ve “sömürülen ülkeler” ortaya çıktı.

“Medeniyet getiriyoruz” dediler…

“Barış getiriyoruz” dediler…

“Demokrasi getiriyoruz” dediler…

Bakir ülkelerin de ırzına geçtiler.

Daha fazla tüketim olsun diye daha fazla ürettiler.

Fosil yakıtları yaktıkça yaktılar.

Böylece “küresel ısınma” sorunu ortaya çıktı.

Kendilerinin de dünyanın da sonunu hazırladılar.

“Doğal gıda”dan uzaklaşıldı, “yapay gıda”ya geçildi.

Kimyasal ilaçlarla, kimyasal gübrelerle üretimin artırılması amaçlandı.

Üretim arttı, ama insanların sağlığı bozuldu.

Hani son yıllarda çok konuşulmaya başlanan “organik gıda” var ya, insanlar eskiden zaten “organik gıdalar” la besleniyordu.

“Biz ne yaptık” deyip, tekrar eski günler aranır oldu.

Organik et…

Organik yumurta…

Organik meyve…

Organik sebze…

İnsanlar, yüzyıl önceki doğal gıdalara dönmek istiyor.

Ama nafile!

Tren kaçtı.

Toprağımız zehirlendi.

Suyumuz kirlendi.

Havamız solunamaz halde.

Eskiden zengin-fakir herkesin sofrasındaki doğal gıdalar, zor elde edilebildiği ve maliyetli olduğu için, artık sadece zenginlerin sofralarında.

Kaybeden, yine “alttakiler” oldu.

 

 

Şimdi “Elektronik Devrim” dönemi…

                                               ********

Yeni başladı bu dönem.

Sağlıklı konutlarda oturma…

Sağlıklı gıdalarla beslenme…

Bunlar sorun olmaya devam ederken, “Elektronik Devrim” başladı.

Çılgın bir devrim!

Bütün dünyayı kasıp kavuruyor.

Özellikle geri kalmış ve bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri…

Bakın çevrenize, kafanızı kaldırdığınızda bu çılgınlığı göreceksiniz.

İnsanların birinci gündem maddesi, “cep telefonu” oldu.

Dünyada cep telefonunu değiştirme süresi, ortalama 2. 5 yıl.

Bizim gibi “gelişmede kimliksiz kalmış” ülkelerde ise 9 ay.

Her yeni çıkan modeli alabilmek için insanlarımız sabahın köründe kuyruğa giriyor.

Çünkü yeni çıkan cep telefonunu herkesten önce kullanmak, onlar için bir “statü”!

                                                               *******

Özetle…

“Sağlıklı beslenme” ve “sağlıklı barınma”, artık dert değil.

Onlar olmasa da olur.

Varsa yoksa, en son çıkan model telefon!

Ve gerekli gereksiz saatlerce konuşma…

Arzda da talepte de sınır yok!

Tek hedef daha çok üretmek, daha çok satmak!

Patlayana kadar da yemek!

Kalkınmaya doyamıyoruz.

Son model telefon kullanmayı, gösterişli alışveriş merkezleri yapmayı, “kalkınma” sanıyoruz.

Gelecek nesilleri düşünmeden, dünyayı tüketiyoruz.

“Bizden sonrası tufan” zihniyetiyle…

Bu gidişin sonu nereye varacak, söyler misiniz?

Bu yazı toplam 1023 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Kemal
09 Haziran 2014 Pazartesi 22:37
22:37
Herkes hayatından memnun boşver
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim