• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 17 °C

Bu kentte savcılar var!

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, dünkü yazıma devam ediyorum.

Konumuz, Bilişim Vadisi’nin şaibeli altyapı ve üstyapı ihaleleri ve bu ihalelerin sorgusuz sualsiz AKP’li Macit Haldız’a verilmesi…

Bu konuyla ilgili defalarca yazı yazdım.

Dedim ki:

*Bu ihaleler, şeffaf ve adaletli yapılmıyor.

*İhaleler ilan edilmiyor, malum kişiler tarafından belirlenen firmalara davetiye çıkarılıyor ve iş allem ediliyor kalem ediliyor AKP’nin adeta “kadrolu müteahhidi” durumundaki Macit Haldız’a veriliyor.

*20 milyon lira değerindeki altyapı ihalesi sessiz sedasız, büyük bir gizlilik içinde Haldız İnşaat’a verildi. Üstyapı ihalesinin de Haldız İnşaat’a verileceğini 16 Nisan’da sizlere duyurmuştuk. Bu ihale de tıpkı yazdığımız gibi, bizim yazmamızdan 14 gün sonra 55 milyon liraya yine Haldız İnşaat’a verildi.

***

Bunları yazmam, “günümüz muktedirleri” nin müthiş tepkisini çekti.

Diğer hiçbir gazete yazmıyordu da biz neden bu ihalelerin üstünde ısrarla duruyorduk.

Sonra, alan memnun veren memnundu, bize ne oluyordu?

Bilişim Vadisi için “koruma kanunları” çıkarılmıştı, harcamalar devletin kasasından yapılacaktı, ama kimse hesap soramayacaktı.

Bilişim Vadisi’ni yönetenler de ihaleleri istediği firmaya verebilecekti.

Öyle de yapıyorlardı.

Macit Haldız, AKP iktidarının “kadrolu müteahhidi” haline getirilmiş, bütün büyük ihaleler Haldız İnşaat’a bağlanıyordu.

Akıl almaz yöntemlerle…

Biz yazmasak, keyifleri yerinde olacaktı.

Bizim yazmamıza kızıyorlar, ancak yine de tutumlarını değiştirmiyorlardı.

İhaleleri büyük bir cesaretle Haldız İnşaat’a veriyorlardı.

***

14 Nisan 2015 tarihinde Bilişim Vadisi üstyapı ihalesi vardı.

İhaleden iki gün sonra 16 Nisan 2015 tarihinde “Bir büyük ihale daha Macit Haldız’a veriliyor” diye yazı yazmıştım.

Aldığım duyumlar kesindi, ihaleyi ne yapıp edip Macit Haldız’a bağlayacaklardı.

Macit Haldız bu yazıma çok sinirlenmiş…

Önce tekzip göndertti, arkasından köpeğini havlattırdı.

Baktı olmuyor, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Suçumuz bakın neymiş!

“Basın yoluyla şirket ve şahıs hakkında haksız isnatlarda bulunmak ve kesinleşmemiş bir ihale nedeniyle ihale makam ve yetkililerini basın yoluyla baskı almak suretiyle haksız kazanç sağlamak…”

Macit Haldız’ın avukatı Murat Akça, 17 Nisan 2015 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede şikâyet konusunu böyle yazmış.

Altına da klasik şikâyet gerekçelerini eklemiş.

Müvekkiline ve şirketine haksız ithamlarda bulunduğumuz için, ticari ve şahsi itibar kaybına neden oluyormuşuz, kazanç kaybına sebebiyet veriyormuşuz.

Hakkımızda yasal işlem yapılmalıymış…

***

28 Nisan 2015 tarihinde savcılığa ifade vermeye çağırıldım.

İfade vermeye gittiğim tarihte ihale sonucu henüz açıklanmamıştı, ama eli kulağındaydı.

Savcı Bey’den ifademi yazılı verebilmek için 4 Mayıs’a kadar süre istedim.

Aradan iki gün geçti, 30 Nisan 2015 tarihinde akşam saatlerinde ihale sonucu resmen açıklandı.

İhale, daha önce açıkladığım biçimde Haldız İnşaat’a verilmişti.

Ertesi gün oturdum savunmamı yazdım.

Uzun bir savunma, 5 sayfa…

Olup biteni başından sonuna kadar anlattım, belgelerini ekledim.

Savunmamın sonunu şöyle bitirdim:

“Son ihalenin de Haldız İnşaat’a verilmesiyle görüldü ki, bizim şimdiye kadar Bilişim Vadisi ihaleleriyle ilgili yazdıklarımız tamamen doğru. Biz kimseye “haksız isnat”ta bulunmadık, ihale makam ve yetkililerini baskı altında tutma düşüncesinde, uygulamasında olmadık. Biz gazetecilik yaptık, haber verdik, okurlarımızı bilgilendirdik. Okurlarımızın haber alma hakkına saygı gösterdik. Biz yazmasaydık, Bilişim Vadisi ihalelerinin nasıl yapıldığından toplumun ve yetkililerin nasıl haberi olacaktı?

Yargıtay CGK’nun 2007/28-34 sayılı kararının bir bölümünde şöyle denmektedir: “Basın özgürlüğü, demokratik hukuk devletlerinde korunması gereken önemli değerlerden birisidir. Çünkü toplumun bilgi edinmesi ve gelişmesi bakımından ve aynı zamanda kültür, sanat, edebiyat, siyaset ve akla gelebilecek her alanında topluma mal olmuş kişilerin halka tanıtımında ve bu kişilerin toplum adına bir anlamda denetimi bakımından çok önemli bir görev ifa ettiğine kuşku yoktur.”

Bizler, Yargıtay CGK’nun bu kararı ve evrensel basın özgürlüğü kuralları çerçevesinde görevimizi yerine getirmeye gayret gösteriyoruz.

İsnat olunan suçlamayı kabul etmiyorum. Yukarıdaki metin, benim savunmamdır. Ancak gerekli durumda yazdıklarımı “ihbar metni” olarak da kabul edebilirsiniz.”

 

Ve savcılığın kararı

Savcılık, benim 4 Mayıs tarihli savunmamı ve eklediğim delilleri inceliyor ve 5 Mayıs’ta kararını veriyor.

Üç sayfalık karar metnin son bölümü şöyle:

“Şüpheli M.Tanzer ÜNAL Kocaeli Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır.

Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28. vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir.

Şikâyete konu haber metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.

Bu itibarla müşteki vekilinin başvurusu üzerine girişilen tahkikat sonucunda, toplanan delil, bilgi ve belgelerden;

Şüpheli Mustafa Tanzer ÜNAL hakkında yapılan değerlendirmede şikâyete konu haberde verilen eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin güncel olduğu, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunduğu, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağın mevcut olduğu, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmadığı, bu itibarla haber verme ve eleştirme hakkı kapsamında kaldığı, her hangi bir şekilde müştekiye hakaret edilmediği anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle;

İsnat olunan suçtan şüpheli hakkında kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA…”

 

Sevgili okurlarım, savcılığın bu kararı beni çok memnun etti.

Karar elime ulaştığında, “Demek bu kentte savcılar da varmış” demekten kendimi alamadım.

Adaletin doğruların yanında durması, bize güç veriyor.

“Günümüzün muktedirleri”, siyasi sıfatlarıyla üstünlük sağlayabileceklerini sanıyorlar, ama yanılıyorlar.

Bu yazı toplam 1483 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
can
27 Mayıs 2015 Çarşamba 13:25
13:25
tanzer bey ,dünkü törende bilişim vadisini kuran bakan nihat beyi kurucu yönetim kurulu başkanı vali ercan topacayı ve kurucu koordinatör eski il müdürü ihsan ertuğrul beyi göremedik. neden acaba? . bu başkasının kurduğu kümese girip yumurtaları götüren hikayeye benzemiş.. vefa da bitmiş bunlarda yaaa..
ufuk
27 Mayıs 2015 Çarşamba 13:04
13:04
Paralel diye yakında gezmeye başlar bu savcı görün bakın hemde ne kadar uzak o kadar iyi
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim