• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 16 °C

Bu paket, “alkışlanacak bir paket” mi?

M.Tanzer Ünal


Değil…
Neden değil, bir de benden dinleyin!
Başbakan, açtığı pakete “demokratikleşme paketi” ismini vermiş.
Demokrasi…
Demokrat olmak…
Demokratikleşmek…
Bunlar, uluslar arası normları olan terimlerdir.
Öyle “ağzını burnunu eğerek” kendine göre yorumlayamazsın.
Önce tutarlı olacaksın!
Demokrasiyi, “zamanı gelince inilecek bir tramvay”a benzetemezsin!
“Araç” olarak kullanamazsın…
Demokrasi, “araç” değil, “amaç”tır.
Bir yaşam kültürüdür.
Bir hayat tarzıdır.
Özgürlüktür.
Başkasının görüşüne tahammül etmektir.
Eşit davranmaktır.
Adaletli olmaktır.
********
Adı neymiş?
“Demokratikleşme paketi…”
Ne kadar “afili” bir ifade değil mi?
Demokrat olmak…
Demokratik olmak…
Vay! Vay! Vay!
Demokrat olmak için…
*“Hoşgörülü” olacaksın!
*”Pozitif” olacaksın!
*Karşındakine saygı duyacaksın, karşındakini aşağılamayacaksın!
*Muhalefetin olduğunu kabul edeceksin!
*Senin gibi düşünmeyenleri ezmeyeceksin!
Demokrat olan kişi, “demokratikleşme paketi” açabilir.
Başbakan Erdoğan, “demokrat” mı?
Ben size soruyorum…
*Eğer bir kişi, adı “demokratikleşme” olan paketi açarken, kendine muhalif olan gazete ve televizyonları davet etmiyorsa, o kişi “demokrat” kabul edilir mi?
*Eğer bir kişi, “demokratikleşme paketi” ni açmak için yaptığı toplantıda,”En kötü şey memlekette muhalefetin olmasıdır” derse, o kişi “demokrat” olabilir mi?
Haydi, cevap verin!
Bir taraftan, “Özgürlüklerimizi genişletiyoruz, ayağımızdaki prangaları atıyoruz” diyorsunuz, diğer taraftan muhalefeti “pranga” olarak görüyorsunuz.
“Muhalefetsiz demokrasi” istiyorsunuz…
Düzenlediğiniz basın toplantısına, size yandaşlık ve yalakalık yapan medya kuruluşlarını davet ediyorsunuz, sizi eleştiren gazetecilerin yüzünü görmek istemiyorsunuz.
Bırakın hepsini, şu iki olay bile Başbakan Erdoğan’ın “demokrat olmadığını” gösteriyor.
*********
Tamam…
Çağımıza uygun olarak devletin kuralları değiştirilebilir.
Kurallar güncelleştirilebilir…
Yapılmalıdır da…
Ancak bütün bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesine ve Cumhuriyet’in kazanımlarına uygun olmalıdır.
Yapılan değişiklikler ise tamamen “Cumhuriyetten intikam alma” dır.
Başka bir şey değil…
“Demokrasi paketi” açılmadı, tam aksine var olan demokrasi paketlendi…
*********
“Demokratikleşme paketi, demokratikleşme paketi” diye gece gündüz propaganda yaptılar.
Toplumda “ özgürlük algısı” yarattılar.
Paketten çıka çıka…
*Alevilere bir üniversite ismi…
*Kürtlere 3 harf…
*Süryanilere 270 dönüm toprak…
*Roman vatandaşlarımıza ise “enstitü” çıktı.
Bunları pakete koymaya ne gerek var?
Üniversitenin adını değiştireceksen, değiştirirsin…
Romanlara enstitü açacaksan, açarsın…
Esas üzerinde durulacak şeyler…
1-Özel okullarda Kürtçeye izin verilmesi…
2- Kamu kuruluşlarında türbanın serbest olması…
3-Oy kullanan herkesin, yani kamu görevlilerinin de siyasi partilere üye olabilmeleri…
Özel okullarda Kürtçe eğitimden başlayalım.
Bundan 1, 5 ay önce, 16 Ağustos’ta Başbakan Erdoğan demişti ki, “Anadilde eğitim yok. Özel okullarda da yok… Biz ülkemizi bölecek konular üzerinde adım atamayız. Zamanlama çok önemli. Zamanlamayı iyi yapmazsanız ülkemize yazık edersiniz. Anadil ile eğitimin önünü açarsanız resmi dili zedelersiniz…”
Aradan 6 hafta geçti…
“Ülkeyi bölecek adım”, pakete giriverdi…
Ne oldu da Başbakan çark etti?
Yoksa yine “hazmettirme” taktiği mi uygulanıyor?
Kamu görevlilerinin siyasi partilere üye olma olayı…
İlk bakışta “önemli bir adım” gibi gözüküyor.
Kültürlü toplumlarda, ortak akıl yaratılabilmiş toplumlarda, doğru olabilir.
Ya Türkiye’nin gerçekleri…
Şimdi iktidardaki AKP, tüm kamu görevlilerini esir alacak.
Garibim memur, eli mecbur AKP’ye üye olmak zorunda kalacak.
İstersen, olma…
İstersen, iktidar partisi dururken git muhalefet partilerine üye ol…
Vay haline!
Sürgünden sürgün beğen.
Şef olman, müdür olman, mümkün değil.
Ya AKP’ye üye olup yürüyeceksin…
Ya muhalefet partilerine üye olup sürüneceksin.
Bu madde, öyle “özgürlük”, “yeni hak verme” maddesi değildir.
Memuru “esir alma” maddesidir.
Memuru AKP’leştirme maddesidir…
“Kamu kuruluşlarında türban serbestliği” maddesi de bir tuzaktır.
Şimdi kamu kuruluşlarında çalışan bayanların halini düşünebiliyor musunuz?
Tüm dikkatler, türban takmayanların üzerinde olacak.
Türban takanlar “ayrıcalıklı” muamele görecek…
Türbansızlara pek itibar edilmeyecek.
Çoğu bayan, salt mağdur edilmemek için türban takmaya başlayacak.
Ve bütün bunlar “demokratik açılım” olacak.
Güya bizler için “özgürlük” olacak…
**********
Benim gördüğüm…
Türkiye’nin tüm kesimleri tutsak alınıyor.
AKP, herkesi kendine “mahkûm” haline getiriyor.
Bunun alkışlanacak tarafı yok!



Bu yazı toplam 894 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim