• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 19 °C

Bu saldırı Ahmet Hakan’a değil, “halkın haber alma özgürlüğü” ne!

M.Tanzer Ünal

Yaa işte böyle!

Ülkemizde medyaya uzun zamandır sürdürülen baskı, önceki gece yarısı şekil değiştirdi.

“Sözle baskı” dönemi bitirildi, “dayakla baskı” dönemi başlatıldı.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, bu uygulamanın ilk mağduru oldu.

Evinin önünde, kim veya kimler tarafından görevlendirildiği henüz bilinmeyen 4 eşkıya tarafından dövüldü.

Ağzı burnu kanadı, burnu ve kaburgalarında kırıklar oluştu.

 

***

 

Dün sabah olayı duyunca şaşırmadım.

Çünkü Türkiye bugünlere “davul zurna çala çala” geldi.

Bir defa, ortam müsait!

Şiddet ortamı…

Herkes birbirine bağırıyor, çağırıyor, posta koyuyor.

Yumruk atıyor, silah çekiyor.

“Benim gibi düşünmüyorsun” diye vurup öldürüyor.

Diğer tarafta terör ortamı…

Ayrılıkçı Kürtler, her gün 3-5 askerimizi ve polisimizi öldürüyor.

Kaba kuvvet, kan ve gözyaşı; günlük yaşantımızın birer parçası oldu.

Alıştık, kanıksadık…

Kan ve gözyaşı olmadan yaşamak, herhalde bu saatten sonra çok yavan gelir.

 

***

 

Ülkemizde bu “şiddet iklimi” ni AKP yarattı.

Milleti sürekli “dini ve etnik yönden” ayrıştırdı.

“AKP’li olanlar ve AKP’li olmayanlar” diye ikiye böldü.

Kendi “medya”sını, kendi “sermaye grubu” nu yarattı.

Kendisi gibi düşünenleri beslerken, farklı görüşte olanlara zırnık koklatmadı.

Karşı tarafta duranları, “düşman” belledi.

Elinden gelen kötülüğü yaptı.

Sırtlarından “vergi sopası” nı eksik etmedi.

Pek çok kişiye “üç maymunlar” ı oynattı.

Duymayacaksınız, görmeyeceksiniz, konuşmayacaksınız…

Ülkemizde aydın olarak geçinenler dahi; kör, sağır ve dilsiz oldular.

Herkes sindi, herkes kendi köşesine çekildi.

“Düşünce ve özgürlük” tutsak edildi, “vandalizm” egemen kılındı.

 

Bu ortamdan en fazla medya etkilendi

Kim ne derse desin…

Kim ne kadar gayret ederse etsin…

Medya, ülkemizin en dinamik gücüdür.

Büyük kısmı satın alınsa da; yandaş, yalaka, soytarı, şaklaban, mürit haline getirilse de; geri kalanı ülkemizin sıkıntılarını atlatmasına yeter.

Bu kadar şiddetli olmasa bile, daha önce de benzer dönemler yaşadık.

Türkiye’yi yönetenler, eleştiren ve yanlışlarını yazan gazete ve gazetecilere baskı uyguladılar.

Tıpkı bugünkü gibi, gazeteler basıldı, kapatıldı, gazeteciler hapse atıldı.

Sonra ne oldu?

O iktidarlar gitti, gazeteler ayakta kaldı.

Kendilerini ilah gibi gören muktedirler hep “yolcu”, gazeteler ise hep “hancı” oldu.

HÜRRİYET Gazetesi’nin 67 yıllık geçmişini araştırın bakın bakalım, kaç iktidar, kaç cumhurbaşkanı, kaç başbakan görmüş.

Hepsi gitmiş, HÜRRİYET dimdik ayakta!

Elinizde tuttuğunuz KOCAELİ’nin 41 yıllık geçmişine de bakın!

Biz de 1975 yılından bu yana nicelerini gördük.

Hükümetler, cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, valiler, belediye başkanları…

Kimler geldi, kimler geçti!

Onlar gittiler, biz buradayız…

Bugün bu ülkede, bu kentte “hiç gitmeyecekmiş gibi duranlar” da dönemlerini tamamlayıp yok olacaklar.

Ama HÜRRİYET Gazetesi de, KOCAELİ Gazetesi de bu millete ve bu kente hizmet etmeye devam edecek.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın!

Sizler belirli dönemlerde varsınız, biz hep varız…

Adımlarınızı ona göre atın!

Sakın yanlış yapmayın!

Bütün gazetecileri; yandaşınız, yalakanız, müridiniz, şaklabanınız ve soytarınız yapamayacağınıza göre, yanlışlarınızı yazacak, foyalarınızı ortaya çıkaracak mutlaka karakter sahibi gazeteciler var olacaktır.

 

Gazeteciler sinek gibi ezilebilir mi?

AKP iktidarı, iç huzursuzluk yaratmak için inanılmaz bir yöntem uyguladı.

Kardeşi kardeşe kırdırdı.

İşadamını vurmak için işadamını kullandı.

Gazeteciyi vurmak için de gazeteciyi…

İki tür gazeteci var.

Daha doğrusu, bir tarafta “gazeteciler”, diğer tarafta gazeteci sıfatını kullanan “iktidar tetikçileri”…

Gazeteler de öyle.

Gerçek gazeteler…

Ve AKP’nin emrindeki “parti bültenleri”…

Şunu yaz bunu yazma, şunu şöyle yaz!

Her gün belirli bir merkezin talimatı doğrultusunda yayın yapıyorlar.

Köşelerinden, “iktidar muhalifi gazetecileri ve gazeteleri”, açıkça tehdit ediyorlar.

Cem Küçük’ün Star Gazetesi’ndeki o yazısını herhalde unutmamışsınızdır…

“İstesek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hâlâ ayakta kalabiliyorsun.”

Cem Küçük kime söylemişti bunu?

Ahmet Hakan’a…

Ve Ahmet Hakan önceki gece 4 eşkıya tarafından darp edildi.

Dünyanın hangi medeni ülkesinde böyle bir olayı yaşamak mümkün?

Ama burası Türkiye…

Devletin en tepesindeki arkadaş, her kürsüye çıktığında, beğenmediği medya patronlarını ve köşe yazarlarını hedef gösterirse, olacağı bu!

Muktedirlerin sözlerinden kendilerine görev çıkaran gazeteci bozuntuları, gerçek gazetecileri tehdit etmeye kalkarlar.

Bu camianın kabadayıları da hedefteki gazeteciyi darp etmeyi, kendilerine hak görürler…

Madem uslanmıyorsun, dayak ye de aklın başına gelsin!

 

Tam Osmanlı kafası!

Aslında yaşadığımız bu olaylara şaşmamak lazım!

“Osmanlı özentili kafalar” ın uygulaması böyle olur.

 Osmanlı’da sarayı eleştirmek mümkün müydü?

Değildi…

O dönemden kalma “darb-ı mesel”i yani atasözünü hatırlayın!

Ne demiş Ziya Paşa (1825-1880)?

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Bugünkü Türkçeye çevirirsek…

“Nasihat ile yola gelmeyeni azarlamalı, azarlamadan anlamayanı da dövmeli.”

İşte Ahmet Hakan’ın darp edilmesine neden olanlar, bu zihniyette insanlar.

Baskı kurarak, kaba kuvvet kullanarak, gözdağı vererek “eski Osmanlı” günlerini geri getirebileceklerini sanıyorlar.

Boşuna…

AKP ve AKP zihniyetinde olanlar, “kazanmaları mümkün olmayan” bir savaşın içindeler.

Düşünceye, gem vurulamaz.

Düşünce, tutsak edilemez.

Kişilikli gazeteciler, kalemlerini kırmaz ve susmaz.

Ahmet Hakan nezdinde, Türk basınındaki “hür kalemler” e gözdağı verme çabaları, boşunadır.

Ahmet Hakan’a yapılan saldırı, aslında Türk halkının “haber alma hakkı” na yapılan saldırıdır.

KOCAELİ Gazetesi olarak Ahmet Hakan’a yapılan bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz.

Bu yazı toplam 774 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim