• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 13 °C
  • Sakarya : 5 °C

Bu şehitlerin vebali kime?

M.Tanzer Ünal

Şu geldiğimiz noktaya bakar mısınız?

Boş geçen gün yok, her gün üç beş üç beş, dalyan gibi vatan evlatları hainlerin kurşunlarına hedef oluyor.

Şehit haberlerini artık kanıksadık.

Kanıksattılar…

Uyuşturdular bizi.

Millet olarak olup bitene aval aval bakıyoruz.

Sadece cenazelerde verdiğimiz klasik ve bayat bir tepki var:

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”

Başka söz bilmiyoruz…

Söyleyeceğimiz başka bir söz, vereceğimiz başka bir tepki yok!

“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyerek bağırınca, vatandaşlık ve vatanseverlik görevini yerine getirdiğimizi sanıyor, yan gelip yatıyoruz.

Kendi kendimizi kandırıyoruz…

Kendi kendimizi eğliyoruz…

Halbuki, içim kan ağlayarak yazıyorum, şehitler ölüyor ve maalesef vatan da bölünüyor.

Emperyalist ülkelerin yıllar önce hazırladığı “Sevr’i yeniden hortlatma projesi”nde son aşamalara gelindi.

Ortadoğu’da sınırlar yeniden çizilecek ve sınırı değiştirilecek ülkeler arasında Türkiye de var.

 

PKK’nın hain olduğunu yeni anladılar…

Sevgili okurlarım, hatırlarsınız, bu köşede ülkemiz üzerine oynanan hainlikler konusunda defalarca yazı yazdım.

Kimsenin korkudan tek satır yazamadığı günlerde dahi biz vatanımız ve milletimiz için doğru bildiklerimizi yazmaya devam ettik.

Bu nedenle en azından görevini yapmış insanların huzuru içindeyim.

İktidar tarafından dışlandık, horlandık, Ergenekoncu ve Balyozcu ilan edildik, hakkımızda davalar açıldı, ama yılmadık yolumuzda devam ettik.

Şimdi geldiğimiz nokta, “Yaa PKK gerçekten hainmiş… ABD, bizim dostumuz değilmiş…”

Yıllar yıllar sonra, iş işten geçtikten sonra söylenecek tek söz kaldı, “Günaydın!”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde ABD’ye rest çekti, “Tarafınızı belli edin, Türkiye mi, PYD mi?”

Anında ABD’den cevap geldi, “PYD… PYD terör örgütü değildir…”

Haydi, buyurun bakalım!

Yıllardır, ortağım deyip emrinden çıkmadığın ABD safını belli etti.

 

ABD’nin bu tutumu sürpriz olmamalıydı

Neden sürpriz olmamalıydı?

Çünkü; PKK da, PKK’nın Suriye kolu olan PYD de, El Kaide ve El Nusra da, en son ortaya çıkan IŞİD de Amerika Birleşik Devletleri’nin kontrolündedir de ondan!

ABD, müdahale edeceği bölgelerde önce terörist gruplar kurar veya kurdurur, ortalığın karışmasını sağlar ve “müdahalesine gerekçe” hazırlar.

Yoksa, yukarıdaki örgütlerin hiç biri etnik veya dinsel bir grubun silahlı gücü değildirler.

IŞİD’i kurdular, ortalığı kan gölüne çevirdiler, mücadele etmesi için de PYD’yi görevlendirdiler.

Bir süre sonra da dünyaya dönüp “Bakın gördünüz mü, hepimizin başına bela olan IŞİD’i PYD alt etti, artık Kürtlerin bu bölgede devlet kurmaları hakkı” diyecekler.

Gidiş bu gidiş!

Kurgu böyle!

 

Osmanlı’yı yıkmak için de Kürtleri ve Ermenileri kullanmışlardı

Sevgili okurlarım, daha önce de çok kez yazdım, yeri geldi bir kez daha yazıyorum…

Türkiye’nin yaşadığı terör olayları “tesadüfen yaşanmış” olaylar değildir.

PKK, “Türk malı” değil, “ABD malı”dır.

ABD’nin ve diğer emperyalist ülkelerin bölgemizdeki “silahlı gücü”dür.

Tarihsel hafızanızı yoklarsanız, emperyalist ülkelerin (o yıllarda ABD değil İngiltere ve Fransa etkiliydi) Osmanlı Devleti’ni yıkmak için Kürtleri ve Ermenileri kullandığını hatırlarsınız.

Bunun karşılığı olarak, 1.Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı’yı yıkmaya yardım eden Kürtlere ve Ermenilere Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) ile toprak verilmişti.

Sonra ortaya Mustafa Kemal Atatürk çıkmış, Sevr’i yırtıp atmış, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış ve sonunda düşmanlarımıza Lozan Antlaşması’nı (24 Temmuz 1923) imzalatarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerini atmıştı.

İşte o tarihten bu yana emperyalist ülkelerin Türkiye’ye karşı “kuyruk acısı” vardı.

Lozan’ın intikamını almak istiyorlardı.

 

Cumhuriyet döneminde de boş durmadılar

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu kurulmasına da, emperyalist ülkeler “yarım kalan işlerini” bitirmek için, yani yeni devletimizi de yıkıp parçalamak için boş durmadılar.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Kürt ve Ermeni terör çetelerini başımıza bela ettiler.

Küçüklerini de sayarsak, 100’e yakın isyan…

Daha önce yazdığım için ayrıntıya girmiyorum.

Tek amaçları vardı, ülkemizi parçalamak!

Milleti birbirine düşürmek!

Örgüt adları değişti, o örgüt gitti, bu örgüt geldi, ama hedefleri hiç değişmedi.

 

1983’ten sonra yaşananlar

Ve gelelim son 30-35 yılda yaşananlara…

Düşman, 1980’den sonra “kılık ve kimlik” değiştirdi.

Emperyalist ülkeler, ASALA’yı çekip PKK’yı sahaya sürdüler.

Zaten Ermeniler ve Kürtler, Fransa’nın organizasyonuyla, Türkiye ile ortak mücadele etmek için protokol imzalamışlardı.

(19 maddelik bu protokolle ilgili daha önce ayrıntılı yazı yazmıştım.)

Artık PKK, Kürtler ve Ermeniler adına Türkiye ile kavga etmeye devam edeceklerdi.

Teröristler; çoluk çocuk, bebek, kadın, yaşlı demeden rastgele herkesi katletmekten geri durmuyorlardı.

PKK, ilk baskınını Eruh’ta yaptı, 26 şehit verdik.

Şehit sayısı her yıl artarak devam etti.

*1985, 58 şehit…

*1986, 51 şehit…

*1987, 71 şehit…

*1988, 54 şehit…

*1989, 153 şehit…

*1990, 161 şehit…

*1991, 244 şehit…

*1992, 629 şehit…

*1993, 715 şehit…

*1994, 1145 şehit…

*1995, 772 şehit…

*1996, 608 şehit…

*1997, 518 şehit…

*1998, 383 şehit…

*1999, 236 şehit…

*2000, 29 şehit…

*2001, 20 şehit…

*2002, 7 şehit…

***

Gördüğünüz gibi…

Şehit sayısı, 1994’te pik yapıyor, sonra düşmeye başlıyor, teröristbaşı Apo’nun 1999 yılında Türkiye’ye teslimiyle iyice azalıyor.

2002’de şehit sayısı sadece 7.

 

AKP iktidarı, terörü bitme noktasında teslim almıştı

Gelelim şimdi AKP döneminde terörün nereden nereye geldiğine…

Türkiye, 2000 yılı öncesi teröre karşı büyük mücadele verdi.

Canlarımızı kaybettik, acılar yaşadık, ama asla taviz vermedik.

Egemenliğimizi koruduk, egemenliğimizi hainlerle paylaşmaya kalkmadık.

Güvenlik güçlerimizin kahramanca, fedakârca ve kararlı mücadelesi sonunda terörün beli kırıldı.

Gerilla ile gerilla gibi mücadele etmesini öğrenmiştik.

PKK, umudunu yitirme noktasına getirilmişti.

Emperyalist güçlerin hevesleri kursaklarında kalmıştı.

İşte ne olduysa, AKP’nin iktidara gelmesiyle, terör yeniden güçlenmeye başladı.

Gözümüzün önünde, göz göre göre…

ABD, Ortadoğu için yeni bir proje başlatıyordu…

Türkiye’deki önceki yönetimler ABD’nin bu projesine sıcak bakmamışlardı…

Onlar gitti AKP geldi, terör yeniden filizlendi.

Hainliği alladılar pulladılar, “kardeşlik projesi” dediler, “demokratik açılım” dediler, “çözüm süreci” dediler, anayasayı değiştirmek için aynı masaya oturdular, Oslo’da pazarlık görüşmesi yaptılar, teröristleri azdırdılar da azdırdılar!

Hele son üç yıl…

Hainler ortada, şehirlerde örgütlenmişler, yol kesiyorlar, vergi topluyorlar, kaymakam vali atıyorlar, doğu ve güneydoğuda kendi yönetimlerini kurmuşlar, her tarafa silah ve patlayıcı depoluyorlar, Ankara’dakiler hâlâ “Aman dokunmayın, çözüm süreci bozulur” aymazlığı içindeler.

Sonunda “çözüm süreci” balonu patlayıverdi.

Şimdi ortalık kan gölü!

Dün, Ordu’ya talimat verip “Savaşmayın, çözüm süreci bozulmasın” diyorlardı, bugün “Savaşın, bunlar bizi aldattı” diyorlar.

Ama iş işten geçti.

PKK ile PKK’yı üzerimize salan emperyalist güçlerle resmen savaştayız.

Son 7 ayda 270 canımızı kaybettik.

Her gün bu sayı 4-5 artıyor.

Halbuki, 2002’de biz bu işi bitirmiştik.

Madem sayılara döktük, 2002’den sonraki şehit sayısını da vereyim.

*2002, 7 şehit…

*2003, 21 şehit…

*2004, 73 şehit…

*2005, 105 şehit…

*2006, 111 şehit…

*2007, 146 şehit…

*2008, 171 şehit…

*2009, 135 şehit…

*2010, 106 şehit…

*2011, 137 şehit…

*2012, 155 şehit…

*2013-7 Haziran 2015 arası “açılım süreci” zırvası…

*Son 7 ayda 270 şehit… Her gün şehit sayısı artmaya devam ediyor.

 

Bugün yapılanlar yanlış mı?

Doğru…

Devlet, egemenliğini paylaşmaz.

Devletin güvenlik güçleri bunun için vardır.

Devletin askeri, polisi bunun için vardır…

Ama dün yanlış yaptık.

Egemenliği hainlerle paylaşmaya kalktık.

Bunu bize direten emperyalist ülkelere, “siyasi rant uğruna” direnmedik.

Güç sahibi olmak, tatlı geldi.

Bugün, “dün içinde bulundukları oyun”dan çıkmak istiyorlar.

İktidar olabilmek için o oyuna girdiler, iktidar oldular, “Şimdi artık oynamayacağız” diyorlar.

Çok geç!

İşte biz şimdi bu “oyundan vazgeçmenin bedeli”ni ödüyoruz.

Her gün canlarımızı yitiriyoruz.

Bu ülke bu oyuna hiç sokulmayacaktı, AKP’nin iktidar hırsı nedeniyle sokuldu.

Daha önce “Ortadoğu bataklığı”nın kenarındaydık, şimdi içindeyiz.

***

Dün bu satırlar yazılırken, Şırnak’ta şehit düşen Gölcük İhsaniyeli asker Arif Subaşıoğlu toprağa veriliyordu.

İçim buruk, ağlamaklı bu yazıyı yazdım.

Bu ölümler, sıradan ölümler değil.

Birilerinin bu ölümlerde vebali var!

Bu yazı toplam 2149 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim