• BIST 108.392
  • Altın 143,552
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 24 °C

Bu ülkede Ceza Kanunu’nun “kayısı maddesinden” hapiste yatmak kader mi?

M.Tanzer Ünal

“Padişahlık” dönemi de olsa…
“Demokrasi” dönemi de olsa…
“İleri demokrasi” dönemi de olsa…
Anlayış değişmedi.
Kafa, aynı kafa!
Neden “aynı kafa”, bakın anlatayım.
********
Geçenlerde Kitap Fuarı’nın sahaflar bölümünü dolaşırken, İhsan Sabri Çağlayangil’in “Anılarım” isimli kitabını aldım.
Eski bir kitap.
Şubat 1990’da yayınlanmış.
İhsan Sabri Çağlayangil, 83 yaşında yazmış anılarını.
“Kader bizi una değil, üne itti” diyor ve başından geçen olayları son derece akıcı bir dille anlatıyor.
“Bunları mezara götürmeye kendime hak görmedim” diye de ekliyor.
İhsan Sabri Çağlayangil, siyasette iz bırakanlardan…
Önemli bir kişilik…
Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Emniyet Genel Müdürlüğü’nde göreve başlamış.
Malatya’da emniyet müdürlüğü, çeşitli ilçelerde kaymakamlık, Yozgat, Antalya, Çanakkale, Sivas ve Bursa’da valilik yapmış.
27 Mayıs 1960 İhtilâli’nden sonra Yassıada’ya götürülmüş, altı ay hapis yatmış.
1961’de Bursa’dan senatör seçilerek parlamentoya girmiş.
1980 yılına kadar aralıksız TBMM’de bulunmuş.
Çalışma Bakanlığı yapmış, üç kez Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturmuş.
Senato Başkanlığı yapmış.
Fahri Korutürk’ten sonra “cumhurbaşkanlığı seçimi krizi” yaşandığından, altı ay cumhurbaşkanlığına vekâlet etmiş.
Özetle, devleti de siyaseti de iyi bilen bir isim.
Düşmüş kalkmış…
“Dibi” de “zirve”yi de görmüş.
**********
İhsan Sabri Çağlayangil’in anıları çok ilginç.
Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutuyor…
Bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
İhsan Sabri Çağlayangil, bir süre Yassıada’da kaldıktan sonra 93 arkadaşıyla birlikte İstanbul Balmumcu Cezaevi’ne nakledilir.
Çağlayangil, Balmumcu Cezaevi’ndeki ilk gününü kitapta şöyle anlatıyor:
“İlk gece bizimkiler yatak paylaşırken kapıdan Bal Mahmut (Baler) göründü.
Ben kendisine, ne arıyorsun, dedim.
O da bana, ben buranın yerlisiyim, siz ne arıyorsunuz, dedi.
-Seni niye tuttular?
-Ben kayısı maddesinden yatıyorum…
O nedir, diye sordum, anlattı.
Padişahlık zamanında Beşiktaş’ta oturan bir aile varmış. Fakirmiş… Karısı, kocasının başının etini yermiş.
‘Dolmabahçe şunun şurasında… Padişaha komşu sayılırız. Bir ihsan kopartamadın. Sen ne beceriksiz adamsın. Bir ihsan koparsan belimizi doğrulturduk…’
Adam karısına, hanım demiş, padişaha nasıl varayım?
Karısı, istersen bir bahane bulursun elbet, demiş.
Bu tartışma adamcağızın canına tak demiş. Bahçedeki ağaçtan kayısı toplamış, sepete doldurmuş, sarayın kapısına gitmiş. Bakmış kapıda bir sürü adam bekleşiyor. Meğerse onlar padişahı protesto için gelmişlermiş. O da bilmeden onların arasına karışmış. Bir süre sonra atlılar gelmiş. Bunları Yedikule zindanına atmışlar. Arayan soran yok.
Dört yıl sonra padişah zindanı teftişe çıkmış. Herkese tek tek, niçin zindana düştüğünü sormuş. Kimisi rivayet, kimisi iftira demiş. Sıra Beşiktaşlı’ya gelmiş.
-Sen neden yatarsın?
-Ben kayısı maddesinden yatıyorum.
Padişah sormuş kendisine, kayısı maddesi nedir, diye. Adam başından geçenleri anlatmış.
Padişah üzülmüş. ‘Zaman-ı adaletimde bir hatayı adlî olmuş, dile benden ne dilersen, seni serbest bırakıyorum’ deyince, kayısı maddesinden yatan adam bir balta, bir Kur’an, bir de 1001 akçe istemiş.
Padişah, ‘Çok az değil mi?’ diye sorunca da ‘Değil’ demiş. ‘1001 akçe ile mihr-i müeccelini ve mihr-i muaccelini verip karıyı boşayacağım. Kur’an-ı Kerim’e de el basıp bir daha kadın sözü dinlemeyeceğime yemin edeceğim. Baltayla da kayısı ağacını keseceğim.
Bal Mahmut bana bu hikâyeyi anlattı. Bütün koğuş güldü. Ve biz de kayısı maddesinden Yassıada’da 5, Balmumcu’da da 1 ay yattık.”
**********
İhsan Sabri Çağlayangil’in “Anılarım” kitabında anlattıkları böyle!
“Padişahlık” döneminde insanlar “kayısı maddesinden” cezaevinde yatmış.
Geçmişiyiz “demokrasi”ye...
Yine değişen bir şey yok!
Olağan dönemlerde de, olağanüstü (darbeler) dönemlerde de yine insanlar “kayısı maddesinden” hapis yatmış.
AKP sayesinde “ileri demokrasi”ye geçtik…
İnsanların, Ceza Kanunu’nun “kayısı maddesinden” cezalandırılması devam ediyor.
Dört yıldır, beş yıldır cezaevinde olup da suçunun ne olduğunu bilmeyen pek çok kişi var.
Silivri, “kayısı maddesinden” yatanlarla dolu!
Şimdi o zaman başlıktaki soruyu soralım!
Bu ülkede insanların Ceza Kanunu’nun “kayısı maddesinden” hapiste yatması kader mi?
Konuyu neden açtım?
Dün, 27 Mayıs 1960 İhtilali’nin 53’ncü yıldönümüydü.
Aradan 53 yıl geçmiş, bu ülkede yaşayanların kaderinde değişiklik yok!

Bu yazı toplam 1002 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim