• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 5 °C

BU YOL NEREYE DÜŞER USTA

Tarık Bağdat

Dünya ne cömert, bakıyorsun bugün pırıl pırıl güneşli bir hava, ertesi gün şakır şakır yağan yağmurlu bir hava yada ortalığı kıran müthiş rüzgarlı bir hava.
Ancak her günde de mis gibi kokan bir hava, neşe coşku dolu günler!
Bazen de ışıkların, havanın karardığı sıkıntı dolu günler günler.
Böyle iyi ve kötü günlerin sonunda deniyor ki; öbür dünyaya geçişin hazırlığı, yani ahrete geçişin hazırlığı yada devamı deniyor! Acaba öylemi insanın kafası karışıyor.
Kötü geliyor insana kafan karışıyor her ne kadar bunlar gerçekse de moral bozuyor. Şöyle düşününce hakikatten cenneti de, cehennemi de burada yaşıyoruz. bir günümüz iyi, bir günümüz kötü. Ahrete gitmeye aslında zaman bile kalmıyor, düşüncelerde bu dünyada cennet ve cehennem dolu günleri yaşayınca. Hava kötü benim düşüncelerimde karamsar, galiba.
Aslında düşünecek olursan inişli çıkışlı bir yol ömrümüz. Fakat güzel bir yol, meşakkatli bir yol.
Mesela “-Bu benim ve bana ait olmazsa ölürüm” diyorsun; olmuyor, ölmüyorsun, yada “-Bunu başaramazsam biterim” diyorsun; başaramıyorsun, bitmiyorsun da!
Başardığın şeylerde seni göğe yükseltmiyor, üzüldüğün kadar!
Hayatta öyle kapılar açılıyor ki sana hiç düşünmemiş olduğun önceden mesela, seni daha çok mutlu eden. Kimindi bilmem ama bir söz vardı, çok severim bu sözü!"- İnsan plan yaparmış, kader ona gülermiş!" diye!
Sizce kader hala bize gülüyor mudur? Ne dersiniz?
Sürekli plan yaptığımıza göre mutlaka, yaratan veriyor. Çoğunlukla kader gülüyor, bazen de kader kötü senaryoları uyguluyor, bilinmez.
Tabii bu arada dünya dönüyor, hayat devam ediyor ve biz hala yaşıyoruz mırın kırınlarla!
Ve bu insanoğlunu memnun etmek ne kadar zor, değil mi?
Yaradan sanırım o yüzden cahilliğimizi pek önemsemiyor, yoksa her seferinde kafamıza bir yerlerden bir saksı yerdik. Ya da hayatta öyle şeylerle karşılaşıyorsun ki, öyle şeyler yaşıyorsun ki; o ana kadar öğrendiğin şeyler, tecrübeler hiçbir işe yaramıyor, bir mana ifade etmiyor gördüğün karşısında.
Hiç bir formül o durumu çözemiyor, kalakalıyorsun bir an, yaşadıkların yetmiyor, yaşayacakların susuyor. Anlıyorsun ki; dünya manasız ve tüm ideallerin çocukça, gülüyorsun kendine! Ve sonra ne gariptir ki unutuyorsun o anı daha sonrasında, çünkü hayat devam ettiği için başka bir şeyle karşılaşıyorsun, o an bitiveriyor.
İnsanız işte olması gereken bu sanırım, insan cahil, insan nankör, insan unutkan ve devam ediyorsun tekrar. Yani bir çark dönüyor etrafımızda dönüyor dönüyor dönüyor nereye döndüğü meçhul olan!
Dünya dönüyor. Kader gülüyor biz yine evet hayır, sanırım çarkı en çok biz bozmaya çalışıyoruz, en çok mızıkçılık bizde! Bazılarının dedikodularına, laflarına ne bakıyoruz aslında takma kafana boşver, cahilliğine ver gitsin.
Aslına bakarsan!
Baktığında yaşamak dediğin şey bir kuşun iki kanadında. Adalet terazisini düşünün terazinin bir kefesine diğer taraftan eksik koyarsan diğer yana terazinin ibresi kayar, terazinin dengesi bozuluveriri. Ama istediğin kadar mızıkçılık yap kaderin dediği oluyor ne güzel, iyi ki bize kalmıyor. Hayat da, dünya da, memleketimiz de güzel arkadaşlar, kıymetini bilelim vesselam! Yoksa kader bize kahkahalarla gülecek yine ben söylemiş olayım.
Neyse, nerede binip nerede ineceğimizi bilmediğimiz bir yolculuk bu. Öyle kalabalığız ki kimi adını kimi cüzdanını kimi çocuğunu, anasını babasını memleketini en önemlisi aslını unutmuş bir yerlerde aramaya da niyeti yok en kolayıdır yok saymak unuttum kaybettim demek.
Haaaa! Bu arada….
Sabah kalkar kalmaz ilk işimiz televizyon kumandasına günaydın demek oluyor. Ve başlıyoruz sonra kayıp insanları, öldürülen gencecik bedenleri, kirletilmiş bir hayatı magazinleştirilerek reyting uğruna tüketilmiş şekliyle izliyoruz. Daha sonra izdivaçlar başlıyor ticaretleşen evi arabası olanı tercih eden körpe bedenler en kolayını seçiyorlar duygu yok yürek yok madde var elle tutulan gözle görülen.
Daha sonramı böyle sürüp gidiyor
Toplum olarak ne sanatı öğreniyoruz, nede hayatın gerçeklerini, nede sosyal ve kültürel olayları. Şöhret olup gece kulüplerinde dolaşanları, en şık en rüküş nasıl olunuru ağzımızın suyu akarak televizyon ekranlarından takip edip “-bak ne kadar çok erkekle çıkıyor” demeyi ne kadar çok seviyoruz.
Nereye gidiyoruz anlamıyorum vesselam.

Bu yazı toplam 972 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim