• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 7 °C

Bugünkü olayları daha iyi anlayabilmek için…

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, son yıllarda ardı arkası kesilmeyen, canımızı acıtan, ulusal onurumuzu rencide eden pek çok olay yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

*PKK terörü…

*IŞİD terörü…

*Gerici unsurların etkinliğinin artması…

*Ekonomik olarak kuşatılmamız…

*Dış politikadaki hatalarımız…

*Devlet yönetimindeki zaaflarımız…

*Dünyada yalnızlaştırılmamız…

Artık gizleyecek, saklayacak tarafı kalmadı.

Sıkıntıdayız, zor durumdayız, hem de fena halde!

 

Yaşadıklarımız tesadüf mü?

Şimdi filmi geriye sarın, yaşadığımız olayları şöyle bir göz önüne getirin!

*1945’te ABD güdümüne girmemiz…

*1946’da çok partili sisteme geçmemiz…

*Daha sonraki yıllarda devlet yönetiminde “siyasal İslam”ın hızla ağırlık kazanması…

*Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerinin ayaklar altına alınmaya başlaması…

*Gerektiği zamanlarda askeri darbelerle rejimin dizayn edilmesi…

*Ülkemizin, “ABD’nin icazetleriyle” yönetilir hale gelmesi…

*1980’lerden sonra her yıl artan oranda borçlandırılmamız…

*Tarımdan koparılmamız, gıda konusunda bile dışarıya muhtaç hale getirilmemiz…

* “Üretim ekonomisi” yerine, “borç ekonomisi” sisteminin diretilmesi…

* “Üretim toplumu”ndan “tüketim toplumu”na geçişimiz…

*Türk Silahlı Kuvvetleri’nin; Ergenekon-Balyoz ve 15 Temmuz darbe girişimi operasyonlarıyla iyice yıpratılması…

*Çeşitli varyasyonlarla Ortadoğu bataklığına sürüklenmemiz…

Bunlar ve yaşadığımız benzer olaylar, tesadüf mü?

Tesadüf olabilir mi?

PKK, nereden çıktı?

IŞİD, durup dururken nereden geldi?

Başımıza bu kadar “bela” nereden üşüştü?

Irak ve Suriye, neden işgal edildi?

Ortadoğu, neden yangın yeri?

Neden Hıristiyan dünyasında savaş yok da, İslam dünyası neden kan gölü?

Neden Müslüman Müslüman’ı öldürüyor?

 

Sizi biraz eskilere götüreceğim

Lütfen okumaya devam edin!

Sizi biraz tarihin derinliklerine götüreceğim.

Çünkü son yıllarda ve bugün yaşadığımız olaylar, tamamen geçmişte yaşanan olaylarla bağlantılı.

Geçmişte yaşadığımız olayların devamı…

Yani, yaşadığımız olaylar tesadüf değil.

Planlanmış, programlanmış, senaryosu yazılmış olaylar…

Emperyalist devletler oynuyorlar, bizler de “rol sıramız geldiğinde”, “rolümüz kadar” sahnede görünüyoruz.

Senaryoyu bozabilir miyiz, kendi başımıza senaryo yazabilir miyiz, tarihin akışını değiştirebilir miyiz, yazının sonunda değineceğim.

 

Geçmişte neler yaşanmıştı?

Son 100 yıla bakmalıyız.

Öyle ayrıntılı değil, satırbaşlarıyla…

Osmanlı Devleti’ni kim yıktı?

Osmanlı Devleti’ni yıkan Batı, yani emperyalist devletler…

Nasıl yıktılar?

“Etnik ve dinsel ayrımcılık” yaratarak…

Başta Kürtçüleri ve Ermenileri kullanarak Osmanlı’yı paramparça ettiler.

1923 yılında, Atatürk ve arkadaşları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletimizi kurdu.

Atatürk, sağlığında tamamen “bağımsız” bir politika izledi.

Bağımsız ve laik bir politika…

Kurtuluş savaşını emperyalist ülkelere karşı kazanmıştı, kimseye minneti yoktu.

1930 yılında, tam bağımsızlığın simgesi olarak, ülkemizdeki ABD okullarının kapısına kilit bile vurmuştu.

Türkiye’nin bağımsızlığı ve “Siyasal İslam”dan uzak devlet yönetimi 1945 yılına kadar sürdü.

Peki, 1945 yılında ne oldu?

Şu oldu…

2.Dünya Savaşı bitmişti, iki dev, iki egemen ülke Amerika ve Sovyetler Birliği Yalta Konferansı’nda oturdular, dünyayı paylaştılar.

Türkiye, ABD tarafında kaldı.

Sovyetler Birliği Türkiye’den toprak ve üs istiyordu, ABD’ye sığındık, “Bizi komünistlerden kurtar” dedik, gittik ABD’nin kucağına oturduk.

Oturuş, o oturuş…

71 yıldır ABD ile güya “stratejik ortak”ız.

71 yıldır ABD’nin ekonomik, siyasal ve sosyal kontrolü altındayız.

İster kabul edelim ister etmeyelim, gerçeğimiz bu!

 

40 yıl devam eden soğuk savaş                                    

Dünya, 1945 yılından 1984 yılına kadar, tam 40 yıl “soğuk savaş” dönemini yaşadı.

İki süper güç ve bu süper gücün kontrolü altındaki ülkeler.

Dediğim gibi, Türkiye de ABD’nin kısmetine düşmüştü.

ABD, Türkiye’yi aldı kendine göre yeniden dizayn etti.

Sadece Türkiye’yi değil, kendine kalan Sovyetler Birliği’nin güneyindeki diğer ülkeleri de…

Sovyetler Birliği “komünist” ya, çevresindeki ülkelerin “siyasi İslamcı” ülkeler olması gerekirdi.

Etrafı siyasi İslamcı ülkelerle çevrili olsun ki, Sovyetler Birliği fazla yayılamasın!

İşte devletimiz de bu felsefe doğrultusunda yeniden yapılandırıldı.

Bağımsızlık unutuldu…

ABD okulları yeniden açıldı…

Din ağırlıklı eğitim ön plana çıkarıldı…

Devlet yönetiminde dinci kadroların etkinliği artırıldı…

Dinci grupların yeşermesine izin verildi…

Hızla “ılımlı İslam”a doğru yol almaya başladık…

 

Geldik 1984 yılına…  

Biliyorsunuz, 1984 “soğuk savaş”ın bittiği yıl.

Emperyalist ülkelerin, Osmanlı’dan sonra Sovyetler Birliği’ni de dize getirdiği yıl.

Emperyalist ülkeler, çok uluslu Osmanlı’yı hangi yöntemle dağıtmışsa, yine aynı yöntemle çok uluslu Sovyetler Birliği’ni de dağıttı.

Dinsel gericilik ve etnik bölücülükle…

Osmanlı’yı dağıtırken kazandıkları deneyimi Sovyetler Birliği üzerinde de uyguladılar, yüzde yüz başarı kazandılar.

Sovyetler Birliği de tıpkı Osmanlı gibi paramparça oldu.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla iş bitti mi?                              

Bitmedi…

Çoğu kişi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla emperyalist ülkelerin artık bölgeyi rahat bırakacağını sanıyordu.

Yanıldılar…

Emperyalist ülkeler, yeni hedefler belirledi, yeni projeler ortaya koydu.

Neydi bu proje?

Büyük Ortadoğu Projesi…

Kısa adıyla BOP…

Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme projesi…

Ülkeleri parçalayıp, küçük küçük devletler kurma projesi…

İşte şimdi bu proje, bu senaryo devrede!

Ülkemiz de hedef ülkeler, üzerinde operasyon yapılacak ülkeler arasında.

Yaşadığımız olaylar, bu senaryonun birer sahnesi.

 

1984 yılında neler yaşamıştık, bir hatırlayın!                               

Hiç vakit kaybetmediler…

Sovyetler Birliği dağılır dağılmaz, hemen Türkiye’de düğmeye bastılar.

1984, Türkiye’de etnik bölücüler ve dinsel ayrımcıların ilk düğmeye bastığı yıldır.

Önce İBDA-C diye dinci bir örgüt ortaya çıktı, devletimize karşı savaş açtı.

Arkasından PKK sahne aldı, ilk silahlı eylemini yaptı.

İkisinin de amacı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ortadan kaldırmaktı.

İkisi de ABD destekliydi…

Daha sonra diğer dinci ve bölücü gruplar devreye girdi.

Ve hem ülkemizde hem coğrafyamızda, o yıldan bu yana, emperyalist ülkelerin bölücü çalışmaları devam ediyor.

Osmanlı’yı dağıttılar…

Sovyetler Birliği’ni dağıttılar…

Şimdi sıra bizim coğrafyamızda!

Türkiye’de yaşadığımız olaylara bu gözle bakın!

Irak ve Suriye’de yaşanan olaylara bu açıdan bakın!

Senaryoyu yazmışlar, oynuyorlar…

Bizler de “rol sıramız” geldiğinde, bize biçilen rol kadar sahnede görünüyoruz.

Bu senaryoyu değiştirebilir miyiz?

Değiştirebiliriz…

İmkânsız diye bir şey yok!

Zor, ama imkânsız değil!

Bunun için ikinci bir Kurtuluş Savaşı vermemiz şart!

Bu yazı toplam 2434 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
halis
17 Ekim 2016 Pazartesi 18:11
18:11
harika bir yazı kutlarım olaylar iyi analiz edilmiş
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim