• BIST 107.359
  • Altın 151,681
  • Dolar 3,6702
  • Euro 4,3105
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

Büyükşehir Belediyesi bu fuara ilgi gösterecek mi, çok merak ediyorum

M.Tanzer Ünal

Tamam…
Görüntüye diyecek yok!
Çiçek, böcek, otlayan kuzular, başlarında çoban…
Bir kentin “büyükşehir” olması için bunlar yeterli mi?
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin temel konularda vizyonu ne?
Örneğin toplu taşıma konusunda…
Gidiyoruz görüyoruz, bizim ölçeğimizdeki pek çok kent toplu taşıma sorununu çözmüş.
Bursa, Antalya, Konya, Kayseri…
Yıllardır hafif raylı sistemle yolcu taşıyorlar.
Doğrusu da bu!
Bir kentte “metro” veya “hafif raylı sistem” yoksa, o kente “büyük kent” demek mümkün değil.
Biz ise Kocaeli olarak yıllardır toplu taşımada “minibüslere” mahkûm edildik.
Toplu taşımada “minibüs vizyonu” na sahibiz.
Bu kötü vizyondan kurtulmak için hiçbir gayret yok!
İşte geçenlerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Mastır Planı açıklandı, içinde hafif raylı sistem konusunda tek kelime yok.
Başkan İbrahim Karaosmanoğlu, yıllar önce “İzmit raylı sisteme uygun değil” diye bir söz söyledi, bu söz Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşıma konusunda vizyonu oluverdi.
İzmit, raylı sisteme uygun değilmiş?
Neden?
Her taraf dağ bayır…
İyi de, hafif raylı sistem sadece düzlük kentlerde mi uygulanıyor?
Bunlar dünyadaki uygulamaları görmüyorlar mı?
*********
Şimdi bütün bunları neden yazdım?
Gördüğüm bir “fuar ilanı”, benim hafif raylı sistem ile ilgili derdimi depreştirdi.
Fuarın ismi, Eurasia Rail 2013…
3. Demiryolu Hafif Raylı Sistemler Altyapı ve Lojistik Fuarı…
*7-9 Mart 2013 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde açılacak.
*Katılımcı ülke sayısı, 21…
*Katılan firma sayısı, 160’ı yabancı, 121’i yerli toplam 281 firma…
*Organizatör, Türkel Fuarcılık.
Fuarla ilgili bilgiler böyle.
Fuar, sadece ülkemize değil, bölgedeki tüm ülkelere hitap ediyor.
Özellikle yerel yönetimlere…
Şimdi merak ediyorum, acaba Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, burnunun dibine kadar gelmiş bu fuarla ilgilenecek mi?
Başkan Karaosmanoğlu ve teknik yardımcıları bu fuara gidecek mi?
Kim bilir, belki gidip görseler, kendilerinde hafif raylı sistem konusunda bir ufuk açılır.
Toplu ulaşımı minibüslerle yapmaktan vazgeçerler ve bizleri utandırırlar…
Olur mu, olur…

O lisenin renkleri neden sarı-siyah?
********
“O lise” dediğim, İstanbul Lisesi.
Hani bünyesinden İstanbulspor Kulübü’nü de çıkaran lise…
Okulun ve kulübün renkleri sarı-siyahtır.
Neden diye soracak olursanız, nedeni şu:
Çanakkale Savaşları devam ederken lisenin son sınıf öğrencileri topluca karar alıp, gönüllü olarak Çanakkale’ye savaşa giderler.
Hepsi de şehit olur.
İşte bu yüzden, okulun sarıya boyalı duvarlarını çevreleyen ahşaplar siyaha boyanır.
Böylece tüm son sınıf öğrencileri için matem tutulmuş olur.
Bu okulda Çanakkale Savaşları’nda özel törenler yapılır.
Önceki yıl yapılan törenlerde, okulun tarih öğretmeni Gül Yayla önemli bir konuşma yaptı.
Bu konuşma metnini dikkatle okumanızı rica ediyorum.
O günleri unuttuk, bakın bugün ne haldeyiz!
“Sayın misafirlerimiz, sarı-siyahlı camianın değerli mensupları, sevgili arkadaşlarım ve sevgili öğrencilerim,
Bir 18 Mart töreninde; nedense adı son zamanlarda "Şehitleri Anma Günü" olarak değiştirilmiş olan "Çanakkale Zaferi"ni kutladığımız günde beraberiz.
Bugün 18 Mart 2011. Yani 18 Mart, 96 yıl sonra bugün; Çanakkale Zaferleri'nin simgesel kutlama günüdür. Simgesel diyorum çünkü Çanakkale Savaşları 1916'ya kadar devam etmiştir.
Elbette Deniz Savaşları'nın kazanıldığı gündür 18 Mart. Ancak kara savaşları bütün hızıyla aylarca devam eder.
Tarihin en kanlı savaşlarındandır.
Çanakkale Kara Savaşları. Gelibolu gibi ufacık bir kara parçasında; deyim yerindeyse avuç içi kadar bir toprakta yaşanır.
Öyle ki; ölen insanlar ayağa kalkacak olsa, savaştıkları alana sığmaz.
Çanakkale Kara Savaşları'ndan söz etmeden; böyle bir günü yalnızca "anma" gününe çevirenlerin zihniyetleri, gerçeklere, tarihe ve bize uzaktır.
Bu savaşların baş sorumlusu İngiliz Bahriye Nazırı yani Denizcilik Bakanı Churchill şöyle diyor:
"Yenilmez armadamızın üçte biri sulara gömüldü. Üçte biri kullanılamaz hale geldi. Başarısızlığımız savaşı 2,5 yıl uzattı. 8,5 milyon Avrupalı’nın ölümüne neden oldu. Rusya'da komünistler yönetimi ele geçirdi. Bu olaylar vuku bulurken, 30 milyon insan öldü… Biz Boğazı geçemeyince; Müslümanlar, diğer Asyalı’lar, Avrupa'nın ihtişamından şüphe etmeye başladılar. Biz Hindistan, Pakistan, Bengladeş' teki gücümüzü kaybettik; diğer Avrupalı’lar da sömürgelerindeki güçlerini..."
Evet! Churchill'in kendi ifadesidir. Çanakkale Savaşları'ndan 6 ay sonra, kendinin ifade ettiği başarısızlığından dolayı rütbeleri tenzil edilmiş, İngiliz Bahriye Nazırlığı'ndan istifa etmek zorunda kalmış, savaş konseyinden uzaklaştırılmıştır.
Çanakkale zaferimiz üzerine bir savaş lideri olarak görev yapmasına imkan kalmayınca, bir asker olarak ülkesine hizmet etmek istemiş, o zaman da kendisine tenzil-i rütbe ile ancak binbaşı rütbesine karşılık gelen tabur komutanlığı görevi verilmiştir.
Tarihin garip tecellilerindendir. Bir başka komutan Çanakkale Savaşları'ndaki başarılarından dolayı Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseltilmiştir.
Tümgenerallik rütbesini getiren Arıburnu, Anafartalar, Conkbayırı, Kireçtepe isimleriyle özetlenebilecek zaferleridir. Biz O'na Atatürk dedik.
Çanakkale Savaşları, Gökten saf saf inen sakallı, sarıklı, yeşil cüppeli ruhani varlıklar tarafından kazanılmadı.
Çanakkale Savaşları, aniden bastıran sisler, 3'ler 7'ler 40'lar nedeniyle de kazanılmadı.
Çanakkale Savaşları "dinlerin savaşı" dır diyenler ne büyük hata içindedirler...
Siz hazırlıktayken birlikte görmedik mi İngiliz mezarlıklarındaki Müslüman İngiliz askerlerinin isimlerini?
Bundan daha vahimdir, Çanakkale'de kıran kırana bir mücadele yaşanıyorken, güneyde Müslüman Araplar'ın, İngilizler'le ittifak yaparak, yine Müslüman olan Türklere saldırması...
Bunları mutlaka bilmelisiniz...
Çanakkale dinlerin savaştığı yer değildir. Devletini ve başkentini kurtarmaya çalışan Türkler'in, emperyalist batıyla yüz yüze geldiği yerdir.
Çok dar boğazdır. Çok da zor...
"Çanakkale Zaferi"nden ya da "Şehitleri Anma Günü"nden söz ederken, Mustafa Kemal adını söylemekten çekinenler; ya da bilinçli olarak söylemeyenler hakkında verilecek hükmü size bırakıyorum...
Diyor ki Mustafa Kemal Atatürk; "Millet boşuna ölmez, kan boşuna dökülmez. Eğer zaferler o milletin hayatında derin değişiklikler yapmazsa ve de ona milli güven sağlamazsa, bazı budalaların, onunla böbürlenmesinden başka bir işe yaramaz."
Çanakkale Savaşları ve Zaferleri Türklerin hayatında derin değişiklikler yaptı.
Öncelikle; Mustafa Kemal adı bayrak bayrak dalgalandı Anadolu'da. Bu zaferler, şayak kalpaklı, çakmak gözlü devin milli liderliğini hazırladı,19 Mayıs 1919'da Samsun'da Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatıyorken, O'nu Çanakkale'deki zaferleri nedeniyle tanıyan bir Anadolu halkı ile kucaklaştı. Şayak kalpaklı, mavi gözlü dev, Milletinin hayatında derin değişiklikler yaptı.
Hem de padişah olmadan, halifeliği kabul etmeden, Şeyh-şıh-hoca-derviş-evliya sıfatlarının arkasına sığınmadan, insanları, ümmeti olarak değil, milleti olarak arkasından sürükleyerek derin değişiklikler yaptı, ümmet ve kul iken daha kolay yönetilecek halkını, vatandaşlık bilincine ve birey olma özelliklerine kavuşturarak, derin değişiklikler yaptı milletinin hayatında.
Bu dev adam, 300 yıldır ihmal edilmiş, cehalete terk ve teslim edilmiş Anadolu bozkırından büyük bir vaha yarattı.
Bütün bunları okuyup-üfleyerek, dini siyasete alet ederek, yüzyıllardır olageldiği gibi gücünü arttırabilmek için sırtını din adamlarına dayayarak yapmadı...
Ülkemin umudu, yaşlanacağım günlerin sigortası olan gençler; siz İstanbul Liseliler bunları mutlaka bilmelisiniz. Unutmamalısınız…
Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamaz.
Bu görüş ve anlayışla; iyi düşünen ve düşündüklerini uygulayan, hiçbir kurum, kişi ya da cemaatin sizin düşüncelerinize hükmedemediği, özgürlüğün bedelini çok ağır ödemiş bir milletin mensubu olarak, özgürlüğün değerini iyi bilen, hiçbir bedel karşılığında düşüncelerini ve kimliğini satılığa çıkarmayan, bilgilerini şu veya bu türlü dogmalardan değil, bilimden kaynaklandıran bireyler olacağınıza inanıyorum…”

Bu yazı toplam 1022 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim