• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 16 °C

Cadı avında şimdi sıra memurlarda…

M.Tanzer Ünal

Askeriyede başladı…

Poliste başladı…

Yargıda başladı…

Şimdi “cadı avı”nda sıra memurlarda!

Tüm kamu görevlilerinde…

Nereden mi belli?

Önceki akşama doğru ilk sinyalleri geldi.

İzinler kaldırıldı…

İzinde olanlar geri çağırıldı…

Dahası, yurt dışına çıkışları yasaklandı.

Bu kararlar ne için alınmış olabilir?

Şunun için…

Diyorlar ki…

Haber veriyorlar ki…

Operasyon; askeriye, polis ve yargı ile sınırlı kalmayacak.

Tüm kamu görevlilerini kapsayan büyük bir liste hazırlanıyor.

Bakanlıkların tamamında “ayıklama” yapılıyor.

Eli kulağında, bugün yarın, en büyük cadı avının listesi açıklanacak.

Sizce kaç kişilik listedir?

Ben, 80-100 bin civarında bekliyorum.

Önce açığa alacaklar, sonra ikinci bir kararla bir kısmına “gözaltı” kararı çıkaracaklar.

Baksanıza, sadece İçişleri Bakanlığı’nda açığa alınanların sayısı 8 bin 777.

Şimdiye kadar açığa alınan diğerlerini de katarsak, 130-140 bin kişilik bir “mağdur grubu” yaratılacak.

“FETÖ” damgası vurup, herkesi aynı kazana atacaklar.

Tıpkı daha önce Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında yaptıkları gibi…

Altına da verecekler ateşi, verecekler ateşi!

Suçlu suçsuz çoğu kişi fokur fokur yanacak.

Bence hata ediliyor.

Öfkeyle ve kızgınlıkla, anlayıp dinlemeden, sorgusuz sualsiz bir kesim mağdur edilecek. 

Yanlış anlaşılmasın, elbette suçlular cezalarını çekmeli.

Ama yapılan bu değil.

Alelacele, önyargıyla birileri cezalandırılmak isteniyor.

“Bakın gördünüz mü, biz çok güçlüyüz, biz insanı böyle yaparız” diyebilmek için…

Bu kadar çok kişi hakkında, bu kadar dar zamanda; adaletli ve hakkaniyetli karar verebilmek çok zor!

Açığa alınan, gözaltına alınan ve tutuklanan kişileri, “tek kişi” olarak düşünmeyin!

Eşleri var, çocukları var, anneleri babaları ve kardeşleri var…

Neresinden baksanız, bir milyona yakın kişiyi mağdur ediyorsunuz.

Açığa almak, işsiz güçsüz kalmaktır.

Gözaltı; sıkıntıdır, itibarsızlaştırmaktır.

Tutuklama, o ailenin çöküşüdür.

Sefilliktir…

Üzüntüdür…

                                      **********

Gördüğüm kadarıyla, ayıklama “hoyratça” yapılıyor.

Özensiz…

Mesnetsiz…

İntikam duygularıyla…

Hak, adalet gözetmeden…

Bu işin vebali var.

Vebal altında kalmak, büyük yüktür.

Vicdanları sızlatır…

Huzursuz eder…

Karar verirken insan kendi kendine “Acaba yanılıyor muyum, acaba haksızlık ediyor muyum?” diye sormalı.

                            

Önümüzdeki günlerde…

Acımasızca başlatılan “cadı avı” sonucunda…

Binlerce kişi çalıştıkları işyerlerinden atılacaklar.

Mesleklerinden olacaklar…

Sokağa bırakılacaklar…

Ne yapacak bu insanlar?

Evlerine ekmek nasıl götürecekler?

Eşlerinin, çoluk çocuklarının yüzlerine nasıl bakacaklar?

Sokaktaki “sorunlu insan” sayısı azmış gibi, şimdi mevcutların üzerine yenilerini mi ekleyeceğiz?

Bunlar, en nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşları.

Devletin vatandaşlarına karşı yükümlülükleri var.

Ne yani, yoksa bunları vatandaşlıktan da mı çıkaracağız?

“Yok artık” demeyin, ülkeler böyle cinnet dönemlerinde olmayacak şeyler yaparlar.

Yazık olur…

İnanın yazık olur, hata olur!

Bir taraftan Suriyeli mültecilere vatandaşlık verilmesi düşünülürken, diğer taraftan binlerce evladımızın vatansız bırakılması, sağduyu sahibi herkesin tepkisini çeker.

Türkiye, olağanüstü bir dönemden geçiyor.

Sakin olmalıyız…

Ağırbaşlı olmalıyız…

Vicdanlarımızın sesini dinlemeliyiz…

Sonradan pişman olacağımız hareket ve kararlardan sakınmalıyız…

Uluslararası hukuk normları içinde kalmalı, hukuku zorlamamalıyız…

Başımızda yeteri kadar dert vardı…

Bunlara bir de “darbe derdi” eklendi.

Bu kadar dert bize yeter.

Eğer başımıza yeni dertler açarsak, korkarım, bunların altından kalkamayız.

Güzel vatanımıza yazık olur!

Tam yazımın bu yerinde, ekrana yeni bir haber düştü.

Milli Eğitim Bakanlığı, 15 bin 200 öğretmenin işine son vermiş.

Alın işte, bakanlıklarda operasyon başladı.

 

Aldatılanlar…

Gazetedeki haberi okuyunca, acı acı güldüm.

Darbe girişimine katılan erlerin çoğu, “Biz aldatıldık” diye ifade vermiş.

“Aldatılmak” sıkça kullanılan, çok tanıdık bir sözcük.

İktidar mensupları…

Hemen hemen her büyük olaydan sonra…

Kendilerini sorumluluktan kurtarmak için…

“Ne yapalım, biz aldatıldık” diye kendilerini savunmuşlardı.

Tamam da…

“Aldatıldık” demek iyi bir savunma yöntemi de…

“Aldatıldık” diyenlerin bazıları, iktidarda…

Bazıları, cezaevinde…

Bunda bir terslik yok mu?

 

 

“İdam” edebiyatı yaparak milletle dalga geçmeyelim

Dikkat ediyor musunuz?

Darbe girişiminden bu yana herkesin dilinde “idam”!

Tepki gösterilerine katılanlar, idam istiyor…

İktidar partisi AKP, “Bu konuyu muhalefetle konuşacağız” diyor…

CHP, “Hele bir getirsinler, bakarız” yaklaşımında…

MHP, “idam”a meyilli…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kanun önüme gelirse, imzalarım” kararında.

Dün öğleyin kısa süreliğine dışarı çıktım, baktım, yürüyüş yolu “İdam isteriz” bez afişleriyle dolu.

Anlaşılan, tüm yurtta “idam seferberliği” başlatılmış.

AKP, bu konuda milletin nabzını okşuyor.

                                               *******

Peki, sonuç ne olur?

İdam geri gelir mi?

Türkiye, Avrupa hukuk müktesebatını (tüzük, karar, yönerge) kabul etmiş bir ülke.

13 yıl önce kabul ettiğimiz için idamı kaldırdık…

Şimdi “İdam geri gelsin” naraları atıyoruz.

Gelsin…

“Ben Avrupa sevdasından vazgeçiyorum, Avrupa Birliği adaylık talebini geri çekiyorum” dersen ve gereğini yaparsan, idamı geri getirebilirsin.

Geri getirsen ne olacak?

İşe yaramaz.

Çünkü çıkarılacak yasa, çıkış tarihinden itibaren yürürlüktedir.

Geriye işlemez.

İşletemezsin, çünkü dünyada böyle bir uygulama yoktur.

Bu nedenle, darbe yapanları idam edemezsin.

Hal böyleyken…

İdam naraları atmak…

Milleti galeyana getirmek…

Milleti aldatmaktan, milletle dalga geçmekten, idamı siyasi malzeme olarak kullanmaktan başka bir şey değildir.

Dikkat ediyor musunuz?

Zaten anormaldik, darbe girişiminden sonra iyice anormalleştik.

Gücümüzü “nasıl daha fazla anormalleşiriz” diye harcayacağımıza, normalleşmeye bakalım.

Bizim normalleşmeye ihtiyacımız var.

Anormal çizgide yürümeye devam etmek, bizi felakete götürür.

Bu yazı toplam 3483 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Murat akben
20 Temmuz 2016 Çarşamba 02:08
02:08
Bu yazıyı şehit olan vatan evlatlarinin ailelerine gidip okumanızı çok isterim
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim