• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Çalınan “Çanakkale” ruhu…

Nihal Özgirgin

Zannediyorum duymuşsunuzdur…

Dünyaca ünlü aktör Russel Crowe Çanakkale savaşı ile ilgili “The Water Diviner” adlı bir film çekti.

Çekimlerinin bir kısmı ülkemizde gerçekleştirilen filimde Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz gibi oyuncular da rol aldı.

Aralık ayında da ülkemizde “Son Umut” ismiyle vizyona girecek bu filmin tanıtım çalışmaları esnasında Crowe ülkesi olan Avustralya’da katıldığı bir televizyon programında söylediği “artık gerçekleri önümüze koymamız gerekiyor, bizler o gün hür ve bağımsız bir ülkeyi bize hiçbir çıkar sağlamadığı halde işgal ettik” minvalindeki sözleri ile özellikle kendi ülkesinde eleştirilere maruz kaldı.

Zaten filmin hazırlığı esnasında Çanakkale Savaşı’nda Türk’lerin kaybettiği insan sayısını duyduğunda şaşırdığını, bu kadar kaybın yaşandığını bilmediğini basına ifade etmişti.

Russel Crowe’un söylediği söz açıkçası beni etkiledi…

Çünkü tarihe objektif olarak bakıldığında Crowe sözlerinde hakikaten haklı.

Zira bu savaşa katılmak Avustralya’ya hiçbir menfaat sağlamamıştır.

Üstelik İngilizler savaşa kendi askerleri yerine kendilerine bağlı milletlerin askerlerini göndermiştir ki Avustralya bunlardan biridir.

Basına yansıyan bu haberden sonra Çanakkale Muharebesinin bizler için ne ifade ettiği tekrar düşündüm.

Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan bu savaş sayesinde ülkemizde kurtuluş ruhu oluşmuş, bu topraklarda yaşayan tüm etnik kimlikler “tek yürek ve tek millet” halinde bu vatanın kurtuluşu için mücadele vermiştir.

Yani yeni bir devletin temelleri bu savaşın kazanılması sayesinde atılmıştır.

Ve yeni devleti oluşturan bu “tek yürek tek millete” ise “Türk milleti” adı verilmiştir.

Aradan geçen 96 yıl boyunca gelinen noktaya bakıldığında ise artık milletimizde var olan Çanakkale ruhunun çalındığını, Türklük kavramının “ırkçı etiketlemeler ile” içinin boşaltılmaya çalışıldığını hepimiz görmekteyiz.

Öyle ki sokaktaki vatandaşın günlük konuşması esnasında dahi Türk olmak ile ilgili bir mevzu geçtiğinde, birçoğunun kendisini Türk olmaktan ziyade “insan veya dünya vatandaşı” olarak ifade etmesi, sıkça şahit olduğum önemli bir husus.

Bu nedenle son yirmi yıldır milletimiz üzerinde yaratılan “kendi tarihiyle yüzleşme ve dünya vatandaşlığı” metaforunun esas amacının “tek millet” olma ruhunu kaybettirmeye yönelik olduğunu düşünenlerdenim…

Dolayısıyla Çanakkale Savaşı ile ilgili bir film Avustralya asıllı bir kişide özür dileme isteği uyandırırken, aynı konu hakkında “Gallipoli” ismiyle film çeken Türk asıllı yönetmenin konu anlatım biçiminin ise sanki oraya işgale değil de milletler arası diyaloğa gelindiği gibi “insani”  bir anlatıma dönük olmasına da şaşırmıyorum…

Ancak dedeleri vatan uğruna “tek yürek” olarak can veren “bir milletin” evlatlarının dedelerinin kemiklerini sızlatmaktan çekinmemesine hayret ediyorum!...

Çalınan Çanakkale ruhunun milletimizde tekrar tecelli edilmesi dileğiyle…

Saygılarımla…

Bu yazı toplam 1509 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim