• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 2 °C

Cami ve gençlik (1)

Mehmet Sönmezoğlu

Yüce dinimizin temel müesseselerinin en başta geleni hiç şüphesiz ki, cami ve mescidlerdir. Cami ve mescidler, Cenâb-ı Allah’ın yeryüzündeki evi konumunda olan Kâbe’nin şubeleridir.

 

Mescid, “Allah’a secde edilen yer” demektir. Cami ise; toplayan, bir araya getiren manasına gelir. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde cami yerine mescid kelimesi kullanılmıştır. Ancak halk arasında mahallelerdeki küçük ibadet yerlerine mescid, daha büyük olanlarına ise cami denilmektedir. Hadis-i şeriflerde cami ve mescidler, “Cennet bahçesi” (Tirmizî, Deavât, 82) ve “Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri” (Müslim, Mesâcid, 288) olarak nitelendirilmiştir.

 

Camiler mü’minleri Allah’ın birliği etrafında toplayan; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının olgunlaşmasını sağlayan İslam’ın kutsal ibadet mekanlarıdır. Dil, renk, ırk ve kültür farkı gözetilmeksizin milyonlarca insan, her gün camilere gider ve omuz omuza saf tutar, ibadet eder ve huzur bulurlar.

 

Camiler; İslam tarihi boyunca sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık için önemli hizmetler görmüş; insanlara barış, huzur ve güven telkin etmiş;  asırlarca ilim, bilim ve ilerlemenin mektebi, birlik ve beraberliğin merkezi olmuştur. Dinimizde icra ettikleri önemli fonksiyonlar nedeniyle bu güzide müesseselerin inşasına, maddî ve manevî imarlarına büyük önem verilmiş; Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde mescidleri imar edenler övülmüştür. (Bkz. Tevbe, 9/18; Buharî, Salat, 65; Müslim, Mesâcid, 24)

 

Mescidlerin imar edilmesi demek; hem mescidlerin inşası, bakımı, onarımı, temiz tutulması; hem de içerisinde ibadet edilmesi, aslî fonksiyonlarının yerine getirilmesi delmektedir. Camileri imar etmenin en iyi yolu bu kutsal mekanları cemaatsiz bırakmamaktır. Camilerin süsü içinde namaz kılan cemaattir. Camiler ne kadar bakımlı olursa olsun, içerisinde ibadet eden cemaat yoksa imar edilmiş sayılmaz. Bu maksatla beş vakit namazın camilerde kılınmasını teşvik eden Peygamber Efendimiz (s.a.s.), cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Riyâzü’s-Sâlihin, C. 2, H. No. 1068)

 

İslam ve Gençlik

Yüce Allah’ın en güzel surette yarattığı insanın en verimli olduğu dönem gençlik çağıdır. İnsan hayatı; çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık gibi belli başlı dört devreden oluşur. Bu devrelerden gençlik, Yüce Allah’ın bizlere bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. Bu nedenle kıymeti iyi bilinmelidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) gençlik nimetinin önemine dikkatimizi çekerek: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil; ihtiyarlamadan önce gençliğinin, ölüm gelmeden önce hayatının, hasta olmadan önce sağlığının, meşguliyetten önce boş vaktinin, yoksulluğa düşmeden önce zenginliğinin kıymetini bil” (Müslim, İmare, 46) buyurur.

 

Gençliğin değerinin bilinmesi, her türlü kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, Allah’a karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmek, ailesi ve ülkesine karşı sorumlulukları yerine getirmekle mümkün olur. Hem dünya, hem de ahiret mutluluğunu kazanmak isteyen gençler,  ömrünün en verimli çağını oyun, eğlence gibi boş ve faydasız şeylerle heba etmemeli, bu fırsatın bir gün elden gideceğini düşünerek kendisi, ailesi ve milleti için hayırlı ve faydalı şeyler yaparak en iyi şekilde değerlendirmelidir. İşte o zaman gençliğin değeri ve önemi bilinmiş olur.

 

İnsanoğlu, gençlik döneminin de hayatının da geçici olduğunu unutmamalıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bu gerçeği bize şöyle haber veriyor: “Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” (Hadîd, 57/20) Bundan dolayı hayatın en verimli çağı olan gençlik dönemi ibadetlerle, hayırlı işlerle değerlendirilmelidir.

 

Kıyamette sorguya çekileceğimiz konulardan biri de hayatımızın en önemli devresi olan gençlik dönemidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), insanın kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden ve gençliğini nerede yıprattığından hesaba çekileceğini haber vermiştir. (Tirmizî, Sıfâtü’l-Kıyâme, 1)  Bundan dolayı hesap günü gelmeden evvel gençlik nimeti en iyi şekilde değerlendirilmelidir.

 

Hz. Peygamber  (s.a.s.)’in pek çok hadis-i şerifinde inançlı gençliğe verilen büyük önem açıkça görülmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde, Yüce Allah’ın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, arşın gölgesinde gölgelendirilecek yedi sınıf insan arasında “Rabbi’ne ibadet ederek yetişen gençleri” de zikretmiştir. (Buharî, Ezan, 36)

(Haftaya devam edecek)

Bu yazı toplam 2121 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim